Maine'deki ABD Senatosu yarışında Demokrat aday Graham Platner, kadınlara yönelik fiziksel yıldırma iddialarını reddetti ve geçmişinin 'silah haline getirildiğini' söyledi. Platner, ‘Bu iddialar asılsız ve siyasi rakiplerim tarafından itibarımı zedelemek için kullanılıyor’ dedi. Seçim kampanyasının son haftalarında ortaya atılan iddialar, Platner'in siyasi kariyerini tehdit ediyor.
Gelişmenin arka planı
New York Times'ın geçtiğimiz hafta yayımladığı bir haberde, Platner'in geçmişte kadın çalışanlarına ve gönüllülerine karşı fiziksel olarak yıldırıcı bir tutum sergilediği öne sürülmüştü. Haberde, Platner'in öfke kontrolü sorunları yaşadığı ve bazı durumlarda kadınları ittiği iddia ediliyordu. Platner ise bu iddiaları ‘tamamen uydurma’ olarak nitelendirdi. ‘Ben her zaman kadın haklarının savunucusu oldum. Bu suçlamalar, beni durdurmak isteyenlerin son çırpınışlarıdır’ ifadelerini kullandı.
Platner, Maine'de şu anki Cumhuriyetçi Senatör Susan Collins'e karşı yarışıyor. Collins, 1997'den beri senatörlük yapıyor ve son dönemdeki anketlerde Platner ile başa baş gidiyor. Platner'in kampanya ekibi, iddiaların seçime sadece 10 gün kala ortaya atılmasının manidar olduğunu vurguluyor.
Maine Üniversitesi'nden siyaset bilimci Prof. Sarah Miller, ‘Bu tür son dakika iddiaları genellikle seçmenleri etkilemek için kullanılır. Ancak Platner'in bu iddialara karşı hızlı ve güçlü bir yanıt vermesi, seçmen nezdinde güven tazelemesine neden olabilir’ dedi.
Bölgesel veya küresel boyut
ABD Senatosu'ndaki denge açısından kritik bir yarış olan Maine seçimleri, Demokratlar ve Cumhuriyetçiler arasında kıyasıya bir rekabete sahne oluyor. Şu anda Senato'da 50-50 eşitliği var ve Başkan Yardımcısı Kamala Harris'in oyu belirleyici. Maine'deki bu yarış, partilerin kontrolü için hayati önem taşıyor.
Ulusal düzeyde ise, kadınlara yönelik şiddet ve ayrımcılık iddiaları, Amerikan siyasetinde son yıllarda sıkça gündeme gelen bir konu. #MeToo hareketi sonrası, siyasetçilerin geçmiş davranışları daha yakından inceleniyor. Bu durum, Platner gibi adayların kişisel geçmişlerinin mercek altına alınmasına neden oluyor.
Maine'deki seçim sonucu, sadece eyalet için değil, tüm ABD siyaseti için bir referandum niteliği taşıyor. Cumhuriyetçilerin elinde tuttuğu bu koltuk, Demokratlar tarafından kazanılırsa, Senato'da Demokratların eli güçlenecek ve Başkan Biden'ın yasama gündemi daha rahat ilerleyebilecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu tür iç siyasi gelişmeler, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de, küresel güç dengeleri açısından önem taşımaktadır. ABD Senatosu'nun bileşimi, Türkiye'ye yönelik yaptırımlar, askeri yardımlar ve dış politika kararlarında etkili olmaktadır. Demokratların Senato'da güçlenmesi, Biden yönetiminin Türkiye ile ilişkilerinde daha sert bir tutum izlemesine neden olabilir. Öte yandan, Senato'daki denge, F-35 programına dönüş veya S-400 krizinin çözümü gibi konularda da belirleyici olabilir. Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinde, Kongre'nin tutumu her zaman kritik bir faktör olmuştur.