Rusya, 7 Temmuz’da Ukrayna’nın Kiev bölgesine balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla saldırdı. Saldırıda en az 11 kişi hayatını kaybetti, onlarca kişi yaralandı. Bu saldırı, NATO’nun Türkiye’de düzenlenecek zirvesinin hemen öncesinde gerçekleşti. Rusya içinde ise savaş giderek daha fazla eleştirilirken, Ukrayna’nın Rusya topraklarına yönelik saldırıları artıyor.
Gelişmenin arka planı
Rus güçleri, Kiev’in batı ve doğusundaki bölgeleri hedef aldı. Saldırıda çoğu sivil olmak üzere 11 kişi öldü, 45 kişi yaralandı. Ukrayna Hava Kuvvetleri, 4 balistik füze ve 28 Şahid tipi insansız hava aracının düşürüldüğünü, ancak bazılarının hedeflerine ulaştığını duyurdu. Saldırılar, Ukrayna’nın haftasonu Rusya’nın Krasnodar bölgesindeki bir petrol deposuna yönelik İHA saldırısıyla eşzamanlı gerçekleşti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in savaşın başında belirlediği hedeflerin çoğuna ulaşamadığı, uzmanlar tarafından sıkça dile getiriliyor. Ukrayna’nın Karadeniz’deki askeri varlığı ve Kırım’a yönelik saldırıları Rus lojistiğini zorluyor. Putin’in ‘kazanma’ stratejisinin giderek ‘kaybetmeme’ stratejisine dönüştüğü iddia ediliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Saldırının NATO zirvesi öncesine denk gelmesi, ittifakın Ukrayna’ya desteğinin simgesel bir mesajı olarak yorumlanıyor. ABD ve Avrupa ülkeleri, Ukrayna’ya daha fazla hava savunma sistemi ve mühimmat gönderme kararı aldı. Öte yandan, Macaristan ve Slovakya gibi ülkelerin Ukrayna’ya yönelik yardımları engelleme çabaları, ittifak içinde ayrışmalara yol açıyor.
Çin ve Hindistan’ın tarafsız tutumu, savaşın küresel güç dengelerini değiştirme potansiyelini artırıyor. Rusya’nın enerji ihracatındaki düşüş, küresel piyasalarda dalgalanmaya neden olurken, Türkiye’nin enerji köprüsü rolü öne çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, NATO zirvesine ev sahipliği yaparken, Ukrayna’daki savaşın seyri doğrudan Ankara’nın güvenlik çıkarlarını ilgilendiriyor. Rusya’nın Karadeniz’deki askeri varlığı Türkiye’nin Montrö Sözleşmesi kapsamındaki deniz güvenliği politikasını etkiliyor. Savaşın uzaması, Türkiye’nin enerji maliyetlerini artırırken, tahıl koridoru anlaşması gibi diplomatik girişimlerde kritik bir rol oynamasını sağlıyor. Bu bağlamda, Putin’in savaşta zorlanması, Türkiye’nin arabuluculuk potansiyelini artırsa da, Rusya ile ticari ilişkilerinde yeni riskler doğurabilir.