Pakistan, Türkiye ve Suudi Arabistan, Yemen'deki Husi isyancıların Kızıldeniz ve çevresindeki saldırılarını ele almak üzere acil görüşmeler yapma kararı aldı. Üç ülkenin dışişleri bakanları düzeyinde gerçekleşecek toplantıda, Husilerin ticari gemilere yönelik artan saldırıları ve bunun bölgesel güvenlik ile küresel deniz ticaretine etkileri masaya yatırılacak. Görüşmelerin önümüzdeki günlerde yapılması bekleniyor.
Husi saldırıları ve bölgesel gerilim
İran destekli Husi milisleri, Kasım 2023'ten bu yana Kızıldeniz'de İsrail bağlantılı olduğunu iddia ettikleri ticari gemilere yönelik füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenliyor. Saldırılar, küresel deniz taşımacılığının yaklaşık yüzde 15'inin geçtiği Bab el-Mendeb Boğazı'nda ciddi bir güvenlik krizine yol açtı. Birçok deniz taşımacılığı şirketi, Ümit Burnu üzerinden daha uzun ve maliyetli rotaları kullanmak zorunda kaldı.
Husiler, saldırıların Gazze'deki Filistinlilere destek amacıyla yapıldığını savunuyor. Ancak saldırılar, bölgedeki tüm ülkelerin ekonomik ve güvenlik çıkarlarını tehdit ediyor. Suudi Arabistan, uzun süredir Husilerle doğrudan çatışma halinde ve ülkenin güney sınırları Husi kontrolündeki bölgelere komşu. Pakistan ve Türkiye ise bölgesel istikrarın korunması ve deniz yollarının güvenliği konusunda ortak endişeler taşıyor.
Üçlü görüşmenin amacı ve beklentiler
Pakistan, Türkiye ve Suudi Arabistan'ın acil görüşme kararı, son dönemde artan saldırıların ardından geldi. Toplantıda, Husilere yönelik ortak bir diplomatik ve güvenlik stratejisi geliştirilmesi, deniz ticaretinin korunması için alınacak önlemler ve insani yardımların Gazze'ye ulaştırılması gibi konular ele alınacak. Üç ülke, aynı zamanda Yemen'deki krize siyasi çözüm bulunması için çabaların yoğunlaştırılması gerektiğini vurgulayacak.
Türkiye, bölgesel diyalog ve diplomatik çözümler konusunda aktif bir rol üstleniyor. Suudi Arabistan ise Husilerle yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ateşkes ve kalıcı barış için çaba harcıyor. Pakistan da İslam İşbirliği Teşkilatı çerçevesinde bölgesel işbirliğine önem veriyor. Üçlü görüşmenin, Husi saldırılarına karşı ortak bir tutum belirlenmesi ve bölgesel aktörler arasında eşgüdümün artırılması açısından kritik olduğu değerlendiriliyor.
Uzmanlar, bu tür bir görüşmenin Husiler üzerinde baskı oluşturabileceğini, ancak saldırıların arkasında İran'ın olması nedeniyle kalıcı bir çözüm için Tahran ile de diyaloğun gerekli olduğunu belirtiyor. Öte yandan, ABD ve İngiltere'nin Husilere yönelik hava saldırıları, bölgedeki gerilimi daha da artırmış durumda. Üçlü görüşme, askeri müdahale yerine diplomatik ve ekonomik araçlara öncelik verilmesi mesajı da içerebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'nin bu üçlü görüşmeye katılması, hem bölgesel hem de küresel düzeyde önemli sonuçlar doğurabilir. Kızıldeniz'deki istikrarsızlık, Türkiye'nin Süveyş Kanalı üzerinden yaptığı ticaretin aksamasına ve enerji maliyetlerinin artmasına yol açıyor. Ayrıca Türkiye, Husilerin saldırılarının sona ermesi için diplomatik girişimlerde bulunarak bölgesel bir aktör olarak etkinliğini artırmayı hedefliyor. Suudi Arabistan ve Pakistan ile yapılacak bu görüşme, Türkiye'nin İslam dünyası içindeki arabuluculuk rolünü pekiştirebilir ve Yemen krizine siyasi çözüm arayışlarına katkı sağlayabilir. Bununla birlikte, Türkiye'nin İran ile dengeli ilişkileri, Husiler konusunda ortak bir tavır belirlemesini zorlaştırabilir. Yine de görüşme, Türkiye'nin çok taraflı diplomasi ve bölgesel güvenlik mimarisindeki yerini güçlendirecek bir adım olarak öne çıkıyor.