Yemen'deki Husiler, resmi adıyla Ensarullah, ülkenin kuzeyinde etkili olan Zeydi Şii inancına mensup siyasi ve silahlı bir harekettir. 2014 yılında başkent Sanaa'yı ele geçirmeleriyle Yemen iç savaşı yeni bir boyut kazanmış, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun 2015'te başlattığı askeri müdahale ülkeyi daha da derin bir krize sürüklemiştir. Husiler, bugün Yemen'in kuzey ve orta kesimlerinin büyük bölümünü kontrol etmekte ve bölgesel güç dengelerinde İran'ın önemli bir müttefiki olarak öne çıkmaktadır.
Husilerin Kökeni ve Yükselişi
Husi hareketi, 1990'lı yıllarda Zeydi imam Hüseyin el-Husi'nin önderliğinde dini ve kültürel bir canlanma hareketi olarak doğdu. 2004'te Hüseyin el-Husi'nin Yemen hükümeti güçleriyle çatışmalarda öldürülmesinin ardından hareket silahlı bir mücadeleye dönüştü. Altı kez tekrarlanan çatışmalar sonrasında 2010'da ateşkes sağlandı, ancak 2011'deki Arap Baharı'nın Yemen'e sıçramasıyla Husi hareketi yeniden güç kazandı.
2014 sonlarında Husi güçleri, hükümetin yolsuzluklarına ve ekonomik kötüleşmeye karşı düzenlenen protestoları fırsat bilerek Sanaa'yı ele geçirdi. Bu, Suudi Arabistan ve müttefiklerinin 2015'te askeri müdahalesine yol açtı. Koalisyon, Husi ilerleyişini durduramadı ve savaş yıllarca sürdü. 2022'de BM aracılığıyla sağlanan ateşkes büyük ölçüde korunurken, çatışmalar zaman zaman alevlense de genel olarak düşük yoğunlukta seyretti.
Husiler, kontrol ettikleri bölgelerde paralel bir yönetim oluşturdu; kendi vergi sistemlerini, mahkemelerini ve güvenlik güçlerini kurdular. Ancak uluslararası alanda meşruiyetleri tanınmıyor; BM ve Batılı ülkeler Husileri İran'ın bir vekili olarak görüyor. Hareket, Yemen'in egemenliğini ve bağımsızlığını savunduğunu iddia etse de Suudi Arabistan ve BAE'yi ülkeyi işgal etmekle suçluyor.
Ne İstiyorlar? Siyasi ve Askeri Hedefler
Husilerin temel talepleri arasında Yemen'de adil bir siyasi temsil, yabancı güçlerin ülkeden çekilmesi ve Zeydi toplumunun haklarının korunması yer alıyor. Hareket, Suudi Arabistan'ın Yemen üzerindeki etkisini kırmayı ve ülkenin kuzeyinde özerklik ya da merkezi yönetimde daha fazla söz hakkı elde etmeyi hedefliyor.
Son yıllarda Husiler, İsrail'e ve Batı'ya karşı eylemleriyle dikkat çekiyor. 2023'teki Gazze savaşı sırasında Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırıları, hareketin bölgesel bir aktör olarak etki alanını genişlettiğini gösterdi. Husiler, bu saldırıları Filistinlilere destek ve İsrail'in Gazze'deki operasyonlarına tepki olarak gerekçelendiriyor. Ancak saldırılar, küresel deniz ticaretini olumsuz etkileyerek ABD ve müttefiklerinin askeri yanıtına yol açtı.
Husiler ayrıca Suudi Arabistan'ın güney sınırlarına yönelik insansız hava aracı ve füze saldırıları düzenleyerek Riyad yönetimini güvenlik açısından zorluyor. Bu saldırılar, Suudi Arabistan'ın Yemen savaşındaki maliyetini artırmayı ve barış müzakerelerinde elini güçlendirmeyi amaçlıyor.
İran'ın Rolü ve Bölgesel Dengeler
Husiler ile İran arasındaki ilişki, hareketin en çok tartışılan yönlerinden biri. Tahran, Husilere silah, finansal destek ve askeri eğitim sağlamakla suçlanıyor. İran, bu iddiaları kısmen reddetse de hareketle ideolojik ve stratejik bağlarını gizlemiyor. İran için Husiler, Suudi Arabistan'ı çevreleme ve Arap Yarımadası'nda nüfuz kazanma aracı olarak görülüyor. Bu durum, Suudi Arabistan ile İran arasındaki vekalet savaşının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel aktörler arasında Suudi Arabistan ve BAE, Husileri güvenlik tehdidi olarak görürken, Katar ve Kuveyt daha temkinli bir yaklaşım sergiliyor. Umman, Husilerle diyalog kanallarını açık tutarak arabuluculuk rolü üstleniyor. ABD ise Husileri terör örgütü olarak sınıflandırmaktan kaçınsa da Kızıldeniz'deki saldırılar sonrası askeri yanıt veriyor.
BM, Husileri Yemen'deki siyasi sürece dahil etmek için çaba sarf ediyor. Ancak hareketin silah bırakma konusundaki isteksizliği ve Suudi Arabistan'ın tutumu, kapsamlı bir barış anlaşmasını zorlaştırıyor. 2022 ateşkesi, insani yardımların ulaştırılması ve mahkum değişimi gibi konularda ilerleme sağlasa da kalıcı bir çözüm getirmedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde taraf olmaktan kaçınarak denge politikası izliyor. Husilerin Kızıldeniz saldırıları, Türkiye'nin bölgesel ticaret yolları ve enerji güvenliği açısından risk oluşturuyor; ancak Türkiye, Suudi Arabistan ve İran'la ilişkilerini korumaya çalışıyor. Husilerle doğrudan bir bağlantısı bulunmayan Türkiye, insani yardımlar ve diplomatik çabalar yoluyla etkili olmayı hedefliyor. Bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye'nin Orta Doğu'daki nüfuzunu ve ticari çıkarlarını dolaylı olarak etkiliyor. Ayrıca Husilerin İsrail karşıtı eylemleri, Türkiye'nin Filistin politikasıyla örtüşen yönler taşısa da Türkiye, askeri tırmanmadan uzak durmayı tercih ediyor.