Papa Leo, Cuma günü İspanya'ya bağlı Kanarya Adaları'na yaptığı ziyaret kapsamında, tehlikeli Atlantik sularını aşarak Avrupa'ya ulaşan yaklaşık 1.000 göçmenle bir araya gelecek. Vatikan'dan yapılan açıklamada, Papa'nın göçmenlerin karşılaştığı zorluklara dikkat çekmek ve uluslararası toplumu insani yardıma çağırmak amacıyla adalara gittiği belirtildi. Papa Leo, daha önce yaptığı konuşmalarda 'Onurumuzun pasaportu yok' ifadesini kullanarak, göçmenlerin haklarına saygı gösterilmesi gerektiğini vurgulamıştı.
Kanarya Adaları: Avrupa'nın göç koridoru
Kanarya Adaları, son yıllarda Afrika'dan Avrupa'ya yönelen düzensiz göçün en önemli geçiş noktalarından biri haline geldi. Özellikle Batı Afrika ülkelerinden yola çıkan göçmenler, Atlantik Okyanusu'nda binlerce kilometrelik tehlikeli bir yolculuğun ardından adalara ulaşmaya çalışıyor. İspanyol yetkililere göre, 2024 yılında Kanarya Adaları'na ulaşan düzensiz göçmen sayısı 40 bini aştı ve bu rakam bir önceki yıla göre yüzde 30 artış gösterdi. Göçmenlerin büyük bir kısmı Senegal, Moritanya ve Fas gibi ülkelerden geliyor. Yolculuk sırasında yaşanan ölümler ise endişe verici boyutlara ulaştı; Birleşmiş Milletler verilerine göre 2024'te bu rotada en az 1.200 göçmen hayatını kaybetti veya kayboldu.
Papa Leo'nun ziyareti, sivil toplum örgütleri ve insan hakları grupları tarafından memnuniyetle karşılanırken, İspanya hükümeti de bu ziyareti göç politikalarında uluslararası iş birliğinin önemi açısından değerlendiriyor. Papa, göçmenlerle buluşmasının yanı sıra yerel yetkililer ve insani yardım kuruluşlarıyla da bir araya gelerek adadaki göç yönetimine ilişkin bilgi alacak. Vatikan, Papa'nın bu ziyaretinin, göçmenlerin sadece birer istatistik değil, onurlu bireyler olduğu mesajını küresel kamuoyuna iletmeyi hedeflediğini belirtiyor.
Küresel göç krizi ve Vatikan'ın rolü
Dünya genelinde artan çatışmalar, iklim değişikliği ve ekonomik eşitsizlikler, milyonlarca insanı evlerini terk etmek zorunda bırakıyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin (UNHCR) verilerine göre, 2024 sonu itibarıyla dünya genelinde zorla yerinden edilmiş kişi sayısı 120 milyona yaklaştı. Avrupa'ya yönelen göç, özellikle Akdeniz ve Atlantik rotalarında yoğunlaşmış durumda. Avrupa Birliği, ortak bir göç politikası oluşturma çabalarını sürdürürken, üye ülkeler arasındaki görüş ayrılıkları çözümü zorlaştırıyor.
Vatikan, Papa'nın liderliğinde göçmen hakları konusunda giderek daha aktif bir rol üstleniyor. Papa Leo, seleflerinin izinden giderek düzensiz göçün temel nedenlerinin ele alınması, insani yardım koridorlarının açılması ve göçmenlere yönelik ayrımcılığın sona erdirilmesi çağrısında bulunuyor. Kanarya Adaları'ndaki bu ziyaret, Vatikan'ın somut adımlarla söylemlerini destekleme çabası olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Papa Leo'nun Kanarya Adaları'ndaki göçmen ziyareti, Türkiye için de önemli çıkarımlar barındırıyor. Türkiye, Suriyeli mülteciler başta olmak üzere yaklaşık 4 milyon düzensiz göçmene ev sahipliği yaparak, dünyanın en büyük mülteci nüfuslarından birini barındırıyor. Avrupa'nın göçle mücadelede Türkiye'ye bağımlılığı, 2016 tarihli AB-Türkiye Göç Anlaşması ile somutlaşmış olsa da, anlaşmanın geleceği belirsizliğini koruyor. Papa'nın göçmenlerin 'onuruna' yaptığı vurgu, Türkiye'nin mülteci politikalarında insani boyutu ön planda tutma gerekliliğini hatırlatıyor. Ayrıca, İspanya ve AB'nin bu ziyaretten alacağı dersler, Türkiye-AB arasındaki göç diyaloğuna da yansıyabilir; örneğin, mali yardımların daha etkin kullanımı veya geri kabul anlaşmalarının revizyonu gibi konularda yeni adımlar atılabilir. Sonuç olarak, küresel göç krizinde dini bir liderin sesi, Türkiye gibi kritik bir aktörün politikalarını uluslararası kamuoyunda meşrulaştırmasına katkı sağlayabilir.