Fransa'da 2027 cumhurbaşkanlığı seçimlerine yedi ay kala, aşırı sağcı Ulusal Birlik (Rassemblement National - RN) partisi anketlerde açık ara önde görünüyor. Oy verme niyetleri, senato seçim sonuçları ve merkez blokun tıkanıklığı, Marine Le Pen'in yolunun açık olduğu izlenimini güçlendiriyor. Ancak tüm göstergeler gerçekten yeşil mi? Jordan Bardella ve partisinin karşı saldırısı nasıl okunmalı?
RN'in Yükselişi ve Merkez Blokun Çöküşü
Son aylarda yapılan anketler, Marine Le Pen'in ilk turda %30'un üzerinde oy alabileceğini gösteriyor. 2022 seçimlerinde %23,15 oy alan Le Pen, bu kez daha geniş bir seçmen kitlesine hitap ediyor. Ekonomik hoşnutsuzluk, göçmenlik endişeleri ve iktidardaki merkez koalisyonun (Ensemble) erimesi, RN'in oyunu artırıyor. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un ikinci döneminde yaşanan siyasi krizler, özellikle emeklilik reformu ve göç yasası etrafındaki tartışmalar, merkez seçmeni yıprattı. Senato seçimlerinde de RN beklenenin üzerinde bir performans sergileyerek yerel düzeydeki nüfuzunu artırdı. Merkez blok ise hem sağdan hem soldan erozyona uğruyor; Macron'un partisi Rönesans, anketlerde %15-20 bandına sıkışmış durumda.
Sol ittifak Yeni Halk Cephesi (Nouveau Front Populaire) ise iç çekişmelerle boğuşuyor. La France Insoumise (LFI) lideri Jean-Luc Mélenchon'un tartışmalı söylemleri, sol seçmenin bir kısmını RN'e veya çekimserliğe itiyor. Sosyalist Parti ve Yeşiller ise kendi kimliklerini korumaya çalışırken, ittifakın geleceği belirsiz. Bu parçalanmış tablo, RN'in ikinci tura kalma şansını artırıyor.
Jordan Bardella ve Karşı Saldırı Stratejisi
RN'in genç yüzü Jordan Bardella, partinin normalleşme stratejisinde kilit rol oynuyor. 28 yaşındaki Bardella, sosyal medyayı etkili kullanarak genç seçmenlere ulaşıyor ve Le Pen'in mirasını daha yumuşak bir dille paketliyor. Son dönemde parti, ekonomik programını daha somut vaatlerle güçlendirmeye çalışıyor: enerji fiyatlarında indirim, vergi reformu ve göçmenlikte sıkı kontrol. Bardella'nın eşi ve partinin diğer isimleriyle birlikte yürüttüğü kampanya, RN'i sadece protesto partisi olmaktan çıkarıp iktidara hazır bir alternatif olarak konumlandırmayı hedefliyor.
Ancak RN'in önünde hâlâ engeller var. Cumhuriyetçi cephe (front républicain) geleneği, ikinci turda sol ve merkez seçmenin RN'e karşı birleşmesini sağlayabilir. 2024 genel seçimlerinde bu taktik kısmen işledi ve RN'in mutlak çoğunluğunu engelledi. Ayrıca Le Pen hakkında devam eden yargı süreçleri ve Avrupa Parlamentosu fonlarına ilişkin soruşturma, partinin itibarını zedeleyebilir. Ekonomik kriz ve enflasyon gibi faktörler RN'in işine gelse de, seçim kampanyası sırasında yaşanabilecek beklenmedik gelişmeler dengeyi değiştirebilir.
Uluslararası bağlamda ise Fransa'daki bu yükseliş, Avrupa genelindeki aşırı sağ dalgasının bir parçası. Almanya'da AfD, İtalya'da Meloni, Hollanda'da PVV gibi partiler benzer bir ivme yakalamış durumda. Fransa'da RN'in iktidara gelmesi, AB'nin göç, iklim ve dış politika gündemini derinden etkileyebilir. Özellikle NATO ve Rusya-Ukrayna savaşı konusunda RN'in pozisyonu, Batı ittifakında çatlak yaratabilir. Ukrayna'ya askeri yardım ve Rusya'ya yaptırımlar konusunda RN daha temkinli bir çizgi izliyor. Bu da Paris'in Avrupa'daki liderlik rolünü zayıflatabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'da RN'in güçlenmesi, Türkiye-AB ilişkileri ve Türkiye'nin Avrupa'daki konumu açısından dikkatle izlenmeli. RN, tarihsel olarak Türkiye'nin AB üyeliğine karşı bir tutum sergiliyor ve göçmenlik karşıtı söylemi Türk toplumunu da etkileyebilir. Ancak RN'in iktidara gelmesi, Fransa'nın AB içindeki motor rolünü zayıflatıp Türkiye'ye alan açabilir. Ayrıca savunma işbirliği ve ekonomik ilişkilerde pragmatik bir yaklaşım benimsenebilir. Türkiye, Fransa'daki gelişmeleri yakından takip ederek olası bir RN iktidarına karşı diplomatik hazırlık yapmalı.