İngiltere'nin savunma bütçesini artırma zorunluluğu, Maliye Bakanı Rachel Reeves'i bakanlık bütçelerini dilim dilim kesmek gibi alışılmadık bir yönteme başvurmaya itti. Başbakan Keir Starmer, artan yükümlülükler karşısında vergi artışı, borçlanma veya başka büyük harcama kesintileri gibi ana seçenekleri değerlendirmeye istekli görünmüyor. Bunun yerine, her bakanlığın bütçesinden küçük kesintiler yaparak toplamda önemli bir tasarruf elde etmeyi hedefliyor. Ancak bu yaklaşım, hükümet içinde ve kamuoyunda tepki çekiyor.
Gelişmenin arka planı
Haziran 2024'te göreve gelen İşçi Partisi hükümeti, ABD Başkanı Donald Trump'a daha yüksek savunma harcaması taahhüdü vermişti. Starmer, geçtiğimiz haftalarda Trump'la yaptığı görüşmede İngiltere'nin NATO yükümlülüklerini artıracağını bildirdi. Ancak bu taahhüdün finansmanı, hükümeti zor durumda bıraktı. Reeves, çareyi kalkınma yardımlarını kesmekte buldu: Geçen hafta, İngiltere'nin denizaşırı kalkınma yardımı bütçesini %40 oranında azaltarak 1.3 milyar sterlin tasarruf edeceğini açıkladı. Bu kesintinin, özellikle Afrika ve Orta Doğu'daki projeleri etkilemesi bekleniyor. Ancak bu adım bile yeterli gelmeyince, Reeves pazarlık yöntem olarak bakanlık bütçelerine yayılmış daha küçük kesintilere yöneldi.
Ekonomistler, bu 'bakanlık dilimlemesi' yönteminin, kamu hizmetlerinde verimsizliğe ve bazı kritik alanlarda hizmet aksamasına yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Sağlık, eğitim ve ulaştırma gibi alanlar zaten sıkışık durumdayken, ek kesintilerin sosyal etkileri olabilir. Reeves ise, enflasyonu tetiklememek ve kamu borcunu kontrol altında tutmak için vergi artışı veya borçlanmadan kaçınmak zorunda olduğunu söylüyor.
Bölgesel veya küresel boyut
İngiltere'nin savunma harcamalarını artırma çabası, NATO'nun Avrupa kanadında bir dizi benzer hamleyi yansıtıyor. Rusya'nın Ukrayna'ya saldırısının ardından birçok Avrupa ülkesi, savunma bütçelerini gayri safi yurt içi hasılalarının %2'sine çıkarma sözü verdi. Ancak bu vaatlerin finansmanı, özellikle kemer sıkma politikaları uygulayan ülkelerde zorluk yaratıyor. Almanya ve Fransa da benzer sıkıntılar yaşıyor. Bu durum, Avrupa'nın güvenlik mimarisinde yeni bir dengesizliğe yol açabilir: daha yüksek savunma harcamaları, sosyal harcamaların ve kalkınma yardımlarının azalması pahasına gerçekleşiyor. Aynı zamanda, ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığını azaltma sinyalleri verdiği bir dönemde, Avrupalı müttefiklerin kendi savunmalarını finanse etme yöntemleri sorgulanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'nin savunma bütçesini artırma çabası, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de, NATO'nun Avrupa kanadındaki savunma yapılanmasına ilişkin önemli ipuçları veriyor. NATO'da ikinci büyük orduya sahip olan Türkiye, savunma harcamalarının GSYH'nin %2'sine yaklaştığı bir ülke olarak, müttefiklerinin bu alandaki çabalarını takip ediyor. Ancak İngiltere'nin kalkınma yardımlarını kesmesi, Türkiye'nin aktif olduğu bölgelerde (Orta Doğu, Afrika) etkili olabilir. İngiltere'nin azalan kalkınma yardımları, bu bölgelerdeki krizlerin derinleşmesine neden olabilir ve dolaylı olarak Türkiye'nin dış politika çıkarlarını etkileyebilir. Ayrıca, Avrupa ülkelerinin savunma harcamalarını artırma yöntemleri, Türkiye'nin NATO içindeki konumunu da dolaylı olarak belirleyecek bir gelişmedir.