Papa Leo'nun önümüzdeki hafta İspanya'ya bağlı Kanarya Adaları'nı ziyaret edeceği açıklandı. Ziyaret, son on yıldır Afrika'dan Avrupa'ya geçişte ana güzergâh haline gelen adalarda yaşanan düzensiz göç krizine ve göçmenlerin karşılaştığı insani koşullara ilişkin uluslararası ilgiyi artırdı. Yerel Katolik liderler, Papa'nın bu ziyaretinin, göçmenlerin muamelesine dair farkındalık yaratacağını ve Avrupa Birliği'nin göç politikalarına yönelik eleştirileri güçlendireceğini ifade ediyor.
Kanarya Adaları'nda göç krizi derinleşiyor
Kanarya Adaları, özellikle 2020'den bu yana Afrika kıyılarından kalkan teknelerle gelen düzensiz göçmenlerin sayısında ciddi bir artışa tanıklık ediyor. 2020 yılında bölgeye ulaşan göçmen sayısı 23.000'i aşarken, 2021'de bu rakam 40.000'e yaklaştı. 2022 yılında ise sayı 30.000 civarında seyretti. Bu akının büyük kısmını Fas, Batı Sahra, Senegal ve Moritanya gibi ülkelerden yola çıkanlar oluşturuyor. Göçmenler, Atlantik Okyanusu'nu geçerken sıklıkla ölümcül tehlikelerle karşılaşıyor; 2022'de 1.000'den fazla kişinin bu rotada hayatını kaybettiği tahmin ediliyor. İspanyol hükümeti, artan göç dalgasıyla başa çıkmak için adalara ek güvenlik gücü ve kabul merkezi takviyesi yaparken, yerel yetkililer mevcut altyapının yetersiz kaldığını vurguluyor.
Katolik Kilisesi'nin Kanarya Adaları'ndaki en üst düzey temsilcisi Piskopos José Antonio Satoca, Papa'nın ziyaretinin “göçmenlerin insanlık dışı koşullarına dikkat çekmek için eşsiz bir fırsat” olduğunu söyledi. Satoca, “Papa Leo'nun varlığı, bu insanların sadece istatistik değil, her birinin bir hikâyesi ve onuru olduğunu hatırlatacak. Onların kabulü, Avrupa değerlerinin bir sınavıdır” dedi. Ziyaretin, 2024'te yenilenmesi beklenen Avrupa Birliği ortak göç ve sığınma politikası müzakerelerine de etki etmesi bekleniyor.
Avrupa'nın göç politikası ve insani boyut
Kanarya Adaları, Akdeniz rotasının ardından Afrika'dan Avrupa'ya ulaşmada en yoğun ikinci güzergâh olarak öne çıkıyor. İspanya, bu yılın ilk beş ayında bölgeye ulaşan göçmen sayısının bir önceki yılın aynı dönemine göre %40 arttığını bildirdi. Göçmenlerin çoğu, savaş, yoksulluk veya iklim değişikliği nedeniyle evlerini terk ediyor. Avrupa Birliği, sınır güvenliğini artırma, geri gönderme anlaşmaları ve göçmenlerin yükünü üye ülkeler arasında paylaştırma gibi konularda 2020'de sunduğu reform paketinde henüz uzlaşmaya varamadı.
Papa Franciscus'un 2013'te Lampedusa ziyareti ve göçmenlere yönelik söylemleri, liderliğin bu konudaki hassasiyetini göstermişti. Papa Leo'nun benzer bir yaklaşım benimsemesi bekleniyor. Ziyaret sırasında bir göçmen kampını ziyaret etmesi ve göçmenlerle bir araya gelmesi planlanıyor. Vatikan'ın bu eylemi, Avrupa'daki popülist ve göç karşıtı söylemlere karşı bir duruş olarak yorumlanıyor. İnsan hakları örgütleri, AB'nin göçmenleri dışsallaştırma politikasına son vermesi gerektiğini vurguluyor; Kanarya Adaları'ndaki durum, bu eleştirilerin odak noktası haline geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kanarya Adaları’ndaki göç krizi, Türkiye’nin de benzer bir sınavla karşı karşıya olduğu bir dönemde yaşanıyor. Türkiye, 2016 AB-Türkiye Göç Mutabakatı ile Avrupa’ya geçen göçmenleri durdurmada kilit rol oynarken, bugün Afganistan ve Suriye’den gelen yeni dalgalarla mücadele ediyor. Papa’nın ziyareti, AB’nin göç yükünü sadece sınır ülkelerine bırakma eğilimini yeniden sorgulatabilir. Türkiye’nin, Avrupa’nın göç politikalarındaki bu dönüşümden etkilenmesi muhtemel; zira AB’nin daha insani ve ortak sorumluluk temelli bir anlayışa yönelmesi, Türkiye’nin üzerindeki yükü hafifletebilir.