Katolik Kilisesi'nin yeni lideri Papa 14. Leo, yayımladığı ilk genelgesinde yapay zeka teknolojilerinin gelişiminin yalnızca piyasa güçlerine bırakılamayacağını belirterek küresel ekonomi tartışmalarına damgasını vurdu. Chicago doğumlu papa, “Kardeşlerimizin Geleceği” adını taşıyan metninde, serbest piyasa ekonomisinin merkezindeki Chicago Okulu'na doğrudan bir eleştiri yöneltti. Genelgede, yapay zekanın toplumsal etkileri konusunda fiyat mekanizmalarının ve kâr odaklı yaklaşımların yetersiz kaldığı savunuluyor.
Piyasa Gücüne Teolojik Meydan Okuma
Vatikan’dan yapılan açıklamaya göre, Papa 14. Leo’nun genelgesi dört ana bölümden oluşuyor: insan onuru, ortak iyi, dayanışma ve sürdürülebilir kalkınma. Yapay zeka konusu özellikle “ortak iyi” başlığı altında ele alınıyor. Papa, yapay zeka algoritmalarının karar alma süreçlerinde şeffaflık, hesap verebilirlik ve insan denetiminin önemine vurgu yapıyor. “Teknolojik ilerleme, yalnızca kâr odaklı değil, aynı zamanda adil ve kapsayıcı olmalıdır” ifadesi genelgenin en dikkat çekici bölümlerinden biri. Chicago Bankacılık ailesinden gelen ve Nobel ödüllü Milton Friedman’ın fikirlerinin şekillendirdiği Chicago Okulu, piyasaların kendi kendini düzenleyebileceği varsayımına dayanıyor. Papa Leo ise bu varsayımın yapay zeka gibi dönüştürücü teknolojiler için geçerli olmadığını öne sürüyor.
Genelgede ayrıca, yapay zekanın işsizlik, eşitsizlik ve sosyal adalet üzerindeki etkilerine dikkat çekiliyor. Vatikan, teknoloji şirketlerinin etik kurallar oluşturması ve uluslararası düzenlemelerin hayata geçirilmesi çağrısında bulunuyor. Papa’nın Chicago kökenli olması, eleştirilerini daha da sembolik hale getiriyor; zira bu okulun kurucusu Friedman da aynı şehirde eğitim görmüştü.
Küresel Yapay Zeka Yarışında Etik Sinyali
Papa 14. Leo’nun genelgesi, yapay zeka teknolojilerinde küresel bir düzenleme ihtiyacının arttığı bir dönemde yayımlandı. Avrupa Birliği yakın zamanda yapay zeka yasasını kabul ederken, ABD ve Çin arasındaki teknoloji rekabeti giderek kızışıyor. Vatikan’ın bu çıkışı, teknoloji devlerinin gönüllü etik taahhütlerinin ötesinde bağlayıcı kurallar gerektiği yönünde bir sinyal olarak yorumlanıyor. Katolik Kilisesi’nin küresel nüfuzu, özellikle Latin Amerika ve Afrika’da geniş bir kitleye ulaşıyor. Bu bölgelerde yapay zeka uygulamalarının yaygınlaşması, yerel ekonomiler üzerinde derin etkiler yaratabilir.
Genelgede ayrıca, yapay zekanın silah sistemlerinde kullanımına karşı da uyarıda bulunuluyor. Papa, otonom silahların “insanlık için varoluşsal bir tehdit” olduğunu belirtirken, uluslararası bir yasaklama anlaşması çağrısını yineliyor. Bu çağrı, Birleşmiş Milletler bünyesinde süren müzakerelere dini bir otoritenin dahil olması açısından önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, yapay zeka alanında milli stratejiler geliştiren ve teknoloji şirketlerini teşvik eden bir ülke konumunda. Papa’nın genelgesi, Türkiye’nin dijital dönüşüm politikalarına etik bir boyut eklenmesi gerektiğini hatırlatıyor. Özellikle savunma sanayiinde kullanılan otonom sistemler ve kamu hizmetlerinde yapay zeka entegrasyonu, genelgede dile getirilen insan denetimi ve şeffaflık ilkeleriyle örtüşüyor. Ayrıca Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerinde yapay zeka düzenlemelerine uyum sağlaması, ihracat ve teknoloji transferinde avantaj yaratabilir. Vatikan’ın bu çıkışı, Türkiye’nin de dahil olduğu gelişmekte olan ülkeler için yapay zekanın adil dağılımı konusunda bir farkındalık oluşturuyor.