Trump yönetimi, gıda ve takviye edici gıda sektöründe yıllardır süregelen bir denetim boşluğunu kapatmayı amaçlayan yeni bir kural önerdi. Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanı Robert F. Kennedy Jr.'ın öncülüğünde hazırlanan düzenleme, gıda şirketlerinin yeni kimyasal bileşenleri Gıda ve İlaç Dairesi'ne (FDA) bildirmeden piyasaya sürmesine izin veren “genel olarak güvenli kabul edilen” (GRAS) statüsündeki boşlukları kapatmayı hedefliyor. Önerilen kural, tüketicilerin ve sağlık uzmanlarının yıllardır dile getirdiği gıda güvenliği endişelerine yanıt olarak geliyor.
Gelişmenin Arka Planı
GRAS kavramı, 1958 yılında kabul edilen Gıda Katkı Maddeleri Değişikliği'ne dayanıyor. Bu düzenlemeye göre, bir madde, bilimsel uzmanlar tarafından “genel olarak güvenli” kabul edilirse FDA ön onayı olmadan gıdalarda kullanılabiliyor. Ancak zamanla şirketler, kendi seçtikleri uzmanlara hazırlattıkları güvenlik değerlendirmelerini FDA'ya bildirmeden kullanmaya başladı. Bu durum, FDA'nın yeni kimyasalların büyük bir kısmından haberdar olmamasına ve tüketicilerin bilinçsizce bu maddelere maruz kalmasına yol açtı. 2023 yılında yapılan bir araştırma, gıda arzında kullanılan yaklaşık 1.000 kimyasalın FDA onayı olmadan GRAS kapsamında piyasaya sürüldüğünü ortaya koydu.
Kennedy, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Amerikan halkı, ne yediklerini bilme hakkına sahiptir. Bu kural, şirketlerin güvenlik verilerini saklamasını engelleyecek ve FDA'nın gerçek denetim yapmasını sağlayacak” dedi. Önerilen kurala göre, şirketlerin yeni bir kimyasalı piyasaya sürmeden önce FDA'ya kapsamlı bir güvenlik dosyası sunması ve FDA'nın onayını alması gerekecek. Ayrıca, mevcut GRAS kapsamındaki maddelerin de yeniden değerlendirilmesi planlanıyor. Bu kural, gıda endüstrisi tarafından sert bir şekilde eleştirildi. Gıda üreticileri, düzenlemenin inovasyonu engelleyeceğini ve maliyetleri artıracağını savunuyor. Ancak tüketici savunucuları, bu adımın gıda güvenliği için tarihi bir dönüm noktası olduğunu belirtiyor.
Bölgesel veya Küresel Boyut
Bu düzenleme yalnızca ABD'yi ilgilendirmiyor; küresel gıda tedarik zinciri açısından da önemli sonuçlar doğurabilir. ABD, dünyanın en büyük gıda ihracatçılarından biri olduğu için, gıda güvenliği standartlarındaki bu tür bir sıkılaştırma, uluslararası ticareti etkileyebilir. ABD'de onay alan yeni kimyasallar, diğer ülkelerde de kullanılmak üzere referans alınabilir ya da tam tersi, bu düzenleme diğer ülkelerin de kendi denetim mekanizmalarını gözden geçirmesine yol açabilir. Avrupa Birliği, zaten daha sıkı bir ön piyasa onay sistemi uyguluyor; bu kural, ABD'yi Avrupa standartlarına yaklaştırma potansiyeli taşıyor. Ayrıca, gıda katkı maddeleri konusunda artan tüketici bilinci küresel bir trend haline geldi; bu düzenleme, şirketlerin dünya genelinde daha şeffaf davranması yönünde bir baskı oluşturabilir. Uzmanlar, bu tür düzenlemelerin, ticaret anlaşmalarında gıda güvenliği maddelerinin daha da ön plana çıkmasına neden olabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, gıda ve tarım ürünleri ticaretinde ABD ile sınırlı ancak büyüyen bir ilişkiye sahip. ABD'nin gıda güvenliği standartlarını sıkılaştırması, Türkiye'den ABD'ye ihraç edilen gıda ürünlerinin bu standartlara uyum zorunluluğunu artırabilir. Bu durum, Türk ihracatçıları için hem bir zorluk hem de bir fırsat yaratabilir. Öte yandan, Türkiye'nin iç piyasasında uygulanan gıda denetim mekanizmalarının da ABD'deki gelişmelerden etkilenerek gözden geçirilmesi beklenebilir. Sağlık Bakanlığı'nın gıda güvenliği konusunda özellikle son yıllarda ihracat pazarlarına uyum çabaları dikkate alındığında, ABD'deki bu kural, Türkiye'nin kendi GRAS benzeri uygulamalarını yeniden değerlendirmesine yol açabilir. Ayrıca, gıda katkı maddeleri ve genetiği değiştirilmiş organizmalar konusunda tüketici duyarlılığının arttığı Türkiye'de, bu gelişme kamuoyunda gıda güvenliği tartışmalarını da alevlendirebilir.