Peru'da cumhurbaşkanlığı seçimlerinin dördüncü gününe girilirken oy sayımı yavaşladı ve yarış yeniden daraldı. Seçim sonucunun büyük ölçüde tartışmalı oylarla ilgili uzun sürecek bir hukuki mücadeleyle belirlenmesi bekleniyor. Lima'da 10 Haziran'da başlayan seçim sürecinde, aşırı sağcı aday Keiko Fujimori ile solcu kırsal öğretmen Pedro Castillo arasındaki fark yüzde 0,5'in altına düştü. Resmi olmayan sonuçlara göre, oyların yüzde 99,8'i sayılırken Castillo yüzde 50,2, Fujimori ise yüzde 49,8 oy aldı. Ancak kırsal bölgelerden gelen ve itiraz edilen 200 binden fazla oy sayılmayı bekliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Peru'da 6 Haziran'da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimleri, ülkenin son yıllarda yaşadığı siyasi istikrarsızlığın bir yansıması olarak görülüyor. Beş yıl içinde dört farklı cumhurbaşkanı gören Peru'da, halk sürekli değişen siyasi tablodan bıkmış durumda. Seçim yarışı, eski cumhurbaşkanı Alberto Fujimori'nin kızı Keiko Fujimori ile sendika kökenli Pedro Castillo arasında geçiyor. Fujimori, babasının yolsuzluk ve insan hakları ihlalleriyle anılan mirasını omuzlarında taşırken, Castillo ise kırsal kesimdeki yoksul seçmenlere hitap eden popülist bir söylem benimsiyor. Seçim süreci boyunca her iki aday da birbirine karşı sert suçlamalarda bulundu ve halkı bölücü bir atmosfer oluştu.
Seçimlerin hemen ardından her iki kamp da usulsüzlük iddialarında bulundu. Fujimori'nin avukatları, özellikle kırsal bölgelerdeki oyların manipüle edildiğini öne sürerken, Castillo destekçileri de oy sayımının şeffaf olmadığını savunuyor. Seçim gözlemcileri, sürecin genel olarak barışçıl geçtiğini ancak bazı sandıklarda usulsüzlük tespit edildiğini bildirdi. Peru Ulusal Seçim Jürisi, itiraz edilen oyların yeniden sayımına başladı ancak kesin sonucun ne zaman açıklanacağı belirsiz. Uzmanlar, hukuki mücadelenin haftalarca sürebileceğini ve ülkeyi yeni bir siyasi krize sürükleyebileceğini ifade ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Peru'daki seçimler, Latin Amerika'da artan siyasi kutuplaşmanın bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Son yıllarda bölgede solcu ve sağcı hareketler arasında derin bir uçurum oluşurken, Peru da bu dalgadan etkileniyor. Castillo'nun zaferi, bölgedeki sol dalgayı güçlendirirken, Fujimori'nin kazanması durumunda ise sağcı popülist hareketlerin yükselişi devam edecek. Seçim sonucu, ayrıca Peru'nun dış politikasını ve uluslararası ticaret ilişkilerini de etkileyebilir. Castillo, seçilmesi halinde ABD ile ilişkileri yeniden gözden geçireceğini ve Çin ile daha yakın işbirliği yapacağını sinyalini verdi. Fujimori ise Batı yanlısı bir politika izleyeceğini ve mevcut ekonomik modeli sürdüreceğini belirtiyor.
Küresel ölçekte, Peru'daki siyasi belirsizlik, bakır ve altın gibi önemli maden kaynaklarına sahip ülkede yabancı yatırımcıları endişelendiriyor. Peru, dünyanın en büyük bakır üreticilerinden biri olarak öne çıkarken, siyasi istikrarsızlık madencilik sektörünü olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Çin'in Peru'daki madencilik yatırımları, seçim sonucuna bağlı olarak şekillenecek. Castillo'nun milliyetçi söylemlerinin, Çinli şirketlerin faaliyetlerini kısıtlayabileceği yorumları yapılıyor. Öte yandan, Fujimori'nin iş dünyasıyla yakın ilişkileri, yabancı yatırımcılar için daha öngörülebilir bir ortam vaat ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Peru'daki seçimlerin Türkiye ile doğrudan bir bağlantısı olmamakla birlikte, bölgesel denklemde Türkiye'nin Latin Amerika'ya yönelik dış politikası açısından önemli yansımaları olabilir. Türkiye, son yıllarda Latin Amerika ülkeleriyle ekonomik ve diplomatik ilişkilerini geliştirme çabası içinde. Peru, Türkiye'nin bölgedeki önemli ticaret ortaklarından biri olmasa da, iki ülke arasındaki ticaret hacmi artış eğiliminde. Ayrıca, Türkiye'nin kıta genelinde açtığı büyükelçilikler ve kültür merkezleri, bölgeyle bağları güçlendirmeyi hedefliyor. Castillo'nun solcu söylemleri, Türkiye'nin mevcut hükümetle ilişkilerinde bir değişiklik yaratmayabilir ancak Fujimori'nin kazanması halinde daha pragmatik bir ilişki sürdürülebilir. Bununla birlikte, Peru'daki siyasi istikrarsızlığın Türkiye'ye doğrudan bir güvenlik tehdidi oluşturması beklenmiyor.