Paris, 19 Haziran - Paris merkezli İran muhalefet grubu Ulusal İran Direniş Konseyi (NCRI), kent polisinin 20 Haziran Cumartesi günü düzenlemeyi planladığı bir mitingi son anda yasakladığını duyurdu. Grup, söz konusu kararın "sahte" olduğunu belirterek yasağa karşı itiraz başvurusunda bulundu. NCRI sözcüsü tarafından yapılan açıklamada, yasağın hiçbir hukuki dayanağı olmadığı ve İran rejiminin baskılarıyla bağlantılı olduğu iddia edildi.
Gelişmenin Arka Planı
NCRI, İran'daki dini rejime karşı mücadele eden en büyük muhalif örgütlenmelerden biri olarak biliniyor. Örgüt, 1981 yılında kuruldu ve uzun süre Irak'ta faaliyet gösterdikten sonra 2010'lu yıllarda Avrupa'ya taşındı. Paris yakınlarındaki Auvers-sur-Oise'da bulunan merkezi, İran muhalefetinin Avrupa'daki en önemli üslerinden biri konumunda.
Fransa, İran muhaliflerine ev sahipliği yapmasıyla biliniyor. Ancak son yıllarda Tahran yönetimi ile Paris arasında zaman zaman gerginlikler yaşanıyor. İran rejimi, NCRI'yi ve onun silahlı kanadı olan Halkın Mücahitleri Örgütü'nü (MEK) 'terör örgütü' olarak nitelendiriyor. Avrupa Birliği ise MEK'i uzun süre terör listesinde tutmuş, ancak 2009 yılında listeden çıkarmıştı.
Planlanan mitingin, İran'daki 2021 cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası ülkede yaşanan siyasi baskıya dikkat çekmek amacıyla düzenlenmesi bekleniyordu. NCRI, seçimlerin ardından İran genelinde protestoların başladığını ve yüzlerce kişinin gözaltına alındığını öne sürüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran muhalefetinin Avrupa'daki etkinliği, uzun yıllardır İran-Fransa ilişkilerinde bir gerilim kaynağı olmuştur. Fransa, İran ile nükleer müzakerelerde önemli bir rol oynarken, aynı zamanda muhalif gruplara ev sahipliği yaparak Tahran yönetimini rahatsız etmektedir.
ABD ve İsrail, İran'daki rejim değişikliğini destekleyen gruplara, özellikle de MEK'e uzun süredir siyasi ve mali destek sağlamakla eleştiriliyor. NCRI'nin Paris'teki mitinginin yasaklanması, Avrupa ile İran arasındaki diplomatik dengenin bir yansıması olarak görülebilir. Fransa, bir yandan İran'la diyalog sürecini sürdürmeye çalışırken, diğer yandan muhalif grupların faaliyetlerini kısıtlama yoluna gidebiliyor.
Fransa İçişleri Bakanlığı'nın yasağa gerekçe olarak 'kamu düzenini koruma' ve 'Covid-19 önlemleri' gibi sebepler göstermesi bekleniyor. Ancak NCRI, yasağın siyasi olduğunu ve Fransa'nın İran rejiminin taleplerine boyun eğdiğini savunuyor. NCRI avukatları, yasağın anayasal hakları ihlal ettiği gerekçesiyle idari mahkemeye başvurmuş durumda.
Son yıllarda Avrupa'da İran muhalefetine yönelik artan baskılar dikkat çekiyor. Almanya ve Hollanda gibi ülkeler de İran'ın diplomatik baskısı sonucu bazı muhalif etkinliklere sınırlama getirmişti. Bu durum, Batı ülkelerinin İran'la yürüttüğü nükleer müzakerelerde muhalefeti bir pazarlık kozu olarak kullanma eğiliminde olduğu yönünde yorumlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile komşu olması ve iki ülke arasındaki tarihsel rekabet nedeniyle İran muhalefet hareketlerini yakından izlemektedir. NCRI'nin Paris'te karşılaştığı yasak, Avrupa ülkelerinin İran yönetimiyle ilişkilerinde muhalefetin bir koz olarak kullanıldığına işaret ediyor. Türkiye, İran'la enerji ve güvenlik alanlarında iş birliği yaparken, aynı zamanda Suriye ve Irak'ta farklı saflarda yer alabiliyor. Bu tür gelişmeler, Türkiye'nin İran'la ilişkilerinde dengeli bir politika izlemesi gerektiğini gösteriyor. NCRI etkinliklerinin Avrupa'da sınırlanması, Türkiye'nin İran'la ikili ilişkilerinde doğrudan bir etki yaratmasa da, Batı'nın İran konusundaki tutarsızlığını gözler önüne seriyor.