Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'na cumartesi günü düzenlenen saldırıda 13 kişinin öldüğü, 300'den fazla kişinin yaralandığı bildirildi. Saldırıyı Yemen'deki İran destekli Husi milisleri üstlendi. Reuters'ın Dubai ve Riyad'daki muhabirlerinin aktardığına göre, saldırı Suudi Arabistan'ın Yemen'deki askeri müdahalesinin ardından bölgede tansiyonun daha da yükselmesine yol açtı.
Saldırının arka planı ve Husi açıklaması
Husi milislerinin sözcüsü, saldırının Yemen'e yönelik Suudi hava operasyonlarına misilleme olduğunu belirtti. Suudi Arabistan yönetimi ise saldırıyı kınayarak, faillerin hesap vereceğini duyurdu. Havalimanına düzenlenen saldırı, son dönemde Husi milislerinin Suudi topraklarına yönelik artan füze ve insansız hava aracı saldırılarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Olayın hemen ardından havalimanında büyük panik yaşandı. Yaralılar çevredeki hastanelere kaldırılırken, Suudi yetkililer havalimanındaki uçuşları geçici olarak durdurdu. Saldırının ardından bölgede güvenlik önlemleri artırıldı.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Suudi Arabistan, 2015 yılından bu yana Yemen'de İran destekli Husi milislerine karşı askeri operasyon yürütüyor. Bu saldırı, Körfez bölgesinde istikrarsızlığı daha da derinleştirebilir. Uluslararası toplum, saldırıyı kınarken, Birleşmiş Milletler ve ABD gibi aktörler taraflara itidal çağrısında bulundu. Petrol fiyatları üzerinde de etkili olabilecek gelişme, küresel enerji piyasalarında dalgalanma yaratabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Suudi Arabistan ile son dönemde ilişkilerini normalleştirme çabası içinde. Riyad'a yönelik saldırı, bölgesel güvenlik açısından Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor. Körfez'de artan istikrarsızlık, Türkiye'nin enerji arz güvenliği ve bölgesel ticaret yolları üzerinde risk oluşturabilir. Ayrıca Türkiye, Yemen krizinde diplomatik çözümü destekliyor ve taraflar arasında diyalog çağrısı yapıyor. Saldırı, Türkiye'nin bölgedeki arabuluculuk rolünü daha da önemli hale getirebilir.