Ekonomist Arthur Laffer, Wall Street Journal'da kaleme aldığı makalede, ABD Başkanı Ronald Reagan döneminde uygulanan ve “Reaganomics” olarak bilinen ekonomi politikalarının sadece “damlama” etkisi yaratmadığını, aksine refahın tabana adeta “aktığını” savunuyor. Laffer'a göre, 1980'lerde vergi indirimleri ve deregülasyon sayesinde elde edilen büyüme oranları, günümüz ekonomistlerinin ve politikacılarının hayal bile edemeyeceği seviyelerdeydi. Reagan döneminde ABD'de GSYİH büyümesi yıllık ortalama %7'yi bulurken, enflasyon tek haneli rakamlara düşürülmüş ve işsizlik oranı %10'un altına çekilmişti.
Reaganomics’in Temel Prensipleri ve Etkileri
Reaganomics olarak adlandırılan politika seti; marjinal vergi oranlarının düşürülmesi, kuralsızlaştırma, kamu harcamalarının kısılması ve para arzının kontrolü gibi unsurlardan oluşuyordu. Laffer, özellikle en yüksek gelir dilimindeki vergi oranının %70'ten %28'e indirilmesinin yatırımları ve girişimciliği patlattığını belirtiyor. Bunun sonucunda, teknoloji sektörü başta olmak üzere birçok alanda inovasyon hızlanmış, borsa rekor üstüne rekor kırmıştı. Reagan döneminde Amerikan halkının reel geliri %15 artarken, enflasyon %13,5'ten %4,1'e gerilemişti. Laffer, günümüzde merkez bankalarının sıkı para politikalarına ve yüksek vergilere rağmen böylesi bir büyümenin mümkün olmadığını, bunun nedeninin de aşırı düzenleme ve kamu müdahalesi olduğunu ileri sürüyor.
Küresel Ekonomi İçin Dersler
Laffer'ın analizi, küresel ekonominin pandemi sonrası dönemde karşı karşıya olduğu enflasyon ve düşük büyüme sarmalına bir çıkış yolu sunuyor. Birçok ülke, artan kamu borçları ve yükselen faiz oranlarıyla boğuşurken, Reaganomics'in öngördüğü vergi indirimleri ve deregülasyon politikaları yeniden tartışmaya açılıyor. Özellikle, İngiltere ve Fransa gibi ülkelerde, yüksek vergi yükünün yatırımları caydırdığı eleştirileri yükseliyor. Laffer, bu politikaların sadece ABD'ye özgü olmadığını, benzer reformların 1990'larda Yeni Zelanda ve İrlanda'da da başarıyla uygulandığını hatırlatıyor. Bu ülkelerde vergi indirimleri sonrası büyüme oranlarının arttığı ve işsizliğin düştüğü gözlemlenmişti. Laffer'a göre, günümüzün küresel ekonomik sorunlarına çözüm, Reagan'ın reçetesini günümüz koşullarına uyarlamaktan geçiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, yüksek enflasyon ve artan işsizlik sorunlarıyla boğuşurken, Reaganomics tartışmaları önemli dersler içeriyor. Türkiye'de vergi yükü ve kamu harcamalarının GSYİH içindeki payı artarken, büyüme rakamları yavaşlıyor. Laffer'ın argümanı, Türkiye'nin de vergi indirimleri ve deregülasyon yoluyla özel sektör yatırımlarını canlandırabileceğini gösteriyor. Ancak, Reagan dönemi ABD'si ile Türkiye arasındaki yapısal farklar (doların rezerv para olması, kalkınmış sermaye piyasaları gibi) bu politikaların doğrudan uygulanmasını zorlaştırıyor. Yine de, iş ortamını iyileştirecek reformlar ve vergi yükünün azaltılması, Türk ekonomisinin potansiyelini artırabilir.