ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), İran'a yönelik olası bir askeri harekâtın finansmanı için Kongre'den yaklaşık 80 milyar dolar ek bütçe talep etti. Beyaz Saray'ın, 2026 mali yılı için Pentagon bütçesinde rekor düzeyde 1,5 trilyon dolarlık bir artış öngördüğü, bunun mevcut yılın bütçesine göre yüzde 50’ye varan bir yükseliş anlamına geldiği bildirildi. Pentagon yetkilileri, söz konusu kaynağın öncelikli olarak İran’ın nükleer tesislerine ve askeri altyapısına yönelik kapsamlı bir saldırı planının finansmanında kullanılacağını ifade etti. Talep, ABD Kongresi’nde yoğun tartışmalara yol açarken, bazı milletvekilleri bu kadar büyük bir bütçe artışının gerekçesinin sorgulanması gerektiğini savunuyor.
Pentagon’un iddialı bütçe planının detayları
Pentagon’un Kongre’ye sunduğu ek bütçe talebi, sadece İran’a yönelik harekâtı değil, aynı zamanda bölgedeki askeri üslerin güçlendirilmesini, istihbarat toplama kapasitesinin artırılmasını ve olası bir savaş durumunda lojistik destek sistemlerinin genişletilmesini de kapsıyor. Yetkililer, talep edilen 80 milyar doların; hava kuvvetleri, deniz kuvvetleri ve özel harekât birliklerinin konuşlandırılması, mühimmat stoklarının yenilenmesi ve bölgedeki müttefik ülkelerdeki üslerin modernizasyonu için kullanılacağını belirtti.
Beyaz Saray’ın 1,5 trilyon dolarlık toplam Pentagon bütçesi teklifi ise ABD tarihindeki en yüksek savunma harcaması olarak kayıtlara geçti. Söz konusu bütçenin, mevcut mali yılın 1 trilyon dolarlık savunma bütçesine kıyasla yüzde 50 oranında bir artış içerdiği görülüyor. Uzmanlar, bu artışın sadece İran’a yönelik harekâtla sınırlı kalmayıp, ABD’nin küresel çaptaki askeri varlığını genişletme stratejisinin bir parçası olduğu yorumunu yapıyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Pentagon’un bu talebi, Ortadoğu’da zaten gergin olan atmosferi daha da tırmandırabilir. İran yönetimi, ABD’nin bu hamlesini “savaş kışkırtıcılığı” olarak nitelendirirken, bölgedeki diğer aktörler de endişeli. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ABD müttefiki ülkeler, olası bir çatışmanın Körfez bölgesini doğrudan etkileyeceğini ve petrol fiyatlarında keskin bir artışa yol açabileceğini düşünüyor. Öte yandan, Rusya ve Çin, ABD’nin bu adımını uluslararası hukuka aykırı bulduklarını açıklayarak İran’ın yanında duracaklarını sinyali verdi.
Analistler, 80 milyar dolarlık ek bütçenin Kongre’den geçip geçmeyeceğinin henüz net olmadığını, ancak ABD Başkanı’nın ulusal güvenlik söylemlerini ön plana çıkararak Demokrat ve Cumhuriyetçi milletvekillerinin desteğini almaya çalışacağını belirtiyor. Özellikle İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırması, ABD yönetimini daha sert önlemler almaya iten en önemli faktörlerden biri olarak gösteriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’nin İran’a yönelik olası bir askeri müdahale planı, Türkiye’nin güvenlik çıkarlarını doğrudan etkileyebilecek bir gelişmedir. Türkiye, İran ile sınır komşusu olması ve bölgedeki enerji hatlarının geçiş güzergâhında yer alması nedeniyle olası bir çatışmanın ilk etkilenen ülkeleri arasında olacaktır. Ayrıca, Irak ve Suriye’deki güç dengeleri de İran-ABD çatışmasından doğrudan etkilenebilir. Türk dış politikası, bu süreçte diplomatik yollarla gerilimi azaltmayı ve kendi sınır güvenliğini sağlamayı önceliklendirecektir. Bu nedenle Ankara, hem ABD’ye hem de Tahran’a itidalli olunması çağrısında bulunmayı sürdürebilir.