Almanya'nın doğusundaki Saksonya-Anhalt eyaletinde pazar günü yapılan bölgesel seçimlerde, aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin zafer kazanması bekleniyor. Bu sonuç, II. Dünya Savaşı'ndan bu yana ilk kez bir aşırı sağ partinin Almanya'da bir eyalet hükümetinin başına geçmesi anlamına gelecek. Seçim, başkent Berlin'de ve Avrupa genelinde endişeyle izleniyor.
Seçimin Arka Planı ve AfD'nin Yükselişi
Saksonya-Anhalt, eski Doğu Almanya topraklarında yer alan ve yaklaşık 2,2 milyon nüfusa sahip bir eyalet. Bölge, ekonomik zorluklar, nüfus kaybı ve göçmen karşıtı söylemlerin güçlü olduğu bir bölge olarak biliniyor. AfD, özellikle 2015'teki mülteci krizi sonrasında bu bölgelerde desteğini artırmıştı. Son anketler, AfD'nin oy oranını yüzde 25-30 aralığına taşıdığını gösteriyor. Bu oran, partinin eyalet parlamentosunda en büyük grup olmasını sağlayabilir.
Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU), Sosyal Demokratlar (SPD), Yeşiller ve Sol Parti gibi geleneksel partiler, AfD'yi dışlama konusunda büyük ölçüde hemfikir. Ancak AfD'nin birinci parti çıkması durumunda, diğer partilerin koalisyon kurmak için bir araya gelmesi gerekebilir. Bu durum, siyasi istikrarsızlığa yol açabilir. AfD'nin zaferi, aynı zamanda Eylül 2025'te yapılacak genel seçimler öncesinde federal düzeyde de bir uyarı sinyali olarak yorumlanıyor.
Almanya'da aşırı sağ, ana akım siyaset tarafından uzun yıllar boyunca izole edilmeye çalışıldı. Ancak AfD'nin bölgesel seçimlerdeki istikrarlı yükselişi, bu stratejinin artık işe yaramadığını gösteriyor. Parti, özellikle doğu eyaletlerinde göçmen karşıtı, İslam eleştirmeni ve Rusya yanlısı söylemleriyle taban buluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
AfD'nin Saksonya-Anhalt'taki olası zaferi, Avrupa'daki aşırı sağ dalganın bir parçası olarak görülüyor. Fransa'da Ulusal Birlik (RN), İtalya'da İtalya'nın Kardeşleri (FdI) ve Hollanda'da Özgürlük Partisi (PVV) gibi partiler son yıllarda önemli kazanımlar elde etti. Almanya'da AfD'nin iktidara gelmesi, Avrupa Birliği içinde göç, iklim ve Rusya politikalarında daha büyük çatlaklara yol açabilir. Özellikle Ukrayna'ya verilen destek ve yaptırımlar konusunda AfD'nin pozisyonu, Berlin'in pozisyonunu zayıflatabilir.
Seçim sonuçları, Almanya'nın iç siyasetinde de bir dönüm noktası olabilir. AfD'nin eyalet yönetimine katılması, federal düzeyde de diğer partilerin stratejilerini etkileyecek. CDU lideri Friedrich Merz, AfD ile işbirliği yapmayacağını defalarca yinelemişti. Ancak eyalet düzeyinde koalisyonların matematiksel olarak zorunlu hale gelmesi, bu tutumun sorgulanmasına neden olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Almanya'da aşırı sağın yükselişi, Türkiye'yi yakından ilgilendiriyor. AfD, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine açıkça karşı çıkıyor ve göçmen karşıtı politikalarıyla biliniyor. Almanya'da yaşayan yaklaşık 3 milyon Türk kökenli insan, aşırı sağın güçlenmesinden endişe duyuyor. Ayrıca AfD'nin Rusya yanlısı tutumu, Türkiye'nin NATO içindeki dengelerini ve Ukrayna savaşındaki pozisyonunu dolaylı olarak etkileyebilir. Almanya'nın Türkiye ile ekonomik ve askeri işbirliği, aşırı sağın yükselişiyle daha karmaşık bir hal alabilir.