Enerji piyasalarının yakından takip ettiği isimlerden biri olan Sankey Research Başkanı Paul Sankey, küresel petrol piyasasında rafinaj sistemindeki sıkılık düzeyinin endişe verici boyutlara ulaştığını belirterek, ham petrol ile benzin ve jet yakıtı gibi rafine ürünler arasındaki marjların "muazzam" seviyelere çıktığını söyledi. Sankey ayrıca, ABD stratejik petrol rezervinin (SPR) Eylül ayı civarında tükenebileceği öngörüsünde bulundu.
Rafinaj Sistemindeki Sıkılık ve Rekor Marjlar
Paul Sankey, küresel rafinaj kapasitesindeki yetersizliğin, ham petrol fiyatları ile rafine ürünler arasındaki fiyat farklarını (marj) tarihi zirvelere taşıdığını ifade etti. Özellikle benzin ve jet yakıtı marjlarındaki bu artış, rafinerilerin kârlılığını artırırken, tüketiciler için akaryakıt fiyatlarında ciddi bir yükseliş anlamına geliyor. Sankey, bu durumun arz tarafındaki kısıtlamalardan kaynaklandığını ve Rusya'ya yönelik yaptırımlar, bazı ülkelerdeki rafineri kapanışları ve pandemi döneminde ertelenen bakım çalışmalarının etkili olduğunu vurguladı.
Analist, rafinaj sistemindeki bu sıkılığın kısa vadede çözülmesinin kolay görünmediğini, yeni rafineri yatırımlarının yıllar alabileceğini ve mevcut kapasitenin büyük bölümünün eski teknolojiye sahip olduğunu dile getirdi. Bu da enerji fiyatlarının yüksek seyretmesine ve enflasyonist baskıların devam etmesine yol açabilir.
ABD Stratejik Petrol Rezervi Tehlikede
Sankey'in dikkat çektiği bir diğer kritik konu ise ABD stratejik petrol rezervlerinin (SPR) tükenme riski. Sankey, mevcut tüketim hızı ve arz açığı göz önüne alındığında, SPR'nin Eylül ayı civarında kritik seviyeye düşebileceğini belirtti. ABD yönetimi, benzin fiyatlarını kontrol altına almak için SPR'den rekor miktarda ham petrol satışı gerçekleştirdi; ancak bu durum, rezervlerin hızla azalmasına ve enerji güvenliği endişelerinin artmasına neden oldu. Sankey, SPR'nin tamamen boşalması durumunda ABD'nin enerji krizine karşı elindeki en önemli kozu kaybedeceğini ve piyasalarda daha büyük bir dalgalanma yaşanabileceğini ifade etti.
Küresel Enerji Piyasalarındaki Belirsizlik
Bu gelişmeler, küresel enerji piyasalarında belirsizliği artırıyor. OPEC+ ülkelerinin üretim artırma kararlarına rağmen, rafinaj kapasitesindeki darboğazlar nedeniyle arzın talebi karşılamada yetersiz kalması, petrol fiyatlarını yukarı yönlü destekliyor. Özellikle Avrupa ve Asya'daki ekonomiler, yüksek enerji maliyetleriyle mücadele ederken, gelişmekte olan ülkelerde ise enflasyon ve cari açık sorunları derinleşiyor.
Uzmanlar, enerji fiyatlarındaki bu artışın küresel ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyebileceğini ve merkez bankalarının faiz artırım kararlarını zorlaştırabileceğini belirtiyor. Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle enerji arz güvenliğinin ön plana çıktığı bu dönemde, ülkelerin enerji politikalarını gözden geçirmesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ithalatında büyük ölçüde dışa bağımlı bir ülke olduğundan, küresel petrol ve rafine ürün fiyatlarındaki bu artış ekonomiyi doğrudan etkiliyor. Akaryakıt fiyatlarındaki yükseliş enflasyonu körüklerken, ithalat faturasının artması cari açık üzerinde baskı oluşturuyor. Türkiye'nin enerji arz güvenliğini sağlamak için yerli kaynaklara ve yenilenebilir enerjiye yatırım yapması, ayrıca Orta Doğu ve Hazar bölgesindeki tedarikçilerle ilişkilerini çeşitlendirmesi kritik önem taşıyor. ABD'nin stratejik rezervlerinin tükenmesi, küresel piyasalarda arz endişelerini artırarak Türkiye'nin enerji maliyetlerini daha da yukarı çekebilir.