Bu yaz Pentagon, NATO üyesi ülkelere bir anket göndererek “ABD dış politika önceliklerine” kısmen destek verip vermediklerini sordu. Basında “sadakat testi” olarak adlandırılan bu girişim, birçok Avrupalı tarafından ittifakın Amerikan huysuzluğu yüzünden dağıldığının en son işareti olarak görüldü. Peki, gerçekten öyle mi? Yoksa bu, ittifakın geleceğini yeniden şekillendirecek daha derin bir dönüşümün habercisi mi?
Anketin Arka Planı ve Avrupa’nın Tepkisi
Pentagon’un bu girişimi, NATO içindeki mevcut gerilimlerin bir yansıması olarak ortaya çıktı. Anket, üye ülkelere ABD’nin dış politika hedeflerine ne ölçüde destek verdiklerini soruyordu. Sorular arasında, ABD’nin Çin’e yönelik politikası, Rusya’ya karşı tutum, Orta Doğu’daki askeri varlık ve savunma harcamalarının artırılması gibi konular yer alıyordu. Avrupalı müttefikler, bu anketi Washington’un kendilerine olan güvenini test etme çabası olarak algıladı. Özellikle Almanya ve Fransa gibi ülkeler, ABD’nin tek taraflı eylemlerinden duydukları rahatsızlığı dile getirdi. Anketin basına sızması, ittifak içindeki güven bunalımını gözler önüne serdi.
NATO’nun kuruluşundan bu yana geçen 70 yılı aşkın sürede, ittifak hiç bu kadar derin bir meşruiyet krizi yaşamamıştı. Soğuk Savaş döneminde ortak düşman Sovyetler Birliği’ydi ve bu, üyeleri bir arada tutuyordu. Ancak Sovyetler’in çöküşünden sonra NATO’nun varlık sebebi sorgulanmaya başlandı. 11 Eylül saldırıları sonrası ABD, NATO’nun 5. maddesini ilk kez işletmiş ve Afganistan’a müdahale etmişti. Fakat Irak Savaşı sırasında yaşanan anlaşmazlıklar, ittifakın geleceği hakkında soru işaretleri yarattı. 2014’te Rusya’nın Kırım’ı ilhakı ve 2022’de Ukrayna’yı işgali, NATO’yu yeniden canlandırdı gibi görünse de, ABD’nin özellikle Trump döneminde sergilediği tutum, Avrupalı müttefiklerde ciddi endişe yarattı. Trump’ın “NATO modası geçmiş” açıklamaları ve savunma harcamaları konusundaki baskıları, Avrupa’yı kendi savunmasını güçlendirmeye itti. Biden yönetimi ittifaka dönüş sinyali verse de, Pentagon’un bu anketi, ABD’nin hala müttefiklerine şüpheyle yaklaştığını gösteriyor.
İttifakın Geleceği ve Küresel Yansımalar
NATO’nun dağılması durumunda, küresel güç dengesi ciddi şekilde sarsılacak. Avrupa, savunma harcamalarını artırmaya çalışsa da, ABD’nin sağladığı nükleer şemsiye ve istihbarat desteği olmadan Rusya’ya karşı caydırıcılık zayıflar. Bu durum, Rusya’nın Doğu Avrupa’da daha agresif politikalar izlemesine yol açabilir. Ayrıca, Çin’in Tayvan ve Güney Çin Denizi’ndeki iddiaları karşısında ABD’nin Asya’daki müttefikleri de benzer bir terk edilme korkusu yaşayabilir. NATO’nun zayıflaması, otoriter rejimlere cesaret verebilir ve liberal uluslararası düzeni daha da kırılgan hale getirebilir. Öte yandan, Avrupa’nın stratejik özerklik arayışları hızlanabilir ve AB, kendi savunma birliğini kurma yolunda adımlar atabilir. Ancak bu süreç yıllar alacak ve bu geçiş döneminde güvenlik açıkları oluşabilir.
Türkiye, NATO’nun en büyük ikinci askeri gücü olarak ittifak içindeki bu gerilimden doğrudan etkileniyor. ABD ile yaşadığı S-400 krizi, F-35 programından çıkarılma ve YPG’ye verilen destek gibi konular, Türkiye’nin Batı ile ilişkilerini zaten germiş durumda. Pentagon’un anketi, Türkiye’ye de gönderildiyse, bu Ankara’nın ittifak içindeki konumunu yeniden değerlendirmesine neden olabilir. Türkiye, son yıllarda Rusya ile yakınlaşarak denge politikası izliyor. NATO’nun zayıflaması, Türkiye’nin stratejik önemini artırabilir; zira Batı için vazgeçilmez bir müttefik haline gelir. Ancak aynı zamanda, ittifakın dağılması durumunda Türkiye kendini güvenlik açısından daha kırılgan bir bölgede bulabilir. Bu nedenle Ankara, NATO içindeki tartışmalarda yapıcı bir rol üstlenmeye çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
NATO içindeki bu sadakat testi tartışması, Türkiye’nin ittifak içindeki konumunu doğrudan etkiliyor. Türkiye, ABD ile yaşadığı anlaşmazlıklar nedeniyle zaten hassas bir dengede. NATO’nun zayıflaması, Türkiye’nin Batı’dan uzaklaşarak Rusya’ya yakınlaşmasını hızlandırabilir. Ancak bu, Türkiye’nin savunma sanayii ve güvenlik iş birliklerinde çeşitliliği artırması anlamına da gelir. Öte yandan, Avrupa’nın stratejik özerklik arayışı, Türkiye’nin AB ile savunma alanında iş birliği yapma fırsatlarını doğurabilir. Ankara, ittifakın geleceğine dair belirsizlikte kendi ulusal çıkarlarını korumak için aktif diplomasi yürütmeli ve NATO’nun işlevselliğini koruması için çaba göstermeli.