Suudi Arabistan, Yemen'de artan gerilim karşısında Batılı müttefiklerinden gördüğü sınırlı destekten dolayı hayal kırıklığı yaşıyor. Bloomberg'in Pazar günü konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Riyad'ın Batılı müttefiklerinin sağladığı yardımın kısıtlı kalması üzerine duyduğu memnuniyetsizlik giderek büyüyor. Kaynaklar, "Riyad'ın Batılı müttefikleri tarafından sağlanan sınırlı yardım konusundaki hayal kırıklığı artıyor" ifadelerini kullandı. Bu gelişme, Yemen'deki çatışmanın seyrini ve Suudi Arabistan'ın bölgesel güvenlik stratejisini yeniden gündeme getiriyor.
Yemen'de tırmanan gerilim ve Suudi Arabistan'ın beklentileri
Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, 2015 yılından bu yana Yemen'de İran destekli Husi isyancılara karşı mücadele ediyor. Çatışmalar son aylarda yeniden şiddetlenirken, Husilerin Suudi topraklarına yönelik füze ve insansız hava aracı saldırıları da artış gösterdi. Riyad, bu saldırılara karşı hava savunma sistemlerinin güçlendirilmesi, istihbarat paylaşımı ve lojistik destek gibi konularda Batılı müttefiklerinden daha fazla yardım bekliyor. Ancak Bloomberg'in aktardığına göre, özellikle ABD ve Avrupa ülkelerinin Yemen savaşına yönelik isteksizliği ve insan hakları endişeleri nedeniyle verdikleri destek sınırlı kalıyor.
Suudi Arabistan'ın hayal kırıklığının bir diğer nedeni de Batı'nın İran ile yürüttüğü nükleer müzakereler ve bölgesel güvenlik konularında Riyad'ın çıkarlarının yeterince dikkate alınmadığı düşüncesi. Suudi yetkililer, İran'ın Yemen'deki etkisinin artmasından endişe duyarken, Batılı güçlerin Tahran'a yönelik yaptırımlarda ve askeri caydırıcılıkta daha kararlı adımlar atmasını istiyor. Ancak Batı başkentlerinden gelen açıklamalar, Yemen savaşının sona erdirilmesi ve insani krizin çözülmesi yönünde diplomatik çabalara ağırlık verildiğini gösteriyor.
Uzmanlar, Suudi Arabistan'ın bu hayal kırıklığının bölgesel dengeleri etkileyebileceğini belirtiyor. Riyad, son dönemde Çin ve Rusya ile ilişkilerini geliştirerek Batı'ya olan bağımlılığını azaltmaya çalışıyor. Özellikle enerji ve savunma alanlarında yapılan anlaşmalar, Suudi Arabistan'ın alternatif ortaklıklar aradığının işareti olarak yorumlanıyor. Ancak ABD ile ilişkiler hâlâ kritik önemde ve Riyad yönetimi, Washington'dan gelecek güvenlik garantilerini kaybetmek istemiyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Suudi Arabistan'ın Batılı müttefiklerinden beklediği desteği görememesi, Orta Doğu'da güç dengelerini etkileyebilecek bir faktör. Yemen'deki savaş, yıllardır süren insani krizin yanı sıra bölgesel istikrarsızlığın da kaynağı. Suudi Arabistan'ın askeri operasyonlarını sürdürebilmesi için Batı'nın istihbarat, lojistik ve silah desteğine ihtiyacı var. Ancak ABD ve Avrupa'da artan kamuoyu baskısı, bu desteğin sınırlanmasına yol açıyor. Özellikle ABD Kongresi'nde Suudi Arabistan'a yönelik silah satışlarının kısıtlanması yönünde adımlar atılmıştı.
Öte yandan, Suudi Arabistan'ın hayal kırıklığı, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) içindeki dinamikleri de etkileyebilir. BAE gibi müttefiklerin Yemen'deki stratejileri Suudi Arabistan'dan farklılaşabiliyor. KİK ülkeleri arasında Yemen politikası konusunda zaman zaman görüş ayrılıkları yaşanıyor. Bu durum, Suudi Arabistan'ın bölgesel liderlik iddiasını zayıflatabilir.
Küresel boyutta ise, Suudi Arabistan'ın Batı'dan uzaklaşma eğilimi, Çin'in Orta Doğu'daki etkisini artırmasına zemin hazırlayabilir. Çin, son yıllarda Suudi Arabistan ve İran arasında arabuluculuk yapmış ve bölgesel ekonomik projelere yatırım yapmıştı. Batı'nın Yemen konusundaki isteksizliği, Suudi Arabistan'ı alternatif güvenlik ortaklıkları aramaya itebilir. Ancak bu süreç, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını ve güvenlik mimarisini doğrudan etkileyebilecek riskler taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Suudi Arabistan'ın Batılı müttefiklerinden yeterli destek görememesi, Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme. Türkiye, Yemen krizinde diplomatik çözümden yana bir tutum sergilerken, Suudi Arabistan ile ilişkilerini son dönemde normalleştirme sürecine girmişti. Riyad'ın Batı'ya yönelik hayal kırıklığı, Türkiye'nin bölgesel denge politikalarında yeni fırsatlar yaratabilir. Ancak Türkiye'nin Yemen'deki insani krize ve Husi tehdidine ilişkin endişeleri de sürüyor. Suudi Arabistan'ın alternatif ortaklık arayışları, Türkiye'nin savunma sanayii ve enerji alanlarında işbirliği imkânlarını artırabilir. Bölgesel istikrarın korunması ve İran'ın etkisinin dengelenmesi, Ankara'nın da öncelikleri arasında.