ABD'nin Orta Asya'ya yönelik yeni stratejik hamlesi Pax Silica ile Çin ve Rusya'nın desteklediği WAICO (Orta Asya İşbirliği Örgütü) arasında bölge ülkeleri taraf seçme baskısıyla karşı karşıya. Kazakistan'ın ardından Özbekistan'ın da her iki yapıya üye olma yönünde attığı adımlar, ABD'nin bölgede nasıl ilerleyeceğine dair önemli ipuçları veriyor. Taşkent'in çift üyelik stratejisi, Orta Asya'nın yeni jeopolitik denkleminde belirleyici olabilir.
Pax Silica ve WAICO: İki Farklı Vizyon
Pax Silica, ABD'nin Orta Asya'da ekonomik ve teknolojik işbirliğini derinleştirmeyi, bölge ülkelerini Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi'ne alternatif bir çerçeveye çekmeyi amaçlayan bir girişim olarak öne çıkıyor. İsmini silikon vadisi metaforundan alan proje, dijital altyapı, yarı iletken tedarik zincirleri ve kritik mineraller konusunda işbirliğini kapsıyor. Washington, bu yapı üzerinden Orta Asya'nın enerji kaynaklarını ve transit koridorlarını Batı pazarına yönlendirmeyi hedefliyor.
WAICO ise Çin ve Rusya'nın öncülüğünde şekillenen, bölgesel güvenlik ve ekonomik entegrasyonu öngören bir örgütlenme. Şanghay İşbirliği Örgütü'ne (ŞİÖ) paralel bir yapı olarak tasarlanan WAICO, özellikle güvenlik ve askeri işbirliği boyutlarıyla dikkat çekiyor. Moskova ve Pekin, bu oluşum aracılığıyla Batı'nın bölgedeki etkisini dengelemeyi amaçlıyor.
Kazakistan ve Özbekistan'ın Denge Arayışı
Kazakistan, 2024 yılı başında hem Pax Silica hem de WAICO ile temaslarını hızlandırarak çift üyelik sinyali vermişti. Astana yönetimi, Rusya ile geleneksel bağlarını korurken ABD ile ekonomik ilişkilerini genişletmeyi hedefliyor. Bu strateji, Kazakistan'ın çok vektörlü dış politikasının bir yansıması olarak görülüyor.
Özbekistan ise Kazakistan'ın izinden giderek her iki yapıya da üyelik başvurusunda bulunmuş durumda. Taşkent'in bu hamlesi, bölgedeki diğer ülkeler için de emsal teşkil edebilir. Kırgızistan ve Tacikistan'ın tutumu ise henüz netlik kazanmadı; ancak her iki ülkenin de benzer bir denge politikası izlemesi bekleniyor. Türkmenistan'ın ise tarafsızlık statüsünü koruyarak dışarıda kalma eğiliminde olduğu belirtiliyor.
Uzmanlar, Özbekistan'ın Pax Silica'ya katılım sürecinin nasıl ilerleyeceğinin, ABD'nin bölgedeki uzun vadeli planları hakkında kritik bir gösterge olacağını vurguluyor. Taşkent'in reformist ekonomi politikaları ve Batı ile artan diyaloğu, Washington için umut verici bir zemin oluşturuyor. Ancak Özbekistan'ın Rusya ve Çin ile olan derin ekonomik bağımlılıkları, çift üyeliğin ne kadar sürdürülebilir olacağı sorusunu gündeme getiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Orta Asya, enerji kaynakları, transit koridorları ve jeostratejik konumuyla büyük güçler arasında rekabetin yoğunlaştığı bir alan haline gelmiş durumda. ABD'nin Afganistan'dan çekilmesinin ardından bölgede oluşan güç boşluğunu Çin ve Rusya doldurmaya çalışırken, Washington yeni stratejilerle geri dönüş sinyali veriyor. Pax Silica, bu dönüşün ekonomik ayağını oluşturuyor.
Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında bölgede yaptığı altyapı yatırımları ve Rusya'nın güvenlik garantileri, Orta Asya ülkeleri için cazip seçenekler sunuyor. Ancak bu bağımlılıkların yarattığı riskler, söz konusu ülkeleri alternatif arayışlara itiyor. Pax Silica, işte bu noktada Batı yanlısı bir denge unsuru olarak devreye giriyor.
Diğer yandan, WAICO'nun kurumsal yapısı ve işleyişi henüz netleşmiş değil. Örgütün ne zaman resmen kurulacağı ve hangi ülkelerin katılacağı belirsizliğini koruyor. Bu belirsizlik, Orta Asya ülkelerinin çift üyelik stratejisini kolaylaştıran bir faktör olarak öne çıkıyor. Zira henüz bağlayıcı yükümlülükler içermeyen bir yapıya üye olmak, taraf seçme baskısını hafifletiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Orta Asya'daki bu jeopolitik denklem, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiriyor. Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) çatısı altında bölge ülkeleriyle derinleşen ilişkiler, Ankara'nın Orta Asya'daki etkinliğini artırıyor. Pax Silica ve WAICO arasında sıkışan bölge ülkelerinin denge politikası, Türkiye için hem fırsat hem de risk barındırıyor. Türkiye, Batı ile Rusya-Çin arasında benzer bir denge gözeterek bölgede arabulucu rolü üstlenebilir. Ayrıca, enerji koridorları ve ticaret yollarının çeşitlenmesi, Türkiye'nin transit ülke konumunu güçlendirebilir. Ancak bölgede artan rekabet, TDT içindeki uyumu zorlayabilir. Ankara'nın, Orta Asya ülkelerinin çok vektörlü politikalarını destekleyerek kendi stratejik derinliğini koruması kritik önem taşıyor.