Küresel enerji piyasaları, yeni bir krizin eşiğinde. Brent tipi ham petrolün varil fiyatı, 85 doların üzerine çıkarak ABD ile İran arasındaki ateşkesin genişletilmesine yönelik anlaşmanın yürürlüğe girdiği dönemden bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Fiyatlardaki bu sert yükselişin temel nedeni, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik Hürmüz Boğazı’nda tırmanan askeri gerilim. OECD ülkelerinin acil durum petrol stokları 30 yılın en düşük seviyesine inerken, piyasalarda arz kesintisi senaryoları konuşuluyor.
Gelişmenin Arka Planı: Ateşkes Sonrası Yeni Kriz Dinamikleri
ABD Başkanı Joe Biden ile İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi arasında Ağustos 2023’te varılan ve her 60 günde bir yenilenen gayriresmî ateşkes, tarafların doğrudan askeri angajmandan kaçınmasını sağlıyordu. Ancak son haftalarda Tahran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini yüzde 90 saflığa yaklaştırması ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) İran’ı ‘ciddi iş birliği eksikliği’ ile suçlaması, Washington’da yeni yaptırım çağrılarını artırdı. Buna karşılık İran Devrim Muhafızları, “Hürmüz’ü kapatmak, düğmeye basmaktan daha kolay” söylemiyle doğrudan tehdit savuruyor. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ise bölgedeki Deniz Kuvvetleri varlığını iki savaş gemisi ve bir denizaltı ile takviye etti. Gerilimin tırmanması, Singapur ve Rotterdam gibi küresel ticaret merkezlerinde akaryakıt primlerinin bir haftada yüzde 12 artmasına neden oldu.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Piyasalar Alarm Veriyor
Hürmüz Boğazı’nda yaşanacak herhangi bir kısmi tıkanma, küresel petrol arzının yüzde 20’sini doğrudan etkileyebilir. Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin ham petrol ihracatının tamamı bu geçiş koridoruna bağımlı. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), ‘ciddi bir kesinti halinde stratejik stokların ancak 40 gün yeteceği’ uyarısında bulundu. Goldman Sachs analistleri, boğazın tamamen kapanması durumunda petrol fiyatlarının 105-110 dolar bandına sıçrayabileceğini hesaplıyor. Avrupa’da doğal gaz fiyatları da petrole endeksli olduğu için yükselişten nasibini aldı; TTF vadeli kontratları megavat-saat başına 45 avronun üzerine çıktı. Öte yandan İran’ın petrokimya ihracatını artırmak için Çin’e yönelik ‘gölge filo’ hamleleri, ABD Hazine Bakanlığı’nın yaptırım ağını genişletmesine yol açtı. Çin’in Şanghay merkezli petrol alım şirketleri, yaptırım riskine rağmen İran ham petrolüne olan talebin azalmadığını bildiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ham petrol ihtiyacının yaklaşık yüzde 90’ını ithal ediyor ve bu ithalatın önemli bir kısmı Irak (Kerkük-Ceyhan hattı) ve İran’dan geçiyor. Hürmüz Boğazı’nda yaşanacak bir kriz, Türkiye’nin Orta Doğu ve Asya’dan yaptığı enerji alımlarını doğrudan riske atabilir. Mevcut durumda Türkiye, enerji maliyetlerindeki artışın cari açığı daha da büyütmesinden endişe ediyor. Ankara, İran ile ABD arasında arabuluculuk rolü üstlenmeye çalışsa da, Tahran’ın nükleer pazarlıklardaki katı tutumu ve Washington’un yaptırım politikası bu çabaları sınırlıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın stratejik petrol stoklarını artırma kararı ise kriz senaryolarına karşı bir önlem olarak değerlendiriliyor.