Ukrayna'nın son haftalarda Rusya'nın enerji ve askeri altyapısına yönelik yoğunlaştırdığı drone ve balistik füze saldırıları, Kremlin'in savaş ekonomisini çöküşün eşiğine getirdi. Özellikle petrol rafinerileri ve cephane depolarını hedef alan saldırılar, Rus rublesinde sert değer kaybına ve enflasyonda hızlı yükselişe neden oldu. Uzmanlar, Putin yönetiminin askeri harcamaları finanse etmek için başvurduğu olağanüstü önlemlerin sürdürülemez olduğunu vurguluyor.
Ukrayna'nın Yeni Stratejisi: Ekonomik Yıpratma
Ukrayna ordusu, savaşın başlangıcından bu yana en kapsamlı saldırı dalgasını geçtiğimiz hafta başlattı. Rusya'nın Samara, Rostov ve Krasnodar bölgelerindeki en az 12 büyük rafineriyi hedef alan İHA ve füzeler, günlük petrol işleme kapasitesinde %15-20'lik bir düşüşe yol açtı. Bu durum, Rusya'nın hem iç piyasada akaryakıt sıkıntısı çekmesine hem de ihracat gelirlerinde önemli kayıplar yaşamasına neden oluyor.
Petrol gelirlerindeki azalma, rubleyi dolar karşısında rekor düşük seviyelere iterken, tüketici fiyatlarındaki artış yıllık %8'e ulaştı. Merkez Bankası faiz oranlarını %18'e yükseltmek zorunda kaldı ancak bu önlemler de döviz talebini durduramadı. Rusya'nın savaş bütçesi, 2024 yılı için GSYİH'nın %7'sine ulaşmış durumda; bu oran Soğuk Savaş dönemindeki en yüksek askeri harcamalara bile denk geliyor.
Rusya'nın Cevabı ve Bölgesel Etkileri
Kremlin, ekonomik baskıyı hafifletmek için Çin ve Hindistan'a yönelik enerji indirimlerini artırdı ancak bu ülkelerden beklenen talep gelmedi. Ayrıca, Rusya'nın dondurulmuş varlıklarının Avrupa Birliği tarafından kullanılmasına karşı misilleme tehditleri de şu ana kadar somut bir caydırıcılık sağlamadı. Uzmanlar, Putin'in önümüzdeki aylarda daha agresif iç politika adımları atabileceğini, hatta savaş ilanı seçeneğini bile masaya koyabileceğini belirtiyor.
Ukrayna'nın bu saldırıları, aynı zamanda Karadeniz'deki güç dengesini de değiştiriyor. Rusya'nın Sivastopol merkezli Karadeniz Filosu, hava savunmasındaki zafiyetler nedeniyle limanından çıkmakta zorlanıyor. Bu durum, tahıl koridoru anlaşmalarının geleceğini ve Karadeniz'deki ticari gemilerin güvenliğini doğrudan etkiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya ekonomisinin zayıflaması, Türkiye için kısa vadede enerji tedarikinde aksamalara yol açabilir. Rus gazına bağımlılığını azaltma çabalarına rağmen Türkiye, akaryakıt ve doğal gaz ithalatında hâlâ Moskova'ya belirli ölçüde bağımlı. Öte yandan, Ukrayna'nın Karadeniz'de artan etkinliği, Montrö Sözleşmesi kapsamında Türkiye'nin denetimini güçlendirebilir. Ankara, hem Rusya ile enerji diplomasisini hem de Ukrayna ile savunma sanayi işbirliğini dengelemek zorunda kalacak. Savaşın uzaması, Türkiye'nin bölgesel bir enerji merkezi olma hedefini de olumsuz etkiliyor.