Çin, Tayvan adasının doğusunda gerçekleştirdiği sahil güvenlik devriyelerine yönelik ABD ve üç Avrupa ülkesinin eleştirilerini sert bir dille reddetti. Pekin yönetimi, söz konusu operasyonların uluslararası hukuka uygun olduğunu ve deniz yetki alanları ile bölgesel düzenin korunması için gerekli olduğunu savundu. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, düzenlediği basın toplantısında, "Bu devriyeler tamamen yasal, gerekli ve ölçülüdür. Hiçbir ülkenin Çin'in egemenlik haklarını sorgulamaya hakkı yoktur" ifadelerini kullandı.
Gelişmenin arka planı
Tayvan, Çin Halk Cumhuriyeti tarafından tek bir Çin'in ayrılmaz bir parçası olarak görülüyor. Adada fiilen faaliyet gösteren Tayvan yönetimi ise uluslararası alanda bağımsız bir devlet olarak tanınmıyor. ABD, resmen "tek Çin" politikasını benimsemiş olsa da, Tayvan'a silah satışı ve resmi olmayan temaslarla adanın savunma kapasitesini destekliyor. Son aylarda Çin, Tayvan çevresindeki askeri ve sahil güvenlik faaliyetlerini artırdı. Geçtiğimiz hafta Çin Sahil Güvenlik Komutanlığı'na bağlı gemiler, Tayvan'ın doğu kıyıları açıklarında rutin devriye ve arama-kurtarma tatbikatları gerçekleştirdi. Bu faaliyetler, ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya'nın ortak bir açıklama yaparak "provokatif" olarak nitelendirmesine yol açtı. Dört ülke, Tayvan Boğazı'nda istikrarın korunması çağrısında bulunarak, Çin'in eylemlerinin bölgesel barışı tehdit ettiğini öne sürdü.
Mao Ning, sözkonusu ülkelerin açıklamalarına yanıt olarak, "Bu ülkelerin Çin'in içişlerine karışma girişimleri kabul edilemez. Tayvan meselesi Çin'in egemenlik ve toprak bütünlüğünün merkezinde yer almaktadır. Dış güçlerin müdahalesi yalnızca gerginliği artırır ve bölgede istikrarsızlığa yol açar" dedi. Çinli yetkili ayrıca, uluslararası toplumun büyük çoğunluğunun tek Çin ilkesine bağlı kaldığını ve Tayvan'ın bağımsızlığına yönelik herhangi bir adımın ciddi sonuçları olacağını vurguladı.
Bölgesel ve küresel boyut
Tayvan Boğazı, dünyanın en yoğun deniz ticaret yollarından biridir ve küresel tedarik zincirleri açısından kritik öneme sahiptir. Çin, adaya yönelik artan baskısıyla, Tayvan'ın fiili bağımsızlığını sürdürme olasılığını azaltmayı hedefliyor. ABD ve müttefikleri ise Çin'in yayılmacı politikalarına karşı caydırıcılık oluşturmaya çalışıyor. Son olay, ABD ve Avrupa'nın Asya-Pasifik'teki angajmanının derinleştiğini gösteriyor. Özellikle İngiltere, Fransa ve Almanya, Hint-Pasifik bölgesine yönelik stratejik belgeler yayımlayarak deniz güvenliği ve seyrüsefer özgürlüğüne vurgu yapıyor. Çin ise bu ülkeleri bölgeye gereksiz yere askeri güç yığmakla suçluyor. Tayvan konusu, Çin ile Batı arasında giderek artan bir gerilim kaynağı olurken, her iki taraf da kriz halinde askeri çatışma riskini artıran adımlardan kaçınmaya çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Tayvan Boğazı'ndaki bu gerginlik, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu birçok ülkeyi doğrudan etkileyebilecek küresel bir ticaret rotasının güvenliğini ilgilendiriyor. Türkiye, Asya-Pasifik bölgesine yönelik ticaretini artırırken, bu deniz yollarının istikrarı kritik önem taşıyor. Öte yandan Türkiye, geleneksel olarak "tek Çin" politikasını desteklemekle birlikte, ABD ve AB ile stratejik ortaklıkları da bulunuyor. Bu durum, Ankara'yı iki blok arasında dengeli bir pozisyon almaya zorlayabilir. Çin'in bölgedeki artan etkisi, Türkiye'nin Çin ile ekonomik ilişkilerini gözden geçirmesine neden olabilecekken, NATO müttefiki olarak Batı ile dayanışma içinde olma baskısı hissediliyor. Krizin tırmanması halinde, Türkiye'nin enerji ve tedarik zinciri güvenliği de olumsuz etkilenebilir.