Suudi Arabistanlı yetkililer, Yemen'deki İran destekli Husilerin hafta sonu düzenlediği ve can kaybına yol açan saldırıların ardından başkent Riyad'daki uluslararası havalimanında operasyonların askıya alınma süresinin uzatıldığını açıkladı. Reuters'ın aktardığına göre, yetkililer Pazartesi günü yaptığı açıklamada, güvenlik ve hasar değerlendirmesi tamamlanana kadar havalimanının sivil uçuşlara kapalı kalacağını duyurdu. Saldırılar, bölgede tansiyonu yeniden yükseltirken, uluslararası havacılık ve enerji piyasalarında da endişeye yol açtı.
Gelişmenin Arka Planı
Husilerin askeri sözcüsü Yahya Saree, hafta sonu yaptığı açıklamada, Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı ve diğer stratejik hedeflere insansız hava araçları (İHA) ve balistik füzelerle saldırı düzenlediklerini iddia etti. Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon güçleri ise saldırıların büyük bölümünün hava savunma sistemleri tarafından engellendiğini, ancak bazı hasarların meydana geldiğini kabul etti. Sağlık yetkilileri, saldırılarda en az iki kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin yaralandığını bildirdi. Ölenlerin kimlikleri henüz açıklanmadı.
Havalimanı operasyonlarının durdurulması, Suudi Arabistan'ın 2015'ten bu yana Yemen'de Husilere karşı yürüttüğü askeri operasyonların sivil yaşam üzerindeki etkisini gözler önüne serdi. Riyad yönetimi, saldırıları "terör eylemi" olarak nitelendirirken, Husiler ise Suudi Arabistan'ın Yemen'e yönelik müdahalesine karşı meşru müdafaa hakkını kullandıklarını savunuyor. Birleşmiş Milletler, taraflara itidal çağrısında bulunarak sivil altyapıya yönelik saldırıların uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguladı.
Havalimanının kapatılması, bölgedeki havayolu şirketlerini de etkiledi. Suudi Arabistan merkezli flynas ve Saudia, Riyad'a ve Riyad'dan yapılacak uçuşlarda iptaller ve gecikmeler yaşandığını duyurdu. Uluslararası havayolları ise alternatif rotalar için Suudi sivil havacılık otoritesinden bilgi bekliyor. Uzmanlar, havalimanının uzun süre kapalı kalmasının Suudi Arabistan'ın ekonomik ve lojistik merkezi olan Riyad'da iş dünyasını olumsuz etkileyeceğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Husilerin Riyad'a yönelik saldırıları, Yemen iç savaşının bölgesel bir vekalet savaşına dönüştüğü yönündeki endişeleri artırıyor. İran'ın Husilere verdiği destek, Suudi Arabistan ile İran arasındaki gerilimin bir yansıması olarak görülüyor. Son aylarda İran ile Suudi Arabistan arasında başlayan diplomatik diyalog süreci, bu saldırılarla sekteye uğrayabilir. ABD yönetimi, saldırıları kınayarak müttefiki Suudi Arabistan'a destek mesajı verdi. Beyaz Saray Sözcüsü, "İran'ın vekil güçleri aracılığıyla bölgede istikrarsızlık yaratmasına izin vermeyeceğiz" dedi.
Küresel enerji piyasaları da gelişmeleri yakından takip ediyor. Saldırı haberlerinin ardından Brent petrol fiyatlarında kısa süreli bir yükseliş görüldü. Analistler, Suudi Arabistan'ın petrol altyapısına yönelik olası saldırıların arz güvenliğini tehdit edebileceğini hatırlatıyor. 2019'da Abqaiq ve Khurais tesislerine yapılan saldırılar, küresel petrol fiyatlarında tarihi bir sıçramaya neden olmuştu. Bu kez doğrudan petrol tesisleri hedef alınmasa da, havalimanı saldırısı Husilerin kabiliyetlerini göstermesi açısından dikkat çekici.
Diğer yandan, Yemen'deki insani kriz derinleşiyor. BM verilerine göre, ülkedeki iç savaş nedeniyle 20 milyondan fazla kişi insani yardıma muhtaç durumda. Saldırılar ve karşılıklı misillemeler, barış görüşmelerini zora sokuyor. Uzmanlar, askeri tırmanmanın sivil halk üzerindeki yükü artıracağı uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Riyad Havalimanı'na yönelik saldırılar, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve enerji güvenliği açısından yakından ilgilendiriyor. Türkiye, Suudi Arabistan ile son dönemde ilişkilerini normalleştirme sürecinde. Bu tür saldırılar, bölgede tansiyonun yükselmesine ve Türkiye'nin arabuluculuk rolünü zorlaştırabilir. Ayrıca, Husilerin artan askeri kapasitesi, Kızıldeniz ve Bab el-Mendeb Boğazı'ndaki deniz ticareti güvenliğini tehdit ediyor. Türkiye'nin enerji ithalatında Orta Doğu'nun payı düşünüldüğünde, olası bir çatışma tırmanması petrol fiyatlarını yükselterek Türkiye ekonomisini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle Ankara'nın, bölgesel aktörlerle diyaloğu sürdürerek gerilimin düşürülmesi için çaba göstermesi bekleniyor.