ABD'de açıklanan Üretici Fiyat Endeksi (PPI) verileri, piyasalarda faiz artışı beklentilerini önemli ölçüde aşağı çekti. Ekonomistlerin tahminlerinin altında kalan enflasyon verileri, Federal Rezerv'in (Fed) bu yıl içinde faiz artırma olasılığını azalttı. Fed Başkanı Kevin Warsh'ın, Çarşamba günü Senato Bankacılık Komitesi'nde verdiği ifadeyle birlikte, piyasalar faiz politikasına ilişkin yeni sinyaller arıyor. Warsh, dün Temsilciler Meclisi'ndeki konuşmasında enflasyonun kontrol altına alındığına dair işaretler vermişti. Bugünkü ifadesinde ise verilerin bu görüşü desteklediğini vurgulaması bekleniyor.
PPI verileri ve piyasa tepkisi
Salı günü açıklanan PPI verileri, aylık bazda yüzde 0,1 artış göstererek piyasa beklentisi olan yüzde 0,2'nin altında kaldı. Yıllık bazda ise yüzde 2,3 ile Ocak 2024'ten bu yana en düşük seviyeye geriledi. Bu veri, ekonomide talep yönlü enflasyonist baskıların azaldığına işaret ediyor. Analistler, özellikle hizmet sektörü fiyatlarındaki yavaşlamanın, Fed'in faiz artırım döngüsünde bir duraklama veya sonlanma olasılığını artırdığını belirtiyor. Fed fonlama vadeli işlemlerine göre, bu yıl bir faiz artışı olasılığı yüzde 55'ten yüzde 38'e geriledi. Warsh'ın ifadesi sırasında, enflasyonun hedef olan yüzde 2'ye yakınsadığını ancak henüz zafer ilan edilmediğini söylemesi bekleniyor.
Warsh'ın dün Temsilciler Meclisi'ndeki konuşmasında, 'Enflasyonu düşürme konusunda kayda değer ilerleme kaydettik, ancak daha yapılması gereken işler var' ifadelerini kullanması, piyasalarda faiz indirimi beklentilerini canlı tuttu. Ancak bugünkü Senato ifadesinde, verilerin bu görüşü desteklediğini, ancak Fed'in veriye bağımlı olmaya devam edeceğini vurgulaması bekleniyor. Piyasalar, Eylül ayı toplantısında faiz indirimi olasılığını yüzde 70 olarak fiyatlıyor.
Küresel etkiler ve yatırımcı stratejileri
Gelişmekte olan ülkeler ve küresel piyasalar, Fed'in faiz politikasını yakından izliyor. ABD faizlerinin düşük kalması, gelişmekte olan ülkelere sermaye akışını artırabilir. Dolar endeksi, PPI verilerinin ardından baskı altında kalırken, altın fiyatları yükselişe geçti. ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,2'nin altına gerileyerek bir ayın en düşük seviyesini gördü. Bu durum, mortgage faizlerini de aşağı çekerek konut piyasasına destek olabilir. Öte yandan, Avrupa Merkez Bankası ve diğer büyük merkez bankalarının da faiz indirimine yönelmesi durumunda, küresel likidite koşulları iyileşebilir. Ancak jeopolitik riskler ve Çin ekonomisindeki yavaşlama, yatırımcıların temkinli olmasına neden oluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fed'in faiz artırımlarının durması veya faiz indirimine gitmesi, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için olumlu bir ortam yaratabilir. ABD faizlerinin düşük kalması, TL üzerindeki baskıyı azaltabilir ve portföy yatırımlarını teşvik edebilir. Ancak Türkiye'nin yüksek enflasyon ve cari açık sorunları, bu avantajın sınırlı kalmasına neden oluyor. Merkez Bankası'nın sıkı para politikasını sürdürmesi durumunda, dış finansman koşulları iyileşebilir. Ayrıca, ABD'deki düşük faiz ortamı, TL varlıklara ilgiyi artırabilir. Bununla birlikte, jeopolitik riskler ve yurtiçi siyasi gelişmeler, bu olumlu etkinin büyüklüğünü belirleyecektir. Genel olarak, gelişme Türkiye için dış finansman maliyetlerinin düşmesi potansiyeli taşıyor ancak yurtiçi dengelerin iyileşmesi gerekiyor.