Londra - Reform UK lideri Nigel Farage, partisinin Birmingham'daki yerel seçimlerde oy oranını artırmasını 'Britanya'nın kırıldığının kanıtı' olarak sundu. Ancak Birmingham'ın çok kültürlü yapısı, bu sonucun tek bir anlama gelmediğini gösteriyor. Parti, şehrin bazı bölgelerinde kayda değer kazanımlar elde etse de, bu durum seçmenin çok kültürlülüğe karşı topyekûn bir reddi olarak yorumlanamaz.
Birmingham'da Reform UK'nin yükselişi
Reform UK, 2024 genel seçimlerinde aldığı %14'lük oy oranını yerel seçimlere taşıyarak Birmingham'da da varlık gösterdi. Özellikle şehrin kuzey ve doğu banliyölerinde, geleneksel olarak İşçi Partisi'ne oy veren beyaz işçi sınıfı seçmenler arasında destek buldu. Partinin göçmen karşıtı söylemi ve 'Britanya'yı geri al' çağrısı, bu bölgelerde yankı buldu.
Ancak Birmingham, Birleşik Krallık'ın en çeşitli şehirlerinden biri. Nüfusun %51'i beyaz olmayan topluluklardan oluşuyor. Şehirde büyük bir Pakistan, Bangladeş, Hint ve Karayip kökenli nüfus yaşıyor. Reform UK'nin bu topluluklardan oy alamadığı, hatta bu bölgelerde oy oranının düştüğü gözlemlendi. Dolayısıyla parti, şehrin genelinde bir başarı elde etmiş gibi görünse de, aslında sadece belirli bir seçmen kitlesine hitap ediyor.
Yerel analistler, Reform UK'nin oy artışının büyük ölçüde Muhafazakâr Parti'nin erimesinden kaynaklandığını belirtiyor. Muhafazakârlar, son yıllarda yaşanan siyasi skandallar ve ekonomik istikrarsızlık nedeniyle seçmen desteğini kaybetti. Bu boşluğu dolduran Reform UK, protesto oylarının adresi haline geldi. Ancak bu destek, kalıcı bir ideolojik kaymadan ziyade, mevcut iktidara duyulan öfkenin bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Çok kültürlülük tartışması ve genel seçimler
Reform UK'nin söylemi, İngiltere'de göç ve entegrasyon tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Parti, yasal göçü sıfıra indirme ve 'İslamlaşma'ya karşı çıkma gibi vaatlerle kampanya yürütüyor. Ancak Birmingham örneği, bu söylemin sınırlı bir seçmen kitlesinde karşılık bulduğunu gösteriyor. Şehrin çok kültürlü dokusu, bu tür bir siyasetin ulusal düzeyde ne kadar başarılı olabileceğine dair önemli bir test niteliğinde.
Öte yandan, İşçi Partisi'nin Birmingham'daki hâkimiyeti devam ediyor. Parti, özellikle göçmen kökenli seçmenlerin yoğun olduğu bölgelerde oyunu korudu. Bu da İşçi Partisi'nin çok kültürlülüğü savunan politikalarının bu kentte hâlâ güçlü bir tabana sahip olduğunu gösteriyor. Ancak İşçi Partisi'nin de göç konusunda daha sert bir çizgiye kayması, bazı seçmenlerde hayal kırıklığı yaratabilir.
Uzmanlar, Reform UK'nin yükselişinin tek başına çok kültürlülüğün reddi anlamına gelmediğini vurguluyor. Aksine, ekonomik sıkıntılar, hayat pahalılığı ve kamu hizmetlerindeki aksaklıklar gibi faktörlerin seçmen davranışını şekillendirdiğini belirtiyorlar. Birmingham'da yaşayan göçmen kökenli seçmenlerin büyük bir kısmı, Reform UK'nin söylemlerinden rahatsız olsa da, ana akım partilere olan güvenlerini de yitirmiş durumda. Bu durum, önümüzdeki genel seçimlerde siyasi yelpazenin nasıl şekilleneceğine dair belirsizlik yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Reform UK'nin Birmingham'daki oy artışı ve göçmen karşıtı söylemi, Avrupa genelinde yükselen sağ popülizmin bir yansıması olarak Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor. İngiltere'de göçmen karşıtı söylemin güçlenmesi, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile yürüttüğü göç mutabakatı ve vize serbestisi gibi konularda AB'nin tutumunu daha da katılaştırabilir. Ayrıca, İngiltere'de yaşayan Türk toplumu için de yükselen bu söylem, sosyal uyum ve ayrımcılık risklerini artırabilir. Türkiye'nin dış politikada, Avrupa'daki Türk diasporasının haklarını koruma ve İslamofobi ile mücadele konularında daha aktif bir diplomasi izlemesi gerekebilir. Öte yandan, Brexit sonrası dönemde Türkiye-İngiltere ilişkileri ticaret ve savunma alanında derinleşirken, Londra'nın iç siyasetindeki bu dalgalanmalar ikili ilişkilerin istikrarını test edebilir.