Fransa ve Lübnan, Birleşmiş Milletler'in Lübnan'daki geçici barış gücü misyonunun (UNIFIL) görev süresinin uzatılması için ortak bir diplomatik girişim başlattı. Girişim, İsrail'in ülkenin güneyinde geniş bir bölgeyi işgal altında tuttuğu ve Hizbullah'ın silahsızlanmayı reddettiği bir dönemde geliyor. BM Güvenlik Konseyi'nin misyonun yetkisini yenilemesi gereken kritik bir eşikte, Paris ve Beyrut, barış gücünün bölgedeki istikrar için vazgeçilmez olduğunu savunuyor.
Girişimin arka planı ve tarafların pozisyonları
UNIFIL, 1978'den bu yana Lübnan'ın güneyinde konuşlanmış durumda. Misyonun görev süresi her yıl BM Güvenlik Konseyi tarafından yenileniyor. Ancak son yıllarda İsrail, UNIFIL'in Hizbullah'ın silahlanmasını engellemede yetersiz kaldığını savunarak misyonun yapısının değiştirilmesi veya sonlandırılması yönünde baskı yapıyor. Buna karşılık Lübnan hükümeti, barış gücünün ülkedeki istikrarın teminatı olduğunu ve çekilmesinin güneyde büyük bir güvenlik boşluğu yaratacağını belirtiyor. Fransa ise, eski sömürgeci güç olarak Lübnan'la tarihsel bağları ve bölgedeki nüfuzunu koruma isteğiyle, misyonun uzatılması için aktif lobi faaliyeti yürütüyor. Son haftalarda Paris'te yapılan temaslarda Fransız yetkililer, BM Güvenlik Konseyi'nin daimi üyeleri nezdinde girişimlerde bulunarak misyonun en az bir yıl daha uzatılmasını talep etti.
İsrail'in güney Lübnan'daki işgali, 2006'daki savaş sonrası kabul edilen 1701 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararına rağmen devam ediyor. İsrail ordusu, sınır bölgesinde belirli noktaları kontrol altında tutuyor ve Hizbullah'a yönelik operasyonlar düzenliyor. Hizbullah ise, İsrail işgali sona ermeden silahlarını bırakmayacağını açıkça beyan ediyor. Bu durum, UNIFIL'in görevini yerine getirmesini zorlaştırıyor; zira barış gücü, taraflar arasında çatışmayı önlemekle yetkili olsa da silahsızlandırma konusunda icrai bir yetkiye sahip değil.
Bölgesel ve küresel boyut
Lübnan'daki gelişmeler, Orta Doğu'nun kırılgan güvenlik mimarisinde merkezi bir yer tutuyor. UNIFIL'in görev süresinin uzatılıp uzatılmaması, sadece Lübnan-İsrail hattında değil, aynı zamanda ABD, Rusya, Çin ve Avrupa Birliği arasındaki jeopolitik dengelerde de yankı uyandırıyor. ABD, İsrail'in güvenlik endişelerini paylaşmakla birlikte, barış gücünün tamamen çekilmesinin İran destekli Hizbullah'ın elini güçlendireceğinden endişe ediyor. Rusya ise, Batı'nın bölgedeki etkisini dengelemek için misyonun sürmesinden yana bir tavır sergiliyor. Avrupa ülkeleri, özellikle Fransa, İtalya ve İspanya, UNIFIL'e asker sağlayan başlıca aktörler olarak misyonun devamını istiyor. Öte yandan, Hizbullah'ın silahsızlanmaya yanaşmaması, Lübnan iç siyasetinde de gerilimi artırıyor; ülke ekonomik krizle boğuşurken, silahlı örgütün varlığı devletin otoritesini zayıflatıyor.
BM Güvenlik Konseyi'nde yapılacak oylama öncesinde, Fransa ve Lübnan'ın ortak çağrısı, diplomatik bir hamle olarak öne çıkıyor. Ancak İsrail'in şartlarını değiştirmeden uzatmayı kabul etmesi zor görünüyor. Olası bir uzatma kararı, misyonun görev tanımında değişiklik yapılmaksızın statükonun korunması anlamına gelecek. Yine de taraflar arasındaki güvensizlik ve sahadaki ihlaller, barış gücünün etkinliğini sürekli sorgulatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki istikrarı kendi güvenliği ve bölgesel dengeler açısından yakından takip ediyor. UNIFIL'in uzatılması, Doğu Akdeniz'deki gerilimin kontrol altında tutulmasına yardımcı olabilir; zira misyonun zayıflaması, İsrail-Hizbullah hattında yeni bir çatışma riskini artırabilir. Türkiye, Lübnan'ın toprak bütünlüğünü desteklemekle birlikte, Hizbullah'ın silahlı varlığını Lübnan iç siyasetinin bir sorunu olarak görüyor. Ayrıca, bölgede artan Rusya ve Çin etkisi karşısında Batı'nın attığı adımlar, Türkiye'nin NATO içindeki konumunu ve denge politikalarını dolaylı olarak etkileyebilir. Barış gücünün devamı, Ankara'nın bölgesel istikrar önceliğiyle uyumlu olsa da, Türkiye'nin doğrudan bir askeri katkısı bulunmuyor.