Avrupa’nın dört bir yanındaki kütüphanelerden birer birer kaybolan Puşkin, Gogol ve diğer Rus klasiklerinin nadir basımları, bugün Paris’te başlayan bir duruşmayla yeniden gündeme geldi. “Operasyon Puşkin” adı verilen soruşturma kapsamında altı kişi, organize bir şekilde nadir kitapları çalmakla suçlanıyor. Soygunların, Doğu Avrupa’daki kütüphaneleri hedef alan ve kitapları sahte belgelerle satışa çıkaran bir hırsızlık şebekesi tarafından gerçekleştirildiği belirtiliyor. Dava, uluslararası sanat ve antika piyasasında nadir eserlerin güvenliği konusunu da yeniden tartışmaya açtı.
Operasyonun Arka Planı: Kütüphanelerden Kaybolan Klasikler
Soruşturma, 2020 yılında Varşova Üniversitesi Kütüphanesi’nden Puşkin’in ‘Yevgeni Onegin’ adlı eserinin ilk baskısının çalınmasıyla başladı. Polonya makamları, olayın ardından benzer kayıpların Almanya, Çekya ve Fransa’daki kütüphanelerde de yaşandığını tespit etti. Toplamda 170’ten fazla nadir kitabın çalındığı, bunların arasında Gogol’ün ‘Ölü Canlar’ının imzalı kopyası ve Lermontov’un ‘Zamanımızın Bir Kahramanı’nın ilk baskısının da bulunduğu açıklandı.
Hırsızlık şebekesinin, kitapları sahte köken belgeleriyle müzayedelere ve özel koleksiyonculara sattığı iddia ediliyor. Sanıklar arasında bir Rus vatandaşı, iki Ukraynalı ve bir Alman antikacının da bulunduğu Paris’teki dava, bu tür suçların uluslararası boyutunu gözler önüne seriyor. Fransız polisi, yürütülen ortak soruşturma sonucunda şüphelilerin 2022 yılında tutuklandığını ve çalıntı kitapların bir kısmının Almanya ve Litvanya’da ele geçirildiğini duyurdu.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Kültürel Mirasın Korunması
Bu dava, nadir kitapların korunması konusunda Avrupa’daki boşlukları bir kez daha gündeme getirdi. Özellikle Doğu Avrupa kütüphaneleri, güvenlik zafiyetleri nedeniyle hedef haline gelirken, eserlerin çalınmasının ardından sahte belgelerle piyasaya sürülmesi, sanat piyasasında denetim eksikliğini ortaya koyuyor. Avrupa Konseyi, kültürel mirasın korunması için üye ülkeler arasında daha sıkı iş birliği çağrısında bulundu. Fransa’daki duruşma, aynı zamanda Rus klasiklerine olan talebin arttığı bir dönemde, bu tür suçların önlenmesi için uluslararası bir veri tabanı oluşturulması tartışmalarını da beraberinde getirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, zengin yazma eser koleksiyonları ve Osmanlı dönemine ait nadir kitapları barındıran kütüphanelere sahiptir. Son yıllarda Süleymaniye Kütüphanesi ve diğer kurumlardan nadir eserlerin çalınmasına yönelik haberler, Türkiye’nin de benzer güvenlik riskleriyle karşı karşıya olduğunu göstermektedir. Paris’teki dava, kültürel mirasın korunması için uluslararası iş birliğinin ve eserlerin dijital kayıt altına alınmasının önemini vurgulamaktadır. Türkiye, bu süreçte Avrupa Konseyi ve INTERPOL ile ortak projeler geliştirerek kendi koleksiyonlarını koruma altına alabilir. Ayrıca, çalıntı eserlerin satıldığı uluslararası piyasada Türkiye’nin de aktif rol alması, kültürel varlıklarının izini sürmek açısından kritik önem taşımaktadır.