ABD'de, PFAS (per- ve polifloroalkil maddeler) olarak bilinen ve "sonsuza dek kalan kimyasallar" olarak adlandırılan maddelere karşı yasa yapıcıların harekete geçmemesi, özellikle hamile kadınlar ve yeni doğan bebekler için ciddi sağlık riskleri doğuruyor. Bilimsel araştırmalar, bu kimyasalların düşük doğum ağırlığı, bağışıklık sistemi bozuklukları ve bazı kanser türleriyle bağlantılı olduğunu ortaya koyarken, Kongre'deki yasama süreci yavaş ilerliyor. Topluluklara verilen mesaj açık: Suyunuz, hamileliğiniz, çocuğunuzun sağlığı kabul edilebilir kayıplardır.
Gelişmenin Arka Planı: PFAS Kirliliği ve Sağlık Etkileri
PFAS, endüstriyel üretimde ve tüketici ürünlerinde (yapışmaz tencereler, su geçirmez kumaşlar, yangın söndürme köpükleri) yaygın olarak kullanılan bir kimyasal gruptur. Doğada çözünmeyen bu maddeler, içme suyu, toprak ve havada birikerek insan vücuduna giriyor. Son yıllarda yapılan çalışmalar, PFAS'ın özellikle gebelik döneminde maruz kalındığında, plasentayı geçerek fetüse ulaştığını ve düşük doğum ağırlığı, erken doğum ve gelişimsel sorunlara yol açtığını gösteriyor.
ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) uzun süredir PFAS için bir içme suyu standardı belirlemeye çalışıyor ancak süreç, kimyasal endüstrisinin lobi faaliyetleri ve politik çekişmeler nedeniyle yavaş ilerliyor. 2023 yılında EPA, bazı PFAS türleri için sağlık tavsiyeleri yayımladı ancak yasal bağlayıcılığı olan bir düzenleme henüz yürürlükte değil. Bu arada, ülke genelinde binlerce topluluğun içme suyu PFAS ile kirlenmiş durumda.
Özellikle Michigan, New Jersey ve Kuzey Carolina gibi eyaletlerde, kirliliğin yoğun olduğu bölgelerde yaşayan kadınlar, yüksek PFAS seviyelerine maruz kalıyor. Bilim insanları, bu durumun toplum sağlığı üzerinde nesiller boyu sürebilecek etkileri olacağı konusunda uyarıyor.
Küresel Boyut: PFAS Krizi ve Uluslararası Mücadele
PFAS kirliliği yalnızca ABD'ye özgü bir sorun değil. Avrupa Birliği, PFAS'ı sınırlandırmak için daha katı düzenlemeler getirirken, bazı ülkeler belirli kullanımları tamamen yasakladı. Stockholm Sözleşmesi kapsamında bazı PFAS türleri kalıcı organik kirleticiler (POP) listesine alındı ancak üretim ve kullanım küresel çapta devam ediyor. ABD'deki yasama ertelemesi, küresel çabaları da zayıflatıyor çünkü ABD, kimyasal üretiminde önemli bir aktör. Ayrıca, kirlilik sınır tanımadığı için, ABD'deki su kaynaklarındaki PFAS birikimi, komşu ülkeleri ve küresel ekosistemleri de etkileyebilir.
Sivil toplum kuruluşları ve çevre aktivistleri, ABD Kongresi'ni PFAS Eylem Yasası gibi düzenlemeleri hızla onaylamaya çağırıyor. Ancak yasa yapıcılar, kimyasal endüstrisinin itirazları ve yasama takvimindeki gecikmeler nedeniyle süreci yavaşlatıyor. Bu durum, savunmasız grupların (düşük gelirli topluluklar, azınlıklar) orantısız bir şekilde etkilenmesine yol açıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de PFAS kirliliğine ilişkin kapsamlı bir izleme ve düzenleme bulunmamaktadır. ABD'deki gecikmeler, bu kimyasalların küresel tedarik zincirlerinde ve tüketici ürünlerinde yaygın olarak kullanılması nedeniyle Türkiye'yi dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye'de içme suyu kaynaklarının PFAS açısından test edilmesi ve ulusal bir yönetmelik oluşturulması, kamu sağlığını koruma açısından önemli bir adım olacaktır. Ayrıca, AB'nin PFAS düzenlemelerine uyum sağlamak, ihracat ve sağlık standartları açısından stratejik bir öncelik haline gelmelidir.