Almanya'nın doğusundaki bir kasabada belediye meclisi, Holokost kurbanlarının evlerinin önüne yerleştirilen anı plaketlerinin (Stolpersteine) artık konulmaması yönünde karar aldı. Meclis, bunun yerine bir mezarlıkta toplu bir anıt inşa edileceğini açıkladı. Karar, ülke çapında hafıza kültürü ve Holokost'un anılması konusunda yeni bir tartışma başlattı.
Stolpersteine Geleneği ve Kararın Arka Planı
Stolpersteine (tökezleyen taşlar), Alman sanatçı Gunter Demnig tarafından 1990'lı yıllarda başlatılan bir projedir. Bu küçük pirinç plaketler, Nazi döneminde zulme uğrayan, sürgüne gönderilen veya öldürülen Yahudiler, Romanlar, engelliler, eşcinseller ve siyasi muhaliflerin son bilinen ikametgahlarının önündeki kaldırımlara yerleştirilir. Bugüne kadar Avrupa genelinde 100 binden fazla Stolpersteine döşenmiştir. Ancak bu uygulama, bazı yerel yönetimler ve mülk sahipleri tarafından tartışmalı bulunuyor. Kararın alındığı kasaba meclisi, plaketlerin kaldırımda yürüyen insanlar için rahatsızlık yarattığını ve bakımının zor olduğunu öne sürdü. Ayrıca, bazı ailelerin bu taşların evlerinin önüne konulmasından rahatsız olduğu belirtiliyor. Meclis sözcüsü, "Artık bu uygulamaya son veriyoruz. Bunun yerine mezarlıkta merkezi bir anıt oluşturacağız. Böylece hem saygı hem de kalıcılık sağlanacak" dedi. Karar, kasaba meclisinde oy çokluğuyla alındı.
Stolpersteine projesinin yaratıcısı Gunter Demnig, karara tepki gösterdi. Demnig, "Bu taşlar, insanların günlük yaşamlarında geçmişle yüzleşmelerini sağlıyor. Bir mezarlıkta toplu anıt, o kişilerin bireysel hikayelerini yok sayar" ifadelerini kullandı. Almanya'daki Yahudi cemaati temsilcileri de kararı endişeyle karşıladı. Merkezi Yahudi Konseyi, "Holokost kurbanlarını anmak için en etkili yollardan biri olan Stolpersteine'ın yasaklanması, tarihsel hafızayı zayıflatır" açıklamasını yaptı. Öte yandan, bazı yerel sakinler kararı destekliyor. Bir kasaba sakini, "Kaldırımda sürekli bu taşlara basıp geçiyoruz. Bu bana saygısızlık gibi geliyor. Mezarlıkta daha uygun bir anıt olması daha iyi" dedi.
Almanya'da Hafıza Kültürü ve Yükselen Tartışmalar
Almanya'da Holokost anma kültürü (Erinnerungskultur), ülkenin kimliğinin ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilir. Ancak son yıllarda aşırı sağın yükselişi ve göç karşıtı söylemlerin artmasıyla birlikte, bu kültüre yönelik eleştiriler de çoğalıyor. Özellikle doğu Almanya'da, aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin güçlenmesi, Holokost anmalarına yönelik saldırıları da beraberinde getiriyor. 2023 yılında ülke genelinde Stolpersteine'lara yönelik en az 100 saldırı kaydedildi. Bu saldırılar arasında taşların sökülmesi, üzerlerine boya atılması veya çalınması yer alıyor. Kararın alındığı kasabanın bulunduğu eyalette, geçmişte de benzer tartışmalar yaşanmıştı. Örneğin, 2018'de bir belediye, Stolpersteine yerine "anma direkleri" dikmeyi önermiş ancak tepkiler üzerine geri adım atmıştı.
Uzmanlar, bu tür kararların Holokost inkarcılığını normalleştirebileceği uyarısında bulunuyor. Berlin'deki Toplum Araştırmaları Merkezi'nden Dr. Anna Müller, "Stolpersteine, sıradan insanların her gün karşılaştığı bir hatırlatıcıdır. Bunların kaldırılması, 'geçmişle yüzleşme yeterince yapıldı' mesajı verir. Oysa yüzleşme süreklilik gerektirir" dedi. Almanya'da 2019'da yapılan bir ankete göre, halkın %80'i Stolpersteine'ı olumlu buluyor. Ancak yerel yönetimlerin bu konudaki yetkisi tartışmalı. Federal hükümet, anma projelerine doğrudan müdahale etmiyor; kararlar eyaletlere ve belediyelere bırakılıyor. Bu durum, uygulamada farklılıklara yol açıyor.
Küresel Boyut: Hafıza Siyaseti ve Avrupa'da Yükselen Milliyetçilik
Almanya'daki bu gelişme, Avrupa genelinde hafıza siyasetinin nasıl bir kırılma yaşadığının göstergesi. Polonya'da 2018'de kabul edilen ve Holokost'ta Polonyalıların suç ortaklığını ima etmeyi suç sayan yasa, İsrail ve ABD ile krize neden olmuştu. Macaristan'da ise Viktor Orban hükümeti, Holokost'ta Macar devletinin rolünü küçümseyen bir anlatıyı teşvik ediyor. Avrupa Birliği, 2020'de kabul ettiği "Holokost Anma, Araştırma ve Eğitim Stratejisi" ile üye ülkelere anma projelerini güçlendirme çağrısı yapmıştı. Ancak son yıllarda aşırı sağ partilerin koalisyon ortağı olduğu ülkelerde (örneğin İtalya, İsveç, Finlandiya) bu stratejinin uygulanması zorlaşıyor. Almanya'daki karar, bu genel eğilimin bir parçası olarak görülebilir. Ayrıca, İsrail-Hamas savaşı sonrası Avrupa'da artan antisemitizm olayları da bu tartışmaları derinleştiriyor. 2023 Ekim'inden bu yana Almanya'da antisemitik saldırılarda %300 artış kaydedildi. Bu ortamda, anma projelerinin kaldırılması veya zayıflatılması, Yahudi topluluklarında güvensizlik yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Almanya'daki bu karar, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, küresel hafıza siyaseti ve antisemitizmle mücadele açısından önemli bir gösterge. Türkiye, Holokost'un inkârını suç sayan ülkeler arasında değil; ancak Yahudi soykırımını anma konusunda resmî bir politikaya sahip. Son yıllarda Türkiye-İsrail ilişkilerindeki dalgalanmalar, bu tür konularda Türkiye'nin tutumunu etkiliyor. Öte yandan, Avrupa'da yükselen aşırı sağ ve İslam karşıtlığı, Türkiye'nin Avrupa'daki Türk toplumu için endişe kaynağı. Almanya'daki bu tür kararlar, genel olarak azınlık hakları ve tarihle yüzleşme konusunda Avrupa'nın geri adım attığını gösteriyor. Türkiye, Avrupa Birliği ile ilişkilerinde bu konuyu gündeme getirebilir. Ayrıca, Türkiye'nin kendi tarihindeki acı olaylarla yüzleşme süreci de dolaylı olarak etkilenebilir.