Pimco çoklu varlık kredi stratejisti Lotfi Karoui ve DoubleLine Capital baş yatırım sorumlusu yardımcısı Jeff Sherman, Bloomberg Real Yield programında Scarlet Fu'nun konuğu oldu. Programda hyperscaler şirketlerinin borçlanma ihtiyaçları, sermaye harcamalarındaki artış ve yüksek getirili tahvil piyasasındaki ayrışma ele alındı. Karoui, piyasanın "iki pazarın hikayesi" olarak tanımlanabilecek bir yapı sergilediğini belirtti. (Kaynak: Bloomberg)
Hyperscaler Borcu ve Sermaye Harcamaları
Programın odağında, büyük teknoloji şirketlerinin (hyperscaler) veri merkezi ve yapay zeka altyapısı yatırımları için artan borçlanma ihtiyacı yer aldı. Karoui, bu şirketlerin yüksek kredi notlarına sahip olmalarına rağmen, borçlanma hacimlerindeki artışın kredi spreadleri üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabileceğini söyledi. Özellikle yapay zeka yatırımlarının tetiklediği sermaye harcamaları (capex), şirketlerin serbest nakit akışlarını daraltarak borçlanma ihtiyacını artırıyor. Sherman ise DoubleLine olarak bu segmentte seçici davrandıklarını, bilanço gücü ve nakit akışı istikrarının ön plana çıktığını vurguladı.
Yüksek Getirili Piyasada Ayrışma
Karoui, yüksek getirili tahvil piyasasının ikiye bölündüğünü ifade etti: bir tarafta güçlü bilançolara sahip, yeniden finansman ihtiyacı düşük şirketler; diğer tarafta ise borç yükü yüksek ve faiz giderleri artan şirketler. Bu ayrışma, yatırımcıların kredi seçiminde daha dikkatli olmasını gerektiriyor. Özellikle 2024-2025 döneminde vadesi gelen yüksek getirili borçların yeniden finansmanı, zorlu koşullarda gerçekleşecek. Sherman, DoubleLine'ın özellikle BB ve B notlu tahvillerde fırsatlar gördüğünü, ancak CCC notlu tahvillerde temkinli olduğunu belirtti. Her iki uzman da Fed'in faiz indirim döngüsünün hızının belirsizliğine dikkat çekerek, piyasanın bu konuda aşırı iyimser olabileceği uyarısında bulundu.
Küresel Piyasalar ve Türkiye
Hyperscaler borçlanması ve yüksek getirili piyasadaki ayrışma, küresel sermaye akımlarını etkiliyor. Gelişmekte olan piyasalar, özellikle de yüksek dış finansman ihtiyacı olan ülkeler, bu durumdan dolaylı olarak etkileniyor. Türkiye gibi ülkelerde şirketlerin dış borçlanma maliyetleri, küresel risk iştahına ve spreadlere bağlı. ABD'de yüksek getirili tahvil spreadlerinin genişlemesi, Türk şirketlerinin Eurobond ihraçlarında maliyetleri artırabilir. Ayrıca teknoloji devlerinin borçlanma ihtiyacı, küresel tahvil arzını artırarak uzun vadeli faizler üzerinde yukarı yönlü baskı yaratabilir. Bu da Türkiye'nin dış borç çevirme maliyetlerini olumsuz etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Pimco ve DoubleLine gibi dev fon yöneticilerinin yüksek getirili piyasalardaki ayrışmaya dikkat çekmesi, Türk şirketlerinin dış borçlanma koşulları açısından önemli. Küresel yüksek getirili tahvil spreadlerindeki genişleme, Türk ihraççıların Eurobond maliyetlerini artırabilir ve yeniden finansman riskini yükseltebilir. Ayrıca hyperscaler borçlanmasının tahvil arzını artırması, uzun vadeli ABD faizlerini yukarı çekerek gelişmekte olan piyasalara sermaye akışını sınırlayabilir. Türkiye'nin dış finansman ihtiyacı göz önüne alındığında, bu gelişmeler Merkez Bankası'nın faiz politikası ve Hazine'nin borçlanma stratejisi üzerinde baskı oluşturabilir. Yatırımcıların risk iştahındaki değişim, TL varlıklara olan talebi de etkileyebilir.