Polonya'da binlerce kişi, ülkenin en yüksek mahkemesi tarafından 2020 yılında alınan ve kürtajı neredeyse tamamen yasaklayan kararın altıncı yıldönümünde, ülke genelinde düzenlenen gösterilerle özgür ve yasal kürtaj hakkı talebini yineledi. Başkent Varşova başta olmak üzere Krakov, Wroclaw, Poznan ve Gdansk gibi şehirlerde toplanan göstericiler, mevcut kısıtlamaların kaldırılması ve kadınların kendi bedenleri üzerinde karar verme hakkının tanınması çağrısında bulundu.
Yasağın arka planı ve protestoların nedeni
Polonya Anayasa Mahkemesi, 2020 yılında aldığı kararla, fetüsün ağır ve geri dönüşü olmayan bir hastalığa sahip olması durumunda kürtaj yapılmasına olanak tanıyan yasayı iptal etti. Bu karar, ülkede kürtajın yalnızca tecavüz veya ensest sonucu gebeliklerde ya da annenin hayatını tehlikeye atan durumlarda yapılabilmesine yol açtı. Karar, Avrupa Birliği üyesi ülkeler arasında en katı kürtaj yasalarından birinin uygulanmasına neden oldu. O tarihten bu yana Polonya'da kadın hakları örgütleri ve sivil toplum kuruluşları, yasağın kaldırılması için düzenli olarak eylemler düzenliyor. Göstericiler, yasağın kadınların sağlığını riske attığını, özellikle de istenmeyen gebeliklerde kadınları yasa dışı ve güvenli olmayan yöntemlere veya yurt dışında kürtaj arayışına ittiğini savunuyor. Protestoların altıncı yıldönümünde düzenlenmesi, kararın kalıcı etkilerine dikkat çekmeyi amaçlıyor.
Gösterilere katılanlar arasında kadın hakları aktivistleri, öğrenciler, sanatçılar ve çeşitli sivil toplum temsilcileri yer aldı. Ellerinde taşıdıkları pankartlarda "Özgür kürtaj", "Kadınların bedeni kadınlarındır" ve "Yasaklar çözüm değil" gibi sloganlar yer aldı. Polis, gösterilerin büyük ölçüde barışçıl geçtiğini bildirdi. Ancak bazı şehirlerde trafik akışının aksadığı ve güvenlik güçlerinin geniş güvenlik önlemleri aldığı gözlendi. Protestolar, Polonya'da 2023 yılında yapılan genel seçimlerin ardından iktidara gelen yeni hükümetin vaatlerini henüz yerine getirmediği yönünde eleştirilerle de gündeme geldi. Seçim kampanyasında kürtaj yasasını liberalleştirme sözü veren koalisyon hükümeti, bu konuda henüz somut bir adım atmadı. Hükümet yetkilileri, konunun hassasiyeti nedeniyle toplumsal uzlaşı arayışında olduklarını belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Polonya'daki kürtaj tartışması, Avrupa Birliği içinde kadın hakları ve üreme sağlığı konusundaki ayrışmanın bir yansıması olarak öne çıkıyor. AB'nin temel haklar şartı, kadınların üreme haklarını güvence altına alırken, bazı üye ülkelerdeki kısıtlayıcı yasalar Birlik içinde gerilim yaratıyor. Avrupa Parlamentosu daha önce Polonya'daki kürtaj yasağını eleştiren kararlar almış, ancak bu kararların bağlayıcılığı bulunmuyor. Öte yandan, kürtaj karşıtı hareketler de Polonya'da ve diğer ülkelerde etkili lobi faaliyetleri yürütüyor. Küresel düzeyde ise, kadın hakları örgütleri Polonya'daki durumu, dünya genelinde kürtaj haklarının gerilemesi bağlamında değerlendiriyor. Özellikle ABD'de Yüksek Mahkeme'nin 2022'de Roe v. Wade kararını bozmasının ardından birçok ülkede benzer kısıtlamalar gündeme gelmişti. Polonya'daki protestolar, bu küresel dalgalanmanın Avrupa'daki en görünür yansımalarından biri olarak dikkat çekiyor. Ayrıca, Polonya'nın AB içindeki konumu ve hukuk devleti tartışmaları, kürtaj meselesini daha da karmaşık hale getiriyor. AB Komisyonu, Polonya'da hukukun üstünlüğü ve temel haklar konusundaki endişelerini sık sık dile getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Polonya'daki kürtaj yasağı protestoları, Türkiye'deki kadın hakları tartışmalarıyla doğrudan bir paralellik taşımıyor olsa da, Avrupa'da kadın hakları ve üreme sağlığı konusundaki ayrışmanın bir göstergesi olarak Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde dolaylı bir etki yaratabilir. Türkiye'de kürtaj 10 haftaya kadar yasal olmakla birlikte, son yıllarda fiili kısıtlamalar ve kadın hakları savunucularının karşılaştığı baskılar uluslararası alanda eleştiri konusu oluyor. Polonya örneği, Türkiye'nin AB üyelik sürecinde temel haklar ve kadın hakları alanındaki reform beklentileri açısından karşılaştırmalı bir referans noktası oluşturabilir. Ancak Türkiye'nin bu konudaki politikaları kendi iç dinamikleri ve yasal çerçevesi doğrultusunda şekilleniyor; Polonya'daki gelişmelerin Türk dış politikası veya güvenliği üzerinde acil ve doğrudan bir etkisi bulunmuyor.