ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), geçen yıl Yemen'de Husilere karşı düzenlenen hava saldırılarında 153 sivilin hayatını kaybettiğini, 243 kişinin de yaralandığını Kongre'ye resmi olarak bildirdi. Pentagon'un bu hafta Kongre'ye ilettiği raporda, 2024 yılı içinde gerçekleştirilen operasyonların sivil kayıplara yol açtığı kabul edildi. Saldırıların, Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik Husilere ait saldırıların ardından başlatıldığı belirtildi.
Gelişmenin Arka Planı
Geçen yılın başlarında Yemen merkezli Husiler, İsrail'in Gazze'deki operasyonlarına tepki olarak Kızıldeniz'deki ticari gemilere saldırılar düzenlemeye başlamıştı. Bu saldırılar, küresel deniz ticaretini tehdit eder hale gelince ABD ve Birleşik Krallık, Husilere yönelik hava saldırıları başlattı. İlk saldırı dalgası Ocak 2024'te gerçekleştirildi ve aylar boyunca devam etti. Pentagon'un raporu, bu saldırıların sonuçlarına ilişkin en kapsamlı resmi açıklamalardan birini oluşturuyor. Raporda, sivil kayıpların büyük bölümünün, hava saldırılarının yoğun olarak yaşandığı Hudeyde ve Saada bölgelerinde meydana geldiği ifade edildi. Ayrıca, ölenler arasında çok sayıda kadın ve çocuğun bulunduğu, yaralananların ise hastanelerde tedavi altına alındığı kaydedildi.
Pentagon'un raporu, ABD Kongresi'nde bazı milletvekillerinin, sivil kayıpların boyutunu sorgulamasına neden oldu. Özellikle Demokrat Parti'den bazı isimler, askeri operasyonların sivil kayıplara yol açmaması için daha fazla önlem alınması gerektiğini savunuyor. Cumhuriyetçi kanat ise operasyonların ulusal güvenlik açısından gerekli olduğunu, Husilerin uluslararası deniz ticaretine yönelik tehdidinin bertaraf edilmesi gerektiğini vurguluyor. Raporda ayrıca, hava saldırılarında Husilere ait füze rampaları, radar sistemleri ve komuta kontrol merkezleri gibi askeri hedeflerin vurulduğu, ancak bazı saldırıların sivil yerleşim alanlarına yakın bölgelerde gerçekleştiği için istenmeyen kayıplara yol açtığı belirtildi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yemen'deki hava saldırıları, sadece Yemen'i değil, tüm Orta Doğu'yu etkileyen bir gerilimin parçası olarak görülüyor. Husilerin Kızıldeniz'deki saldırıları, dünya ticaretinin önemli bir kısmının geçtiği bu su yolunu tehdit ederek küresel tedarik zincirlerinde aksamalara yol açmıştı. ABD'nin askeri müdahalesi, bu tehdidi azaltmaya yönelik olsa da, bölgede yeni bir çatışma alanı yarattı. İran'ın desteklediği Husiler, saldırıların devam edeceğini açıklarken, ABD de askeri varlığını bölgede güçlendirdi. Bu durum, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeleri de endişelendiriyor. Zira bu ülkeler, Yemen'de uzun süredir devam eden iç savaşta farklı tarafları destekliyor. Suudi Arabistan, Husilere karşı mücadelede ABD ile iş birliği yaparken, bölgesel istikrarın bozulmasından çekiniyor. Öte yandan Birleşmiş Milletler, sivil kayıpların arttığına dikkat çekerek taraflara itidalli olma çağrısı yapıyor. Uluslararası insan hakları örgütleri ise sivil kayıpların savaş suçu teşkil edebileceğini belirterek bağımsız soruşturma talep ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin yakından izlediği Kızıldeniz ve Yemen bölgesindeki istikrarsızlığın bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Türkiye, bölgede tansiyonun düşürülmesi ve deniz ticaretinin güvenliğinin sağlanmasından yana. Kızıldeniz'de artan çatışmalar, Süveyş Kanalı üzerinden Avrupa'ya yapılan ticaretin aksamasına yol açabilir; bu durum Türkiye'nin dış ticaretini de olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, ABD'nin Yemen'deki askeri operasyonları, bölgedeki güç dengelerini değiştirebilir ve Türkiye-İran ilişkilerini etkileyebilir. Ankara, bu nedenle hem uluslararası hukuka saygı gösterilmesi hem de sivillerin korunması çağrısında bulunuyor. Türkiye'nin bölgede insani yardım faaliyetleri ve diplomatik girişimleri bulunuyor; bu tür çatışmaların sona ermesi için kalıcı bir barışın tesisi önem arz ediyor.