Polonya ile Ukrayna arasındaki diplomatik ilişkiler, II. Dünya Savaşı’nın unutulmaya yüz tutmuş bir bölümünün yeniden gün yüzüne çıkmasıyla sarsılıyor. İki komşu ülke, savaş sırasında faaliyet gösteren Ukrayna İsyan Ordusu’nun (UPA) mirası konusunda karşı karşıya gelmiş durumda. Varşova, UPA’yı Polonyalılara yönelik etnik temizlik hareketlerinin başlıca sorumlusu olarak görürken; Kiev, bu yapıyı Ukrayna bağımsızlık mücadelesinin sembolü olarak kabul ediyor. Bu tarihsel uyuşmazlık, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığı gölgeleyen en önemli faktörlerden biri haline geldi.
Volhynia Katliamı ve tarihsel arka plan
UPA, 1942 yılında Nazi işgaline karşı mücadele etmek üzere kuruldu; ancak zamanla hem Almanlara hem Sovyetlere karşı savaşan bir gerilla ordusuna dönüştü. Örgüt, 1943-1945 yılları arasında Volhynia ve Doğu Galiçya bölgelerinde Polonyalı sivillere yönelik sistematik saldırılar düzenledi. Polonya resmî kaynaklarına göre bu saldırılarda 100 bine yakın Polonyalı hayatını kaybetti. Ukrayna tarafı ise bu rakamın abartılı olduğunu ve ölenlerin çoğunun savaşın genel kaosu içinde can verdiğini savunuyor. Polonya, bu olayları “soykırım” olarak tanımlarken, Ukrayna parlamentosu uzun süre bu nitelendirmeyi reddetti.
Soğuk Savaş döneminde bastırılan bu tartışma, 2014’teki Euromaidan Devrimi ve Rusya’nın Kırım’ı ilhakının ardından yeniden alevlendi. Ukrayna, Rus tehdidine karşı Batı’ya yaklaşırken, Polonya da en güçlü destekçilerinden biri oldu. Ancak tarihsel hesaplaşma, iki ülkenin ortak savunma ve enerji projelerini baltalama riski taşıyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
UPA tartışması, yalnızca Polonya-Ukrayna ilişkilerini değil, aynı zamanda Avrupa Birliği’nin doğu kanadındaki istikrarı da etkiliyor. Varşova, Kiev’in AB üyelik sürecinde reformları teşvik ederken, aynı zamanda tarihsel konularda taviz bekliyor. Ukrayna ise iç siyasi dengeler nedeniyle UPA mirasını tamamen reddedemiyor; milliyetçi partilerin desteğini kaybetme endişesi taşıyor. Rusya ise bu bölünmüşlüğü kendi lehine kullanmaya çalışıyor. Kremlin, Ukrayna’nın “faşist geçmişi” olduğu iddiasını sürekli gündeme getirerek, Batı’nın Kiev’e verdiği desteği meşruiyetsizleştirmeyi hedefliyor. NATO içinde de bu konu, Doğu Avrupa ittifakının uyumunu test eden bir unsur olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem Polonya hem Ukrayna ile stratejik ilişkilere sahip. Karadeniz’deki dengeler ve Rusya’nın bölgesel politikaları göz önüne alındığında, Varşova-Kiev arasındaki bu tarihsel gerginlik Ankara’nın çıkarına değil. Zira iki ülke arasında olası bir kriz, Türkiye’nin Ukrayna’daki yatırımlarını ve savunma iş birliğini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerinde Polonya önemli bir müttefik. Dolayısıyla Ankara, tarihsel tartışmaların bölgesel güvenlik iş birliklerini zedelemesini istemiyor. Türk diplomasisi, bu konuda yapıcı bir arabuluculuk rolü oynayarak iki ülkeyi ortak Rus tehdidi karşısında birleşmeye teşvik edebilir.