ABD Temsilciler Meclisi Demokrat üyesi Ro Khanna, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’sında düzenlediği üç günlük ziyaret sırasında İsrailli yerleşimciler tarafından kısa süreliğine alıkonulmasının ardından, fiilin failleri hakkında İsrail makamlarınca dava açılması çağrısında bulundu. Khanna, ziyaret kapsamında birkaç Filistin topluluğunu ziyaret etmiş ve bölgede yerleşimci şiddetinin arttığına tanıklık etmişti.
Olayın Arka Planı ve Khanna’nın Ziyareti
California’nın 17. seçim bölgesini temsil eden Kongre üyesi Khanna, 10-13 Ağustos tarihleri arasında İsrail ve Batı Şeria’yı kapsayan bir gezi düzenledi. Gezinin amacı, bölgedeki insani durumu yerinde görmek ve Filistinli topluluklarla doğrudan temas kurmaktı. Khanna, ziyareti sırasında Nablus yakınlarındaki Huwara kasabası ve Ramallah çevresindeki mülteci kamplarını ziyaret etti. Edinilen bilgilere göre, Khanna’nın konvoyu, Batı Şeria’nın kuzeyinde bir kontrol noktasından geçerken bir grup silahlı İsrailli yerleşimci tarafından durduruldu. Yerleşimciler, Khanna ve beraberindeki heyete yaklaşık 20 dakika boyunca çıkış izni vermedi. Khanna, olayı “kabul edilemez bir korkutma girişimi” olarak nitelendirdi.
Khanna, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik sistematik bir sindirme ve şiddet var. Yerleşimcilerin yasal dokunulmazlık zırhı ardında hareket etmeleri, uluslararası hukukun açık ihlalidir. Sorumlular hakkında derhal dava açılmalıdır.” ifadelerini kullandı. Kongre üyesi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya da doğrudan seslenerek, “Yerleşimci şiddeti, iki devletli çözümün önündeki en büyük engellerden biridir. Netanyahu hükümeti bu şiddeti durdurmak için somut adımlar atmalıdır.” dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Yerleşimci Şiddeti Artıyor
Khanna’nın yaşadığı olay, son aylarda Batı Şeria’da giderek artan yerleşimci şiddetinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi’nin (OCHA) verilerine göre, 2023 yılında Batı Şeria’da yerleşimciler tarafından Filistinlilere yönelik 1.000’den fazla şiddet olayı kaydedildi. Bu rakam, bir önceki yıla göre yüzde 50’lik bir artışı temsil ediyor. Olayların büyük çoğunluğu, Filistinlilere ait zeytinliklerin tahrip edilmesi, evlerin taşlanması ve fiziksel saldırılar şeklinde gerçekleşiyor.
ABD’nin bölgedeki pozisyonu, Khanna’nın çağrısına rağmen karmaşık bir görünüm sergiliyor. Biden yönetimi, İsrail’in güvenlik kaygılarını anlayışla karşıladığını belirtmekle birlikte, yerleşimci şiddetini kınıyor. Ancak Washington, İsrail’e yönelik askeri yardımı kesmek veya yaptırım uygulamak gibi somut adımlar atmaktan kaçınıyor. Öte yandan, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, yerleşimci şiddetini “savaş suçu” olarak nitelendiriyor ve İsrail’i uluslararası hukuka uymaya çağırıyor. Khanna’nın olayı, ABD Kongresi’nde Filistin yanlısı seslerin güçlenmesine yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin Filistin meselesine verdiği geleneksel desteği ve İsrail’in işgal politikalarına yönelik eleştirilerini daha da güçlendirecek bir arka plan oluşturuyor. Türkiye, BM ve İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde Filistinli sivillere yönelik yerleşimci şiddetini kınamaya devam edecektir. Ancak Ankara’nın, ABD’li bir kongre üyesinin şahsi deneyimi üzerinden İsrail’e yönelik yeni bir diplomatik girişim başlatması beklenmiyor. Bununla birlikte, bölgede artan tansiyon, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki enerji politikaları ve İsrail ile olası normalleşme adımları üzerinde dolaylı etkiler yaratabilir. Türkiye, iki devletli çözüm vizyonunu savunmaya devam ederken, Khanna’nın çağrısı, uluslararası kamuoyunda işgal altındaki topraklardaki insan hakları ihlallerine dikkat çekmek için bir fırsat olarak değerlendirilebilir.