ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), askeri operasyonlarda hedef belirleme sürecine yapay zekayı (AI) daha fazla dahil edecek şekilde doktrinini sessizce revize etti. Bu değişiklik, Amerikan ordusunun çatışma alanında hedefleri nasıl seçtiği ve vurduğu konusunda önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Pentagon yetkililerine göre, yeni yaklaşım, artan veri miktarı ve hızlı karar alma ihtiyacı nedeniyle AI sistemlerinin daha etkin kullanılmasını öngörüyor. Ancak uzmanlar, bu adımın etik ve hukuki boyutlarına dikkat çekiyor.
Gelişmenin arka planı
Pentagon'un resmi açıklamalarına göre, güncellenen doktrin, savaş alanında hedef tespiti ve önceliklendirilmesinde AI'nın rolünü genişletiyor. Yeni politika, insan operatörlerin nihai karar verme yetkisini korumakla birlikte, AI’nın öneri ve analizlerinin sürece daha entegre bir şekilde dahil edilmesini sağlıyor. ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin'in imzasını taşıyan gizli bir muhtıra ile yürürlüğe giren düzenleme, özellikle füze savunma sistemleri ve insansız hava araçlarının (İHA) hedefleme algoritmalarında AI kullanımını artırmayı hedefliyor.
Pentagon, bu adımı “operasyonel hız ve doğruluk” ihtiyacına dayandırıyor. Yetkililer, geleneksel yöntemlerle işlenemeyecek kadar büyük veri setlerinin (istihbarat raporları, uydu görüntüleri, sinyal istihbaratı) AI sayesinde anlamlı hale getirilebileceğini vurguluyor. Ancak eleştirmenler, AI sistemlerinin önyargılı verilerle eğitilmesi durumunda sivil kayıpların artabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle Çin ve Rusya'nın AI silahlanmasındaki ilerlemeleri, ABD'yi bu alanda daha hızlı hareket etmeye itiyor.
Pentagon'un yapay zeka stratejisinden sorumlu Baş Dijital ve Yapay Zeka Yetkilisi (CDAO) Craig Martell, yeni doktrinin “sorumlu AI kullanımı” ilkeleri çerçevesinde hazırlandığını söylüyor. Martell'e göre, AI sistemleri sadece karar destek aracı olarak kullanılacak ve öldürücü kararlar daima insan tarafından verilecek. Buna rağmen, silahlı çatışmalarda AI’nın otonom kararlar alması endişesi devam ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD’nin bu hamlesi, küresel silahlanma yarışında yeni bir boyut açıyor. Özellikle Çin ve Rusya, kısa süre önce yayımladıkları askeri AI stratejileriyle bu alanda iddialı olduklarını göstermişti. Çin, 2023 sonunda yayımladığı savunma beyaz kitabında “yapay zeka destekli savaş sistemlerine” öncelik verdiğini açıklamıştı. Rusya ise Ukrayna’da kullandığı Lancet ve Shahed tipi kamikaze dronlarda AI tabanlı hedefleme yazılımlarını test ediyor.
NATO müttefikleri de ABD’nin bu adımını yakından izliyor. Almanya ve Fransa, AI’nın savaş alanında kullanımına ilişkin ortak etik kurallar geliştirilmesi çağrısı yaparken, İngiltere yapay zeka savunma konseptini güncelliyor. Birleşmiş Milletler (BM) bünyesinde ise otonom silah sistemlerinin (LAWS) yasaklanmasına yönelik müzakereler devam ediyor, ancak ABD, Çin ve Rusya bu tür bağlayıcı anlaşmalara sıcak bakmıyor.
Uzmanlar, ABD’nin yeni doktrininin bir yandan caydırıcılığı artırırken diğer yandan istikrarsızlaştırıcı bir etki yaratabileceğini belirtiyor. Yapay zeka destekli hedefleme sistemlerinin yanlış alarmları veya yanıltıcı verilerle tetiklenmesi, istenmeyen çatışmalara yol açabilir. Bu risk, özellikle Çin ve Rusya gibi rakiplerle olası bir sıcak çatışmada daha da belirgin hale geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, savunma sanayii alanında son yıllarda önemli atılımlar yaparak yerli ve milli sistemler geliştirmiş durumda. Ancak ABD’nin yapay zeka destekli hedefleme doktrinini güncellemesi, Türkiye’nin de bu alandaki yeteneklerini hızla geliştirmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Özellikle Bayraktar TB2 ve AKINCI gibi platformlarda kullanılan yapay zeka odaklı hedef tespit sistemleri, bu yeni rekabet ortamında Türkiye’ye stratejik avantaj sağlayabilir. Diğer yandan, Türkiye’nin NATO üyesi olarak ittifak içinde yapay zekanın savaş alanında kullanımına ilişkin ortak etik standartların belirlenmesinde aktif rol alması önem arz ediyor. ABD’nin tek taraflı düzenlemesi, müttefikler arasında koordinasyon ihtiyacını artırırken, Türkiye’nin kendi savunma stratejisini bu gelişmelere paralel olarak güncellemesi kaçınılmaz görünüyor.