Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İran ile İsrail arasındaki gerilimin tırmanması durumunda arabuluculuk girişimlerinde ABD'nin eski başkanı Donald Trump'ı öne çıkararak, Moskova'nın Tahran üzerindeki etkisinin sınırlarını gözler önüne serdi. Putin'in bu hamlesi, Rusya'nın Orta Doğu'daki diplomatik manevra alanını ve İran ile ilişkilerinin niteliğini sorgulatıyor. Moskova'dan Anton Mardosov ve Tahran'daki muhabirimizin aktardığına göre, Kremlin'in İran üzerindeki nüfuzu sanıldığı kadar güçlü değil. Öte yandan İsrailli yorumcu Ben Caspit, Netanyahu'nun seçimlerin ardından İran'a yönelik bir saldırıyla birlik hükümeti kurmaya zorlayabileceğini yazıyor.
Rusya'nın Arabuluculuk Çabaları ve Sınırları
Putin'in Trump'ı arabuluculukta öne çıkarma çabası, Rusya'nın İran-İsrail çatışmasında etkili bir aktör olma isteğini gösteriyor. Ancak uzmanlar, Moskova'nın Tahran üzerindeki etkisinin sınırlı olduğunu belirtiyor. Rusya, İran ile askeri ve ekonomik işbirliğini geliştirmiş olsa da, İran'ın bölgesel politikalarını yönlendirme kapasitesi zayıf. Putin'in Trump'a atıfta bulunması, ABD'nin bölgedeki ağırlığını kabul ettiği şeklinde yorumlanıyor. Bu durum, Rusya'nın Orta Doğu'da arabuluculuk yapma kapasitesinin sınırlı olduğunu ve ABD'nin devre dışı bırakılamayacağını gösteriyor.
Mardosov'un Moskova'dan bildirdiğine göre, Kremlin, İran ile ilişkilerini stratejik bir ortaklık olarak tanımlasa da, Tahran'ın kararları üzerinde belirleyici bir etkiye sahip değil. Rusya, İran'a yönelik uluslararası yaptırımlara katılmasa da, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri konusunda İsrail ve ABD ile aynı endişeleri paylaşmıyor. Bu nedenle Putin'in arabuluculuk girişimi, daha çok sembolik bir adım olarak değerlendiriliyor.
Tahran'daki muhabirimizin aktardığına göre ise İran, Rusya'nın arabuluculuğuna sıcak bakmıyor. İranlı yetkililer, Rusya'nın İsrail ile ilişkilerini de göz önünde bulundurarak, Moskova'nın tarafsız olamayacağını düşünüyor. Ayrıca İran, ABD ile doğrudan görüşmelere ancak yaptırımların kaldırılması durumunda sıcak bakıyor. Bu da Putin'in Trump üzerinden bir kanal açma çabasının nedenini açıklıyor.
İsrail'de Seçim Sonrası Senaryolar ve Netanyahu'nun Hamleleri
Ben Caspit'in analizine göre, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, seçimlerin ardından İran'a yönelik bir saldırı düzenleyerek ulusal birlik hükümeti kurmaya zorlayabilir. Netanyahu, seçim kampanyasında İran'ı tehdit olarak öne çıkarıyor ve saldırı seçeneğini masada tutuyor. Caspit, Netanyahu'nun siyasi geleceğini güvence altına almak için askeri bir maceraya girişebileceğini belirtiyor. Ancak böyle bir saldırının bölgesel istikrarı ciddi şekilde sarsacağı ve ABD'yi de içine çekebileceği uyarısında bulunuyor.
İsrail'de son anketler, Netanyahu'nun liderliğindeki Likud partisinin önde olduğunu ancak koalisyon kurmak için zorlanacağını gösteriyor. Netanyahu, İran'a yönelik bir saldırıyle kamuoyunu birleştirerek siyasi rakiplerini köşeye sıkıştırabilir. Ancak bu senaryo, İsrail'in uluslararası müttefikleri nezdinde riskli bulunuyor. ABD yönetimi, İsrail'e İran'a karşı tek taraflı bir saldırıdan kaçınması çağrısında bulunmuş durumda.
Bölgesel ve Küresel Dengeler
Putin'in arabuluculuk çabası ve Netanyahu'nun olası hamleleri, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan dengeleri daha da karmaşık hale getiriyor. Rusya, Suriye ve Ukrayna'daki meşguliyetine rağmen Orta Doğu'da etkin bir aktör olma arzusunu sürdürüyor. Ancak İran üzerindeki etkisinin sınırlı olması, Moskova'nın elini zayıflatıyor. ABD ise, Trump üzerinden yürütülen dolaylı mesajlaşmalarla İran ile nükleer anlaşma müzakerelerini canlandırmaya çalışıyor. İsrail'in olası bir saldırısı, bu çabaları sekteye uğratabilir.
Uluslararası toplum, İran'ın nükleer programı konusunda endişelerini sürdürürken, diplomatik çözüm çağrıları yapılıyor. Avrupa Birliği, taraflara itidal çağrısında bulunurken, Çin ve Rusya'nın tutumu belirsizliğini koruyor. Putin'in Trump'a atıfta bulunması, Rusya'nın ABD ile eşgüdüm içinde hareket etme isteğini gösteriyor ancak bu, iki ülke arasındaki güvensizlik nedeniyle zor görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-İsrail gerilimi ve Rusya'nın arabuluculuk çabaları, Türkiye için doğrudan bölgesel riskler taşıyor. Türkiye, İran ile sınır komşusu olup, İsrail ile de ilişkilerini normalleştirme sürecinde. Olası bir çatışma, Türkiye'nin enerji güvenliğini ve bölgesel ticaret yollarını tehdit edebilir. Ayrıca, Türkiye'nin arabuluculuk potansiyeli, Rusya'nın devreye girmesiyle gölgelenebilir. Ankara, hem İran hem de İsrail ile diyalog kanallarını açık tutarak, bölgesel istikrarın korunmasında aktif rol oynamalı. ABD'nin tutumu ve olası bir İsrail saldırısı, Türkiye'nin güvenlik hesaplarını doğrudan etkileyecektir.