Peru'da pazar günü yapılan başkanlık seçiminin ikinci turunda, oyların yüzde 95'inden fazlası sayılmış olmasına rağmen resmi sonuçlar henüz açıklanamadı. Yapılan ilk tahminlere göre, aşırı sağcı otoriter eski Başkan Alberto Fujimori'nin kızı Keiko Fujimori ile solcu milletvekili Pedro Castillo arasındaki yarış nefes nefese. Fujimori yüzde 50,1, Castillo ise yüzde 49,9 civarında oy almış durumda. Aradaki fark, sandıkların sayılmasıyla birlikte sürekli değişiyor. Seçim sonuçlarının birkaç gün içinde netleşmesi bekleniyor. Bu kritik seçim, Latin Amerika'nın giderek kutuplaşan siyasetine yeni bir boyut katıyor.
Gelişmenin arka planı: Derin kutuplaşma ve yolsuzluk iddiaları
Peru, son 30 yıldır siyasi istikrarsızlık ve yolsuzluk skandallarıyla boğuşuyor. 1990-2000 yılları arasında ülkeyi demir yumrukla yöneten Alberto Fujimori'nin kızı Keiko, babasının otoriter mirasını sürdürdüğünü söylüyor. Ancak kendisi de 2009 yılında büyük bir yolsuzluk skandalının merkezindeydi. O dönemde 'Vladivideo' skandalı olarak bilinen olayda, başkanlık sarayına rüşvetle bağlı olan işadamlarının videoları ortaya çıkmıştı. Keiko Fujimori de bu skandalların odağında yer aldı.
Karşısındaki isim olan Pedro Castillo ise, kırsal kesimde yaşayan bir öğretmen. Sendika kökenli solcu aday, halk arasında 'yolsuzluğa karşı savaşçı' olarak biliniyor. Ancak eleştirmenler, Castillo'nun bazı tartışmalı geçmiş önerilerini vurguluyor: 2012'de yapılan bir konuşmada, 'Yargıçları asarsak sorun çözülür' gibi radikal ifadeler kullanmıştı. Aynı zamanda kürtaj ve eşcinsel evliliğine karşı çıkıyor, bu da onu muhafazakar kesimler için cazip kılıyor.
Seçim kampanyası son derece kutuplaştırıcıydı. Fujimori, 'teröre karşı mücadele' ve 'ekonomik istikrar' vurgusu yaparken, Castillo ise 'adil paylaşım' ve 'yolsuzlukları temizleme' vaadiyle öne çıktı. Perulu seçmenin yaklaşık yüzde 30'u kararsızdı veya 'protesto oyu' kullandı.
Bölgesel veya küresel boyut: Latin Amerika'da sağ-sol ekseninde yeni sarsıntı
Peru, dünyanın ikinci büyük bakır üreticisi olmasıyla küresel madencilik sektöründe kritik bir rol oynuyor. Seçim sonucu, Çin'in yoğun yatırım yaptığı bu ülkedeki siyasi istikrarı doğrudan etkileyecek. Solcu Castillo'nun zaferi, özelleştirmelere ve madencilik anlaşmalarına yeni düzenlemeler getirebilir. Ayrıca, bölgedeki sol dalganın (Meksika, Arjantin, Bolivya) genişlemesi anlamına gelecek. Öte yandan, Fujimori'nin başarısı, sağcı popülist liderlerin Brezilya ve Şili'deki yükselişini teyit edecek.
ABD ve Çin açısından da seçimler büyük önem taşıyor. Peru, her iki gücün de Pasifik'teki ticaret ve askeri varlığı için stratejik bir nokta. Castillo'nun Çin yanlısı bir politika izleyebileceği, Fujimori'nin ise ABD ile geleneksel ittifakı sürdüreceği tahmin ediliyor. Ayrıca, Peru'daki istikrarsızlık, bölgedeki uyuşturucu kartelleri ve yasa dışı madencilikle mücadeleyi de zorlaştırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Peru'daki bu kritik seçim, Türkiye için doğrudan bir diplomatik veya ekonomik kriz oluşturmasa da, bölgesel istikrarın bozulması küresel bakır fiyatlarını etkileyebilir. Türkiye, bakır ve diğer metal ithalatında Çin'e bağımlı; dolayısıyla Peru'daki fiyat dalgalanmaları, inşaat ve teknoloji sektörlerine yansıyabilir. Siyasi açıdan ise, Latin Amerika'da sol trendin güçlenmesi, Türkiye'nin bölgeyle olan ticari ve diplomatik ilişkilerinde çeşitliliğe yol açabilir. Ancak şu an için, seçim sonuçlarının Türkiye'ye doğrudan bir yansıması beklenmemektedir.