Pakistan ve Lübnan Genelkurmay Başkanları, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarının arttığı bir dönemde, iki ülke arasındaki askeri işbirliğini ve bölgesel güvenlik durumunu ele almak üzere bir araya geldi. Anadolu Ajansı'nın bildirdiğine göre, görüşme Pakistan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Sahir Şamşad Mirza ile Lübnan Silahlı Kuvvetleri Komutanı General Rodolphe Haykal arasında gerçekleşti. İki komutan, özellikle İsrail'in Lübnan topraklarına yönelik son hava saldırıları ve sınır çatışmaları bağlamında, bölgedeki istikrarsızlığın askeri boyutlarını masaya yatırdı. Görüşmenin ana gündem maddeleri arasında, ortak askeri tatbikatlar, istihbarat paylaşımı ve savunma sanayi işbirliği gibi konular yer aldı.
Görüşmenin arka planı ve tarafların tutumu
Pakistan ve Lübnan arasındaki askeri ilişkiler, iki ülkenin de İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) üyesi olması ve çeşitli uluslararası forumlarda birbirini desteklemesi temelinde şekilleniyor. Pakistan, geçmişte Lübnan'a barış gücü kapsamında asker göndermiş ve iki ülke arasında düzenli olarak askeri heyet ziyaretleri gerçekleşmektedir. Bu görüşme, İsrail ile Hizbullah arasında artan gerilimin bir sonucu olarak gündeme geldi. İsrail'in, Hizbullah hedeflerine yönelik hava saldırıları ve Lübnan'ın güneyindeki sınır bölgelerinde çatışmalar yaşanıyor. Pakistan'ın, Lübnan'ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü desteklediği, ayrıca bölgesel istikrarın sağlanması için askeri işbirliğini artırma niyetinde olduğu belirtiliyor. Orgeneral Mirza'nın, Lübnanlı mevkidaşına Pakistan'ın savunma sanayi ürünleri ve askeri eğitim programları hakkında bilgi verdiği ifade ediliyor. Görüşmede ayrıca, İsrail saldırıları sonucu Lübnan'da yaşanan insani kriz ve bunun askeri güvenlik üzerindeki etkileri de ele alındı.
Bölgesel ve küresel boyut
Pakistan ve Lübnan arasındaki bu askeri temas, yalnızca ikili ilişkiler açısından değil, aynı zamanda Ortadoğu'daki güç dengeleri açısından da önem taşıyor. İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları, bir yandan Hizbullah'ın askeri kapasitesini hedef alırken, diğer yandan Lübnan'da siyasi ve ekonomik krizin derinleşmesine neden oluyor. Pakistan'ın, İslam dünyasında nükleer güce sahip tek ülke olarak bölgesel bir ağırlığı bulunuyor. Bu görüşme, Pakistan'ın İsrail-Filistin ve Lübnan meselesinde daha aktif bir rol oynama isteğini yansıtıyor olabilir. Öte yandan, ABD ve Avrupa Birliği'nin bölgedeki arabuluculuk çabaları sürerken, Pakistan gibi bölge dışı bir aktörün Lübnan'a askeri destek vermesi, denklemde yeni bir değişken olarak değerlendirilebilir. İki ülkenin ortak askeri tatbikatlar planlaması, özellikle deniz güvenliği ve terörle mücadele alanlarında işbirliğini derinleştirmeyi hedefliyor. Görüşme ayrıca, Çin ve Rusya gibi diğer küresel güçlerin bölgedeki nüfuz mücadelesi bağlamında da okunabilir; Pakistan, Çin'in yakın müttefiki olarak, Pekin'in Ortadoğu'daki angajmanında bir köprü işlevi görebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına ve Lübnan'ın egemenliğine verdiği destekle bölgede önemli bir aktör konumundadır. Pakistan ve Lübnan arasındaki askeri işbirliği, Türkiye'nin de benzer bir çizgide hareket ettiği İsrail karşıtı söylemle örtüşmektedir. Türkiye, Lübnan'da istikrarın sağlanması için çaba gösterirken, Pakistan'ın bu ülkeye askeri destek vermesi, Ankara'nın da İslam dünyasında ortak bir duruş geliştirme çabalarına katkı sağlayabilir. Ancak, Pakistan'ın da Türkiye gibi ABD ile karmaşık ilişkilere sahip olması, bu işbirliğinin NATO veya Batı ittifakları bağlamında nasıl konumlanacağı sorusunu gündeme getiriyor. Türkiye'nin, Pakistan ve Lübnan arasındaki bu angajmanı, kendi bölgesel politikalarıyla uyumlu bulduğu ve dolaylı olarak desteklediği söylenebilir.