Peru'da 6 Haziran'da gerçekleştirilen başkanlık seçimlerinin ikinci turu, ülkeyi adeta bir foto-finish heyecanına sürükledi. Resmi olmayan ilk sonuçlara göre, solcu aday Pedro Castillo ile sağ popülist Keiko Fujimori arasındaki oy farkı yüzde 1'in altına indi. Yüzde 99'dan fazla sandığın sayıldığı seçimlerde, kazananı belirlemek için sadece birkaç bin oyun akıbeti bekleniyor. Ulusal Seçim Ofisi'ne (ONPE) göre, iki aday arasındaki fark yaklaşık 70 bin oy civarında. Bu durum, ülkede hem taraftarlar arasında gerilimi artırırken hem de uluslararası toplumun dikkatini Peru'daki demokratik sürece çevirdi.
Derin Kutuplaşma ve Ekonomik Belirsizlik
Seçim, Peru'nun son yıllarda yaşadığı siyasi istikrarsızlığın bir yansıması olarak görülüyor. 2016'da göreve gelen ve bir yıl içinde istifa eden başkanlarla sarsılan ülkede, koronavirüs salgını da ekonomik ve sosyal krizi derinleştirdi. Castillo, kırsal kesimlerde ve yoksul bölgelerde güçlü destek alırken, madencilik şirketlerine yönelik millileştirme söylemleriyle dikkat çekiyor. Fujimori ise babası Alberto Fujimori dönemindeki otoriter yönetimle özdeşleşiyor ve yolsuzluk iddialarıyla karşı karşıya. Her iki aday da seçim sonrası dönemde olası bir mali kriz veya politik tıkanıklık konusunda endişelere yol açıyor.
Seçim sürecinde zaman zaman şiddet olayları da yaşandı. Son haftalarda Fujimori'nin mitinglerinde çıkan arbedeler ve Castillo destekçileri ile güvenlik güçleri arasında gerginlikler meydana geldi. Uluslararası gözlemciler, seçimlerin genel olarak barışçıl geçtiğini ancak kutuplaşmanın derin olduğunu vurguluyor. Seçim sonuçlarının yasal itirazlara konu olması ve sürecin uzaması halinde, Peru'nun kırılgan demokrasisi yeni bir sınav verebilir.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Peru seçimleri, Latin Amerika'da son yıllarda gözlemlenen sol dalganın bir parçası olarak değerlendiriliyor. Castillo'nun olası zaferi, Meksika, Arjantin, Bolivya ve Şili'deki sol hükümetlerle birlikte bölgede sol ittifakın güçlenmesine katkı sağlayabilir. Öte yandan, Fujimori'nin kazanması durumunda, sağ blokun Brezilya, Kolombiya ve Ekvador'la uyumlu bir pozisyon alması bekleniyor. Peru, dünyanın en büyük ikinci bakır üreticisi olarak küresel madencilik şirketlerinin ilgisini çekiyor. Siyasi istikrarsızlık, bakır fiyatlarında dalgalanmalara ve yatırımcı güveninde zedelenmeye yol açabilir.
Bu belirsizlik ortamında, Çin ve ABD gibi büyük güçlerin Peru'daki etki mücadelesi de dikkat çekiyor. Çin, Peru'nun en büyük ticaret ortağı konumunda ve ülkedeki madencilik yatırımlarının önemli bir kısmı Çin şirketlerine ait. Castillo'nun Çin'e mesafeli duruşu veya Fujimori'nin ABD ile yakınlaşması, küresel tedarik zincirlerini etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Peru'daki seçim sonuçları, Türkiye'nin Latin Amerika'ya yönelik son dönemde artan diplomatik ve ticari açılımları açısından önem taşıyor. Türkiye, Peru ile ikili ticaret hacmini geliştirmeyi ve savunma sanayii alanında iş birliği kurmayı hedefliyor. Özellikle Castillo'nun milliyetçi söylemlerine rağmen, Türkiye'nin kalkınma iş birliği modelleri ve insani yardım politikaları, sol hükümetlerle diyalogda avantaj sağlayabilir. Ancak, Peru'daki siyasi istikrarsızlığın devam etmesi halinde, orta ve uzun vadeli anlaşmaların akıbeti belirsizleşebilir. Bu nedenle, Ankara süreci yakından takip ediyor ve seçim sonrası kurulacak hükümetle dengeli bir ilişki geliştirmeye çalışıyor.