Suudi Arabistan'ın Yemen'de İran destekli Husi isyancılara karşı yürüttüğü savaşı şiddetlendirmesiyle birlikte Pakistan'ın bu çatışmada destek rolü üstleneceği bildiriliyor. Pakistan askerlerinin, Suudi Arabistan'ın çeşitli savunma görevlerini devralarak bu ülkenin tüm gücüyle savaşmasını sağlaması bekleniyor. Savunma analistlerine göre Pakistan askerlerinin doğrudan kara operasyonlarına katılması öngörülmüyor; ancak lojistik, eğitim ve sınır güvenliği gibi alanlarda Suudi ordusuna destek verecekleri belirtiliyor.
Gelişmenin arka planı
Yemen'de 2014'ten bu yana süren iç savaş, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun 2015'te başlattığı askeri müdahaleyle bölgesel bir çatışmaya dönüştü. İran'ın desteklediği Husi hareketi, başkent Sana ve ülkenin kuzeyini kontrol ederken, Suudi Arabistan ve müttefikleri Yemen hükümetini destekliyor. Son dönemde Husilerin Suudi Arabistan'ın güney bölgelerine ve Kızıldeniz'deki gemilere yönelik saldırıları artırması, Riyad'ı daha kapsamlı bir askeri yanıt vermeye itti.
Pakistan ile Suudi Arabistan arasındaki güvenlik işbirliği yeni değil. İki ülke arasında 1982'de imzalanan ve 2010'larda güncellenen savunma anlaşmaları çerçevesinde Pakistan, Suudi Arabistan'a askeri eğitim ve danışmanlık hizmeti sağlıyor. Ancak bu kez Pakistan'ın rolünün daha geniş kapsamlı olabileceği, Suudi Arabistan'ın sınır güvenliği, hava savunması ve istihbarat paylaşımı gibi alanlarda Pakistan'dan destek isteyebileceği ifade ediliyor.
Pakistan ordusunun Yemen'de doğrudan çatışmaya girmesi ise iç siyasi ve stratejik nedenlerle şimdilik gündemde değil. İslamabad yönetimi, ülke içindeki mezhepsel dengeleri ve İran ile olan sınır komşuluğunu gözeterek Yemen savaşında taraf olmaktan kaçınıyor. Buna karşın Suudi Arabistan'ın Pakistan'a yönelik ekonomik ve enerji desteği, İslamabad'ın savunma alanındaki işbirliğini sürdürmesinde etkili oluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Yemen savaşı, Orta Doğu'da Suudi Arabistan ile İran arasındaki vekalet çatışmasının en görünür cephelerinden biri haline geldi. Husilerin İsrail'e yönelik saldırıları ve Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik eylemleri, çatışmayı küresel ticaret ve enerji güvenliği açısından da kritik hale getirdi. ABD ve İngiltere'nin Husi hedeflerine yönelik hava saldırıları, Batı'nın bölgedeki askeri varlığını artırdı.
Pakistan'ın Suudi Arabistan'a desteği, İslam dünyası içindeki ittifak dengeleri açısından da önem taşıyor. Pakistan, hem Suudi Arabistan hem de İran ile ilişkilerini dengelemeye çalışırken, bu tür bir askeri destek İran'ın tepkisini çekebilir. Tahran, Pakistan'ın Suudi Arabistan safında yer almasını kendi güvenliğine yönelik bir tehdit olarak değerlendirebilir. Öte yandan Çin'in bölgedeki artan etkisi ve Suudi Arabistan ile İran arasındaki diplomatik yakınlaşma, Yemen savaşının seyrini etkileyebilecek diğer faktörler arasında.
Uluslararası toplum, Yemen'deki insani krize dikkat çekmeye devam ediyor. Birleşmiş Milletler, ülkedeki iç savaşın milyonlarca insanı açlık ve hastalıkla karşı karşıya bıraktığını vurguluyor. Suudi Arabistan'ın askeri operasyonlarını genişletmesi, sivil kayıpları artırabileceği endişesiyle eleştiriliyor. Pakistan'ın destek rolü, bu insani krizin daha da derinleşmesine yol açabileceği gerekçesiyle bazı çevrelerce sorgulanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde diplomatik çözümden yana tavır alırken, Suudi Arabistan ile İran arasındaki dengeyi gözetiyor. Pakistan'ın Suudi Arabistan'a askeri destek sağlaması, Türkiye'nin bölgesel güvenlik mimarisindeki konumunu dolaylı olarak etkileyebilir. Ankara, İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi iki ülke arasındaki işbirliğini yakından izlerken, Yemen'deki istikrarsızlığın Kızıldeniz ve Bab-ül Mendep Boğazı üzerinden Türkiye'nin deniz ticaret güvenliğini tehdit etmesi muhtemel. Ayrıca Pakistan ile savunma sanayii işbirliği bulunan Türkiye, bu gelişmeyi kendi stratejik çıkarları açısından dikkatle değerlendirecektir.