Pakistan ordusu sözcüsü, ülkesinin Suudi Arabistan'ı savunmak için "her türlü imkana" sahip olduğunu ve gerektiğinde "her yola başvurabileceğini" açıkladı. Bu açıklama, Suudi Arabistan ile Yemen'deki Husiler arasındaki tansiyonun yükseldiği, Husilerin son günlerde Suudi topraklarına saldırılar düzenlediği ve Kızıldeniz'deki stratejik Bab el-Mendeb Boğazı'nın kontrolünü ele geçirdiği bir dönemde geldi.
Açıklamanın Arka Planı ve Askeri İşbirliği
Pakistan ordusunun sözcüsü, düzenlediği basın toplantısında, Suudi Arabistan'ın güvenliğinin Pakistan için kritik önemde olduğunu vurguladı. "Suudi Arabistan'a yönelik herhangi bir tehdit, Pakistan'a yönelik bir tehdit olarak algılanacaktır" diyen sözcü, iki ülke arasındaki derin askeri ve stratejik bağlara dikkat çekti. Pakistan ve Suudi Arabistan, onlarca yıldır savunma alanında işbirliği yapıyor; Pakistan ordusu, Suudi Arabistan'a askeri eğitim ve danışmanlık desteği sağlıyor. İki ülke arasında 2015'te imzalanan bir savunma anlaşması bulunuyor, ancak bu anlaşmanın detayları kamuoyuyla paylaşılmadı. Pakistan'ın bu açıklaması, Husilerin Suudi Arabistan'ın güney bölgelerine yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarını artırdığı bir dönemde geldi. Husiler, son haftalarda Suudi Arabistan'ın Cizan ve Necran bölgelerine saldırılar düzenledi ve Kızıldeniz'in girişindeki Bab el-Mendeb Boğazı'nı kontrol altına aldıklarını duyurdu. Bu boğaz, küresel deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 10'unun geçtiği kritik bir geçiş noktası.
Uzmanlar, Pakistan'ın bu açıklamasının caydırıcılık amacı taşıdığını belirtiyor. Pakistan'ın nükleer güce sahip bir ülke olarak Suudi Arabistan'a verebileceği destek, bölgesel dengeleri etkileyebilir. Ancak Pakistan'ın doğrudan askeri müdahalesi, İran ile olan hassas ilişkileri nedeniyle şimdilik düşük olasılık olarak değerlendiriliyor. İran, Husileri desteklemekle suçlanıyor ve Pakistan, İran ile uzun bir sınırı paylaşıyor. Pakistan'ın Suudi Arabistan'a verdiği destek, İran ile ilişkilerini zorlaştırabilir. Öte yandan, Pakistan ekonomik olarak zor bir dönemden geçiyor ve Suudi Arabistan'dan aldığı mali yardımlar büyük önem taşıyor. Suudi Arabistan, son yıllarda Pakistan'a milyarlarca dolarlık kredi ve mevduat sağladı. Bu nedenle Pakistan'ın açıklaması, ekonomik bağımlılığın bir yansıması olarak da görülebilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yemen'deki iç savaş, 2014'ten bu yana Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ile Husiler arasında devam ediyor. Koalisyon, Yemen hükümetini desteklerken, Husiler başkent Sanaa dahil ülkenin büyük bölümünü kontrol ediyor. Son gelişmeler, Husilerin askeri kapasitesini artırdığını ve Suudi Arabistan'a yönelik tehdidin boyutunu gösteriyor. Bab el-Mendeb Boğazı'nın kontrolü, Husilerin eline geçmesi durumunda Kızıldeniz'deki deniz trafiği için ciddi bir risk oluşturur. Bu boğaz, Avrupa ile Asya arasındaki en kısa deniz yolunu oluşturuyor ve günlük milyonlarca varil petrol taşınıyor. Husilerin burada kontrol sağlaması, küresel enerji fiyatlarını ve ticaret rotalarını etkileyebilir.
ABD ve Batılı ülkeler, Husilerin saldırılarını kınadı ve Suudi Arabistan'a destek verdi. ABD, Suudi Arabistan'a savunma sistemleri ve istihbarat desteği sağlıyor. Ancak Husilerin artan saldırı kapasitesi, koalisyonun etkinliğini sorgulatıyor. Rusya ve Çin, bölgede daha fazla istikrar çağrısı yaparken, İran Husilere desteğini sürdürüyor. Birleşmiş Milletler, Yemen'de siyasi çözüm için çabalarını sürdürüyor ancak taraflar arasındaki güvensizlik nedeniyle somut ilerleme kaydedilemiyor. Pakistan'ın açıklaması, Sünni dünyada Suudi Arabistan'a verilen desteğin bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Türkiye de bölgede denge politikası izliyor ve Suudi Arabistan ile ilişkilerini son yıllarda normalleştirdi. Türkiye, Yemen krizinde siyasi çözümden yana olduğunu belirtiyor ve Husileri terör örgütü olarak tanımlamıyor. Bu tutum, Türkiye'nin İran ile ilişkilerini de gözetiyor.
Pakistan'ın açıklaması, İslam dünyasında dayanışma mesajı olarak yorumlanırken, Yemen'deki insani kriz de derinleşiyor. BM'ye göre, Yemen'de 24 milyondan fazla insan insani yardıma muhtaç durumda. Savaş, ülkedeki altyapıyı çökertti ve kolera gibi hastalıklar yaygınlaştı. Uluslararası toplum, Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları kınarken, Yemen'deki sivil kayıplar için de endişelerini dile getiriyor. Pakistan'ın olası bir askeri angajmanı, bölgesel bir savaşa yol açabilir ve bu da Orta Doğu'daki istikrarsızlığı daha da artırabilir. Analistler, Pakistan'ın açıklamasının caydırıcılık amaçlı olduğunu ve fiili bir askeri müdahale anlamına gelmediğini vurguluyor. Ancak Husilerin saldırıları devam ederse, Pakistan'ın tutumu daha da sertleşebilir. Bölgesel güçlerin Yemen'deki vekalet savaşı, küresel güvenlik için ciddi bir tehdit oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Pakistan'ın Suudi Arabistan'a verdiği güçlü destek, Türkiye'nin bölgesel dengeler açısından dikkatle izlediği bir gelişme. Türkiye, Suudi Arabistan ile ilişkilerini son yıllarda düzeltirken, İran ile de işbirliğini sürdürüyor. Yemen krizinde Türkiye, siyasi çözümden yana ve Husileri terör örgütü olarak tanımlamıyor. Pakistan'ın olası askeri angajmanı, bölgede Sünni-Şii gerilimini artırabilir ve Türkiye'nin arabuluculuk çabalarını zorlaştırabilir. Ayrıca, Kızıldeniz'deki istikrarsızlık, Türkiye'nin Afrika ve Asya ile ticaret yollarını etkileyebilir. Türkiye, bölgesel istikrar için diplomatik girişimlerini sürdürmeli ve taraflar arasında diyalogu teşvik etmeli.