Petrol fiyatları, ABD ile İran arasındaki askeri gerginliğin tırmanmasıyla birlikte son dört ayın en büyük iki günlük yüzde artışını kaydetti. Batı Teksas türü (WTI) ham petrol ve Brent petrolün vadeli işlem kontratları, yatırımcıların Ortadoğu’da olası bir çatışmanın küresel arzı tehdit edebileceği endişesiyle yükseldi. Salı günü WTI varil başına 81,25 dolara, Brent ise 85,10 dolara ulaşarak son haftaların en yüksek seviyelerini gördü. Analistler, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidinin ve ABD’nin bölgeye ek askeri sevkiyatının fiyatları yukarı ittiğini belirtiyor.
Gelişmenin arka planı
ABD Savunma Bakanlığı, İran’a yönelik yaptırımların sıkılaştırılmasının ardından Basra Körfezi’nde devriye gezen gemilerine yönelik saldırıların arttığını duyurdu. Buna karşılık İran Devrim Muhafızları, ABD’nin bölgedeki varlığına misilleme yapabileceklerini açıkladı. Bu açıklamalar, küresel petrol arzının yaklaşık %20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın güvenliğine ilişkin endişeleri yeniden alevlendirdi. Uzmanlar, geçmişteki benzer krizlerde olduğu gibi, fiyatlardaki bu artışın kısa vadeli olduğunu ancak kalıcı bir askeri çatışma durumunda petrolün varil fiyatının 100 doları aşabileceğini öngörüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Çatışma riski sadece petrol fiyatlarını etkilemekle kalmıyor, aynı zamanda küresel enflasyonist baskıları da artırıyor. ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası (ECB), faiz indirim sinyalleri vermişken, petrol fiyatlarındaki yükseliş bu planları tehdit ediyor. Özellikle Asya ve Avrupa’daki büyük ithalatçı ülkeler, artan enerji maliyetlerinin ekonomik toparlanmayı yavaşlatmasından endişe ediyor. Öte yandan Suudi Arabistan liderliğindeki OPEC+, arz kesintilerine devam etme kararı alarak fiyatları daha da yukarı çekiyor. Bu durum, gelişmekte olan ülkelerin cari açıklarını derinleştirirken, Rusya gibi petrol ihracatçılarına ek gelir sağlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, petrol ihtiyacının neredeyse tamamını ithal eden bir ülke olarak fiyat artışlarından doğrudan etkileniyor. Brent petrolün 85 doların üzerine çıkması, enerji ithalat faturasını yıllık bazda milyarlarca dolar artırabilir ve cari açık üzerinde baskı oluşturabilir. Ayrıca, akaryakıt zamları enflasyonu yeniden tetikleyebilir. Jeopolitik açıdan ise Türkiye’nin hem ABD hem de İran ile ilişkileri dikkate alındığında, iki ülke arasındaki gerginlik Türkiye’nin enerji güvenliği ve bölgesel istikrar hedefleri açısından risk teşkil ediyor. Özellikle Kafkaslar ve Ortadoğu’da yürüttüğü denge politikası, bu krizle birlikte daha kırılgan hale gelebilir.