ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, NATO müttefiklerine yönelik sert bir mesajla, Washington’un Avrupa kıtasındaki askeri varlığını kapsamlı bir şekilde yeniden değerlendireceğini açıkladı. Hegseth, ittifakın operasyonel bütçesine yapılan Amerikan katkılarının, üye ülkelerin savunma harcamalarını artırma taahhütlerini yerine getirmemesi halinde kesilebileceği uyarısında bulundu. Bu açıklama, NATO’nun kuruluşundan bu yana en kritik dönemeçlerinden birine işaret ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
Pentagon’un Avrupa’daki askeri varlığının gözden geçirilmesi kararı, ABD’nin uzun süredir dile getirdiği “yük paylaşımı” eleştirilerinin bir yansıması. Hegseth, Brüksel’deki NATO savunma bakanları toplantısında yaptığı konuşmada, “Amerikan vergi mükellefleri, kendi savunmalarına yeterli yatırım yapmayan müttefiklerimizin güvenliğini finanse etmeye devam edemez” ifadelerini kullandı. Pentagon yetkililerine göre, inceleme süreci önümüzdeki 90 gün içinde tamamlanacak ve Almanya, İtalya, İngiltere gibi büyük Amerikan üslerine ev sahipliği yapan ülkelerdeki asker sayıları ve lojistik altyapı yeniden değerlendirilecek.
ABD’nin Avrupa’da yaklaşık 100 bin askeri personeli bulunuyor ve bunların büyük kısmı Soğuk Savaş döneminden kalma üslerde konuşlu durumda. Hegseth’in açıklamaları, özellikle gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 2’sini savunmaya ayırma hedefini tutturamayan ülkeleri hedef alıyor. NATO verilerine göre, 2024 itibarıyla 32 üyeden yalnızca 11’i bu eşiğe ulaşabilmiş durumda. Bu durum, ABD Kongresi’nde de sık sık eleştiri konusu oluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hegseth’in bu çıkışı, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırganlığının devam ettiği ve Avrupa güvenlik mimarisinin yeniden şekillendiği bir döneme denk geliyor. Analistler, ABD’nin Avrupa’daki varlığını azaltması halinde, özellikle Doğu Avrupa ülkelerinin Rus tehdidine karşı daha savunmasız kalabileceğine dikkat çekiyor. Öte yandan, Avrupa Birliği ülkeleri kendi savunma kapasitelerini artırma çabalarını hızlandırmış durumda. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un “Avrupa Stratejik Özerkliği” vizyonu, bu bağlamda yeniden gündeme geliyor.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, ABD’nin uyarılarını ciddiye aldıklarını ancak ittifakın dayanışma ruhunun korunması gerektiğini vurguladı. Rutte, “Her müttefik, savunma harcamaları konusunda üzerine düşeni yapmalıdır. Ancak bu, birbirimizi suçlayarak değil, birlikte çalışarak başarılabilir” dedi. Bu gelişme, aynı zamanda Çin’in yükselişi ve Hint-Pasifik bölgesindeki güç dengeleriyle de bağlantılı. ABD, askeri kaynaklarını Avrupa’dan Asya’ya kaydırma eğilimini sürdürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahip ülkesi olarak “yük paylaşımı” tartışmalarında farklı bir konumda yer alıyor. Ankara, savunma harcamalarını GSYH’nin yüzde 2’sinin üzerinde tutarken, aynı zamanda ABD’nin İncirlik ve Kürecik gibi stratejik üslerine ev sahipliği yapıyor. Hegseth’in inceleme süreci, Türkiye’nin ABD ile ilişkilerinde yeni bir gerilime yol açmasa da, özellikle Doğu Akdeniz’deki güvenlik dinamiklerini etkileyebilir. Türkiye, Avrupa güvenliğinde kilit bir aktör olarak, ABD’nin olası bir çekilmesi durumunda bölgesel sorumluluklarının artabileceğinin farkında. Bu nedenle, Türk dış politikasının hem NATO içindeki konumunu güçlendirme hem de alternatif savunma işbirlikleri geliştirme stratejilerini sürdüreceği değerlendiriliyor.