Petrol fiyatları, ABD ile İran arasında tırmanan gerilimin etkisiyle dört haftanın en yüksek seviyesine ulaştı. Uluslararası piyasalarda Brent petrolün varil fiyatı 75 doların üzerine çıkarken, ABD ham petrolü de 71 doları aştı. Yükselişte, Washington'un Tahran'a yönelik yeni yaptırım tehditleri ve İran'ın Körfez'deki askeri tatbikatları etkili oldu. Enerji piyasaları, özellikle Hürmüz Boğazı'ndan geçen tanker trafiğinin son iki ayın en düşük seviyesine inmesiyle tedirginliğini koruyor.
Gelişmenin arka planı: ABD-İran gerginliği
Hafta başında Pazartesi günü açıklanan verilere göre, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik Hürmüz Boğazı'ndan geçen tanker sayısı, son günlerde belirgin şekilde azaldı. Denizcilik veri firmalarına göre, boğazdan günde ortalama 17 tanker geçerken bu sayı 12'ye kadar geriledi. Bu düşüş, bölgedeki askeri hareketlilik ve sigorta primlerindeki artışla ilişkilendiriliyor. Enerji analistleri, İran'ın boğazı kapatma tehditlerinin doğrudan olmasa da dolaylı olarak piyasaları etkilediğini belirtiyor. ABD'nin bölgedeki askeri varlığını artırması ve İran'a yönelik ekonomik baskıyı sıkılaştırması, gerilimin daha da tırmanabileceği endişesini körüklüyor. Uzmanlar, her iki tarafın da askeri çatışmadan kaçınmaya çalıştığını ancak söylemlerin ve sembolik hamlelerin piyasalarda dalgalanmaya yol açtığını ifade ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı'nın güvenliği, sadece Körfez ülkeleri için değil, aynı zamanda Asya ve Avrupa'nın enerji arz güvenliği açısından kritik öneme sahip. Boğazın geçiş güvenliğinin tehlikeye girmesi, küresel petrol fiyatlarının yanı sıra doğalgaz ve diğer emtia fiyatlarını da etkileyebilir. Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore gibi büyük petrol ithalatçıları, bu durumdan en çok etkilenecek ülkeler arasında. Geçmişte yaşanan gerginliklerde, Suudi Arabistan ve BAE gibi üreticilerin alternatif nakliye rotaları ve artırılmış üretim kapasiteleri devreye girmişti. Ancak mevcut durumda, OPEC+'ın üretim kısıtlamaları ve küresel talebin toparlanma sinyalleri, fiyatlar üzerindeki yukarı yönlü baskıyı artırıyor. Öte yandan, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarının sıkılaştırılması, İran'ın nükleer programına dair müzakerelerde ilerleme kaydedilememesiyle birleşince, gerilimin kısa vadede azalması pek olası görünmüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, petrol ve doğalgaz ihtiyacının önemli bir bölümünü ithal eden bir ülke olarak, Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimden doğrudan etkileniyor. Petrol fiyatlarındaki yükseliş, Türkiye'nin enerji faturasını artırarak cari açık üzerinde baskı oluşturabilir. Ayrıca, İran ile komşu olan Türkiye, olası bir çatışma durumunda güvenlik riskleriyle karşı karşıya kalabilir. Ankara, bir yandan Washington'la ittifak ilişkilerini yönetirken, diğer yandan Tahran'la diplomatik ve ekonomik bağlarını korumaya çalışıyor. Bu nedenle, taraflar arasında arabuluculuk yapabilecek bir konumda olan Türkiye'nin, gerilimin düşürülmesi için diplomatik girişimlerde bulunması beklenebilir.