ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanı Robert F. Kennedy Jr.'ın, Gıda ve İlaç Dairesi'ne (FDA) mifepriston isimli kürtaj hapının güvenliğine ilişkin yeni bir bilimsel inceleme başlatma talimatı verdiği bildirildi. Söz konusu ilaç, 2000 yılından bu yana FDA onayıyla ABD'de kullanılıyor ve geçtiğimiz çeyrek yüzyılda yaklaşık 7,5 milyon kadın tarafından kullanıldı. Uzmanlar, mevcut bilimsel verilerin ilacın güvenli olduğunu gösterdiğini belirtirken, Kennedy'nin bu adımı kürtaj karşıtı çevreler tarafından memnuniyetle karşılandı.
RFK Jr.’ın hamlesi: Bilim mi, siyaset mi?
Kaynaklara göre, Kennedy FDA’ya gönderdiği resmi yazıda, mifepristonun uzun vadeli etkileri ve yan etki profili konusunda “yeterli veri olmadığını” öne sürdü. Oysa hem FDA hem de bağımsız bilimsel kuruluşlar, ilacın düşük risk profiline sahip olduğunu vurguluyor. Amerikan Jinekoloji ve Doğum Uzmanları Koleji, mifepristonun güvenliğine ilişkin 25 yıllık verinin “ezici bir şekilde olumlu” olduğunu belirtiyor. Kennedy'nin bu talebi, sağlık politikasını siyasi amaçlar için kullanma girişimi olarak yorumlanıyor. Özellikle eski Başkan Donald Trump yönetiminde benzer hamleler yaşanmıştı.
Mifepriston, genellikle misoprostol ile birlikte kullanılıyor ve erken dönem gebeliklerin sonlandırılmasında etkili. İlaç, FDA tarafından 2016'da yapılan değerlendirmede “yüksek güvenlik profili” ile tanımlanmıştı. Ancak kürtaj karşıtı aktivistler, ilacın ruh hali değişiklikleri, kanama ve enfeksiyon gibi yan etkilerine dikkat çekiyor. Bilimsel literatür, bu yan etkilerin nadir ve yönetilebilir olduğunu gösteriyor.
Küresel ve bölgesel boyut: Kürtaj hakkı tartışmaları yeniden alevleniyor
Kennedy’nin bu adımı, ABD Yüksek Mahkemesi’nin 2022’de Roe v. Wade kararını bozmasının ardından kürtaj hakkı konusunda yaşanan siyasi kutuplaşmayı daha da derinleştiriyor. Şu anda 15 eyalet kürtajı neredeyse tamamen yasaklamış durumda. Federal düzeyde mifepristonun mevcudiyeti, kürtaj hakkının en önemli dayanaklarından biri. Eğer FDA yeni bir inceleme başlatırsa, ilacın onayının geri çekilmesi veya kısıtlanması gündeme gelebilir. Bu durum, özellikle kırsal bölgelerde yaşayan kadınların sağlık hizmetlerine erişimini daha da zorlaştırabilir.
Uluslararası alanda, dünya genelinde 80'den fazla ülkede kullanılan mifepriston, DSÖ’nün temel ilaçlar listesinde yer alıyor. Kennedy’nin hamlesi, ABD'nin bilime dayalı sağlık politikalarından uzaklaştığı yönünde eleştirilere yol açtı. Avrupa Birliği ülkeleri ve Kanada gibi müttefikler, ilacın güvenliğine ilişkin herhangi bir endişe duymadıklarını açıkladı. Konu, aynı zamanda FDA’nın bağımsızlığı ve siyasi müdahalelere karşı kırılganlığı konusundaki tartışmaları da yeniden gündeme getirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye’de kürtaj hakkı, 1983 tarihli Nüfus Planlaması Kanunu ile 10 haftaya kadar serbest. Mifepriston Türkiye’de de ruhsatlı bir ilaç olmakla birlikte, uygulamada daha çok cerrahi yöntemler tercih ediliyor. ABD’de yaşanacak olası bir kısıtlama, kürtaj karşıtı hareketlerin Türkiye’de de benzer argümanları gündeme getirmesine yol açabilir. Ayrıca, ilaç sanayiinde ABD’nin düzenleyici kararları küresel bir referans noktası olduğu için, FDA’nın mifepriston onayını değiştirmesi durumunda Türkiye’deki ilaç politikaları da dolaylı olarak etkilenebilir. Bununla birlikte, Türkiye’nin sağlık düzenlemeleri ve toplumsal dinamikleri ABD’den farklı olduğu için doğrudan bir yansıma beklenmemeli.