ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) askeri personel arasında testosteron seviyelerini tarama planı, tıp uzmanları tarafından bilimsel dayanaktan yoksun olarak nitelendiriliyor. Uzmanlar, hormon seviyelerinin gün içinde stres, uyku kalitesi ve fiziksel efor gibi faktörlere bağlı olarak doğal dalgalanmalar gösterdiğini, bu nedenle tek bir noktadan yapılacak taramaların kolaylıkla hatalı teşhislere yol açabileceği konusunda uyarıyor. Plan, Pentagon’un cinsel saldırı ve taciz vakalarını azaltma hedefinin bir parçası olarak gündeme gelmişti, ancak bilimsel topluluk bu yaklaşımın geçerliliğini sorguluyor.
Tarama Planının Arka Planı
Pentagon, son yıllarda orduda artan cinsel saldırı ve taciz vakalarına karşı önlem arayışında. 2022’de yayımlanan bir rapora göre, kadın askerlerin yaklaşık %8’i ve erkek askerlerin %2’si cinsel saldırıya uğradığını bildirdi. Bu endişe verici istatistikler, Yetişkin Koruma Bakanlığı’nın cinsel suçlar ile testosteron seviyeleri arasında olası bağlantıları araştırmasına yol açtı. Ancak uzmanlar, testosteronun saldırganlıkla ilişkilendirilmesinin aşırı basitleştirilmiş bir yaklaşım olduğunu belirtiyor. Endokrinolog Dr. Maria Santos, “Testosteron, davranışı tek başına belirleyen bir faktör değil. Beyin kimyası, çevresel faktörler ve sosyal koşullar da en az hormonlar kadar önemli” diyor.
Tarama planı kapsamında, askerlerin temel testosteron seviyeleri ölçülecek ve yüksek seviye tespit edilenler ek değerlendirmeye tabi tutulacak. Ancak tıp dünyası, bireysel hormon seviyelerindeki doğal değişkenlik nedeniyle bu tür tek seferlik ölçümlerin güvenilir olmadığı konusunda hemfikir. Johns Hopkins Üniversitesi’nden Dr. Robert Chen, “Sabah 6’da alınan kan örneği ile akşam 6’da alınan örnek arasında testosteron seviyeleri %40’a varan farklılıklar gösterebilir. Tek bir ölçüm, bir askerin normal hormon durumunu yansıtmaz” ifadelerini kullandı.
Küresel ve Bilimsel Boyut
Pentagon’un bu girişimi, dünya genelinde ordularda hormon taraması kullanımına dair tartışmaları yeniden alevlendirdi. İsrail, Rusya ve Çin gibi ülkelerde askeri personelin fizyolojik özelliklerinin izlenmesine yönelik programlar bulunuyor, ancak çoğu daha kapsamlı ve sürekli değerlendirmelere dayanıyor. Bilimsel literatür, testosteronun sadece saldırganlıkla değil, aynı zamanda sosyal bağlılık ve iş birliği gibi olumlu davranışlarla da ilişkili olduğunu gösteriyor. Örneğin, bazı çalışmalar yüksek testosteron seviyelerinin takım sporlarında performansı artırdığını ancak aynı zamanda risk alma eğilimini yükselttiğini ortaya koyuyor. Bu nedenle, hormon seviyelerini disiplin veya suç potansiyeli için bir kriter olarak kullanmak, bilimsel olarak sorunlu kabul ediliyor.
Amerikan Tıp Birliği (AMA) ve Endokrin Derneği gibi kuruluşlar, Pentagon’un planına karşı çıkarak, etkili bir değerlendirme için çoklu ölçümlerin ve kapsamlı psikolojik testlerin gerekli olduğunu vurguluyor. Ayrıca, tarama sonucunda yüksek testosteron tespit edilen askerlerin damgalanması veya kariyerlerinin olumsuz etkilenmesi gibi etik kaygılar da dile getiriliyor. Uzmanlar, cinsel saldırıların önlenmesinde eğitim, izleme ve raporlama mekanizmalarının güçlendirilmesi gibi kanıtlanmış yöntemlerin daha etkili olacağını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, NATO üyesi olarak ABD’nin askeri politikalarını yakından izlemektedir. Pentagon’un testosteron taraması planı, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde benzer uygulamaların gündeme gelmesi durumunda dikkatle değerlendirilmelidir. Mevcut bilimsel kanıtlar, tek seferlik hormon ölçümlerinin güvenilir olmadığını ve yanlış teşhislere yol açabileceğini göstermektedir. Türkiye’de cinsel saldırı ve tacizle mücadele kapsamında, eğitim ve farkındalık programlarına öncelik verilmesi, hormon taraması gibi tartışmalı yöntemlerden kaçınılması daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Ayrıca, bu tartışma, ordularda bireysel mahremiyet ve tıbbi etik konularının hassasiyetini bir kez daha hatırlatmaktadır.