ABD, İran'ın askeri kapasitesini daha da zayıflatmak amacıyla yeni bir hava saldırı dalgası başlattı. İran'ın çeşitli bölgelerinde şiddetli patlamalar duyulurken, çatışmalar altıncı gününe girdi. Pentagon'dan yapılan açıklamada, saldırıların İran'ın füze ve insansız hava aracı üretim tesislerini, hava savunma sistemlerini ve lojistik altyapısını hedef aldığı belirtildi. ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, operasyonların amacının "İran'ın bölgesel istikrarı tehdit eden saldırgan eylemlerine karşı caydırıcılık sağlamak" olduğunu ifade etti.
Gelişmenin arka planı
Son altı gündür devam eden çatışmalar, İran'a bağlı Husilerin Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırılarının ardından başladı. ABD ve müttefikleri, Husileri hedef alan operasyon başlatmıştı ancak İran'ın doğrudan müdahil olmasıyla gerilim hızla tırmandı. İran Devrim Muhafızları'nın Körfez bölgesinde ABD savaş gemilerine karşı füze tatbikatı yapması, Washington'da alarm zillerini çaldırdı. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, İran'ın son haftalarda bölgedeki vekil güçlere sağladığı desteğin arttığını ve bunun doğrudan askeri müdahaleyi gerektirdiğini söyledi. İran tarafından henüz resmi bir açıklama gelmezken, devlet televizyonu hava savunma sistemlerinin aktif olduğu ve bazı füzelerin etkisiz hale getirildiğini duyurdu.
Analistlere göre, ABD'nin saldırıları İran'ın nükleer programına yönelik kapasitesini zayıflatmayı hedefliyor olabilir. İran, son aylarda yüzde 60 saflıkta uranyum zenginleştirirken, uluslararası toplum bu durumu ciddi bir tehdit olarak değerlendiriyor. ABD daha önce dolaylı yollarla İran'a yaptırım uygularken, doğrudan askeri müdahale seçeneği son yıllarda ilk kez bu kadar somut hale geldi. Diplomatik kaynaklar, taraflar arasında herhangi bir müzakere kanalının açık olmadığını bildiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Çatışmaların tırmanması, Körfez ülkeleri ve İsrail başta olmak üzere bölgede ciddi endişelere yol açtı. Suudi Arabistan, durumun kontrolden çıkmasından kaygı duyduğunu belirterek taraflara itidal çağrısında bulundu. Birleşik Arap Emirlikleri, hava sahasını ticari uçuşlara kapatırken, Katar arabuluculuk teklif etti. İsrail, Golan Tepeleri'ndeki hava savunma sistemlerini teyakkuza geçirdi ve İran'dan gelebilecek olası füze saldırılarına karşı hazırlık yaptı. Avrupa Birliği, acil bir toplantı düzenleyerek iki tarafı da gerilimi düşürmeye çağırdı. Almanya ve Fransa, ortak bir bildiri yayımlayarak diplomatik çözüm arayışını desteklediklerini duyurdu. Öte yandan Rusya ve Çin, ABD'yi bölgede provokasyonda bulunmakla suçladı. Moskova, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde acil oturum talep etti ancak ABD bunu engelledi. Küresel enerji piyasaları da gerilimden etkilendi; petrol fiyatları yüzde 5'in üzerinde artarken, hisse senetlerinde düşüş yaşandı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, komşusu İran ile yaşanan bu gerilimden doğrudan etkilenmektedir. Çatışmaların sürmesi, sığınmacı akını ve sınır güvenliği riskini artırabilir. Ayrıca Türkiye, İran'dan doğal gaz ithal eden ülkeler arasında yer alır; olası bir kriz, enerji arzında sıkıntıya yol açabilir. Türk yetkililer, hem ABD hem İran ile diyalog kanallarını açık tutarken, Bağdat'taki İran yanlısı grupların durumu daha da karmaşık hale getirebileceği değerlendiriliyor. Türkiye, bölgesel istikrarın bozulmasını engellemek için diplomatik girişimlerde bulunmaya hazır olduğunu beyan etmiştir.