Avustralya doları, Avustralya Merkez Bankası (RBA) ile Yeni Zelanda Merkez Bankası'nın (RBNZ) para politikalarındaki ayrışma ve metal fiyatlarındaki yükselişin etkisiyle Yeni Zelanda doları karşısında 13 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. AUD/NZD paritesi, Asya seansında 1.1500 seviyesini aşarak 2010'dan bu yana en yüksek noktayı gördü. Yatırımcılar, RBA'nın faiz artırım döngüsüne devam edeceği, RBNZ'nin ise faiz indirimine gidebileceği beklentisiyle Avustralya dolarına yöneliyor.
Para Politikalarındaki Ayrışma Belirleyici Oldu
Avustralya Merkez Bankası, son toplantısında politika faizini değiştirmeyerek 4.35% seviyesinde bıraktı ancak enflasyonun hâlâ yüksek seyrettiğini ve gerekirse ek sıkılaştırmaya gidilebileceğini vurguladı. RBA Başkanı Michele Bullock, "Enflasyonu hedefe düşürmek için daha fazla zaman gerekebilir; faiz indirimi konusunda aceleci davranmayacağız" dedi. Bu açıklamalar, piyasalarda RBA'nın şahin duruşunu koruyacağı algısını güçlendirdi.
Buna karşılık Yeni Zelanda Merkez Bankası, ekonomik büyümenin zayıflaması ve enflasyonun hedef aralığa yaklaşması nedeniyle faiz indirimine kapı araladı. RBNZ Başkanı Adrian Orr, "Faiz indirimi için koşullar oluşuyor; enflasyon riskleri dengelendi" ifadelerini kullandı. Bu iki merkez bankasının politika duruşları arasındaki fark, AUD/NZD paritesinin yükselmesindeki ana etken oldu.
Analistler, RBA'nın faiz indirimine gitmesinin RBNZ'ye kıyasla daha uzun sürebileceğini, bunun da Avustralya dolarının cazibesini artırdığını belirtiyor. Avustralya'nın 10 yıllık tahvil getirisi, Yeni Zelanda'nın aynı vadeli tahvil getirisinin yaklaşık 70 baz puan üzerinde seyrediyor; bu da carry trade akımlarını Avustralya doları lehine çeviriyor.
Küresel Emtia Fiyatları ve Çin Faktörü
Avustralya dolarındaki yükselişte, demir cevheri, bakır ve kömür gibi emtia fiyatlarındaki toparlanma da etkili oldu. Avustralya, dünyanın en büyük demir cevheri ve kömür ihracatçılarından biri olduğu için emtia fiyatlarındaki artış ülkenin ticaret hadlerini iyileştiriyor. Çin'in ekonomik teşvik paketleri ve altyapı harcamalarını artırması, emtia talebine ilişkin iyimserliği artırdı. Çin'in demir cevheri ithalatı, yılın ilk çeyreğinde bir önceki yıla göre %6 arttı.
Öte yandan Yeni Zelanda ekonomisi, tarım ve hizmet sektörlerine bağımlılığı nedeniyle küresel emtia fiyatlarındaki dalgalanmalardan daha olumsuz etkileniyor. Süt ürünleri fiyatlarındaki düşüş ve turizm gelirlerindeki yavaşlama, Yeni Zelanda doları üzerinde baskı oluşturuyor. Ayrıca Yeni Zelanda'nın konut piyasasındaki soğuma ve hanehalkı borçluluğunun yüksek seyretmesi, RBNZ'nin faiz indirimine daha erken gitmesini gerekli kılabilir.
Küresel risk iştahındaki toparlanma da Avustralya doları gibi risk-duyarlı para birimlerini destekliyor. ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz artırım döngüsünü sonlandırdığı ve 2024'te indirime gidebileceği beklentisi, gelişmiş ülke para birimleri arasındaki getiri farklarını yeniden şekillendiriyor. Fed'in güvercinleşmesi, Avustralya doları gibi yüksek getirili para birimlerine olan talebi artırıyor.
Piyasa Beklentileri ve Teknik Görünüm
Teknik analistler, AUD/NZD paritesinin 1.1500 seviyesini aşması durumunda 1.1600 ve 1.1700 dirençlerinin gündeme gelebileceğini belirtiyor. Paritede 1.1400 seviyesi ise kısa vadeli destek konumunda. RSI göstergesi aşırı alım bölgesine yaklaşsa da trendin gücünü koruduğu görülüyor.
Forex stratejistleri, RBA'nın şahin duruşunu sürdürmesi ve RBNZ'nin faiz indirimine gitmesi halinde AUD/NZD paritesinin 1.2000 seviyesine doğru yükselebileceğini öngörüyor. Ancak Çin ekonomisindeki beklenmedik bir yavaşlama veya küresel risk iştahındaki bozulma, Avustralya dolarındaki yükselişi sınırlayabilir.
Yatırımcılar, önümüzdeki haftalarda açıklanacak Avustralya enflasyon ve istihdam verilerini yakından takip edecek. Güçlü veriler RBA'nın faiz artırımına devam edeceği beklentisini güçlendirerek Avustralya dolarını destekleyebilir. Yeni Zelanda'da ise işsizlik oranı ve ücret artışları RBNZ'nin faiz indirim zamanlaması için kritik olacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Avustralya ve Yeni Zelanda ile doğrudan yoğun ticaret hacmine sahip olmasa da, bu iki para birimi arasındaki ayrışma küresel risk iştahı ve emtia fiyatları üzerinden Türkiye'yi dolaylı etkiliyor. Avustralya dolarının güçlenmesi, demir cevheri ve kömür gibi emtialara olan talebin arttığını gösteriyor; bu da Türkiye'nin enerji ve hammadde ithalat maliyetlerini yükseltebilir. Öte yandan gelişmiş ülke merkez bankaları arasındaki politika ayrışması, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarını etkileyerek TL üzerinde baskı oluşturabilir. Türkiye'nin ihracat pazarlarındaki talep koşulları ve küresel likidite ortamı, önümüzdeki dönemde yakından izlenmeli.