Washington — ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Savunma Bakanı Pete Hegseth'in yönetimi altında benzeri görülmemiş bir kurumsal sarsıntı dönemine girdi. Ülke içindeki liderlik krizi, yurt dışındaki kapasite kriziyle aynı anda derinleşiyor. İran savaşının altıncı ayına girilirken, Pentagon'da üst düzey askeri ve sivil yetkililer arasındaki gerilim, karar alma mekanizmalarını felç etme noktasına geldi. Hegseth'in, Bakanlık bünyesindeki muhalefeti tasfiye ederek kontrolü merkezileştirme çabası, kurum içinde yeni bir direniş dalgası yarattı.
Liderlik Krizi ve Kurumsal Çalkantı
Pentagon'daki mevcut durum, yalnızca tek bir kişinin yönetim tarzından kaynaklanmıyor; aynı zamanda ABD'nin küresel askeri taahhütleriyle ilgili yapısal sorunları da gözler önüne seriyor. İran savaşının altıncı ayında, ABD ordusunun cephe hatlarında ve lojistik zincirlerinde ciddi aksamalar yaşandığı bildiriliyor. Hegseth'in, Başkan Donald Trump'ın desteğiyle, Savunma Bakanlığı'ndaki kariyer askerlerini ve bürokratları görevden alarak yerlerine sadık isimleri getirmesi, kurumun operasyonel kapasitesini tartışmaya açtı.
Üst düzey bir savunma yetkilisine göre, son altı ayda en az onlarca general ve amiral emekliliğe zorlandı veya görevden alındı. Bu tasfiyeler, yalnızca kişisel sadakat testi değil, aynı zamanda İran savaşının stratejik yönetimi konusunda derin bir görüş ayrılığının sonucu. Hegseth, savaşın gidişatını daha agresif bir çizgiye çekmek isterken, askeri kanat, kaynakların yetersizliği ve müttefiklerin desteğinin azalması nedeniyle daha temkinli bir yaklaşımı savunuyordu. Bu çatışma, sonunda askeri liderliğin büyük ölçüde tasfiye edilmesiyle sonuçlandı.
Beyaz Saray'dan yapılan açıklamalarda, Hegseth'e tam destek verildiği yinelenirken, Pentagon'daki değişimin "gereksiz bürokrasiyi ortadan kaldırmak" amacı taşıdığı belirtiliyor. Ancak Kongre'deki her iki partiden de yükselen eleştiriler, bu tasfiyelerin ABD'nin savunma kabiliyetini zayıflattığı yönünde. Senato Silahlı Hizmetler Komitesi, konuyla ilgili bir duruşma düzenlemeyi planlıyor.
İran Savaşı ve Yurt Dışı Kapasite Sorunu
Pentagon'daki iç çalkantı, ABD'nin İran'a karşı yürüttüğü savaşın kritik bir aşamasında patlak verdi. Savaşın altıncı ayında, ABD güçleri Basra Körfezi'nde ve Irak-Suriye sınırında yoğun operasyonlar yürütüyor. Ancak askeri uzmanlara göre, üst düzey komuta kademesindeki istikrarsızlık, sahada koordinasyonu zorlaştırıyor ve operasyonel kararların gecikmesine yol açıyor. Özellikle deniz kuvvetleri ve hava kuvvetleri arasındaki iş birliği, sürekli değişen liderlik nedeniyle sekteye uğramış durumda.
ABD'nin İran savaşındaki hedefleri belirsizliğini korurken, Savunma Bakanlığı'nın kaynakları da hızla tükeniyor. Kongre'ye sunulan son raporlara göre, savaşın maliyeti ilk altı ayda 200 milyar doları aştı. Hegseth'in, savunma bütçesinde öncelikleri değiştirerek daha fazla fonu İran cephesine kaydırması, diğer bölgelerdeki ABD varlıklarını zayıflattı. Bu durum, özellikle Asya-Pasifik ve Avrupa'daki müttefikler arasında endişe yaratıyor.
Öte yandan, Pentagon'daki liderlik boşlukları, ABD'nin istihbarat paylaşımı ve müttefik operasyonları konusunda da aksamalara neden oluyor. NATO ve diğer müttefikler, Washington'dan gelen talimatlardaki tutarsızlıktan şikayetçi. Avrupalı diplomatlar, ABD'nin İran savaşındaki stratejik hedeflerinin net olmamasının, ittifak içinde güven krizine yol açtığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Pentagon'daki liderlik krizi ve İran savaşının derinleşmesi, Türkiye'nin güvenlik ve dış politika öncelikleri açısından kritik sonuçlar doğurabilir. ABD'nin Orta Doğu'daki askeri varlığının zayıflaması, bölgesel güç dengelerini değiştirirken, Türkiye'nin İran ve Irak ile olan sınır güvenliği risklerini artırabilir. Ayrıca, ABD yönetimindeki istikrarsızlık, Türkiye'nin F-16 modernizasyonu ve savunma iş birliği gibi konularda müzakereleri belirsizliğe sürükleyebilir. Türkiye, NATO içindeki konumunu korurken, ABD'nin İran politikasındaki tutarsızlıklarına karşı temkinli bir denge politikası izlemek zorunda kalabilir. Washington'daki kaos, Ankara'nın bölgesel inisiyatiflerini güçlendirmesi için bir fırsat da yaratabilir; ancak aynı zamanda güvenlik risklerini de beraberinde getiriyor.